Skip to search.

Breaking News Visit Yahoo! News for the latest.

×Close this window

KomploTeorileri · KOMPLO TEORİLERİ

The Yahoo! Groups Product Blog

Check it out!

Group Information

  • Members: 2375
  • Category: Politics
  • Founded: Jul 13, 2006
  • Language: Turkish
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Message search is now enhanced, find messages faster. Take it for a spin.

Messages

Advanced
Messages Help
Messages 1678 - 1707 of 1707   Oldest  |  < Older  |  Newer >  |  Newest
Messages: Show Message Summaries Sort by Date ^  
#1678 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Wed Mar 16, 2011 9:23 am
Subject: Onemli: Turkiye Sinirinda Nukleer Tehlike Sinyali
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Nükleer Tehlike Türkiye'den Sadece 16 Km Uzaklıktadır...

 

Tüm dünya Japonya’daki nükleer tehlikeyi ve hatta felaketi konuşuyor… Peki aslı felaketin ve tehlikenin bizden sadece 16 km uzaklıkta olduğunu biliyor musunuz? Türkiye’den sadece 16 km uzaklıktaki bu tehlikenin farkında mısınız? TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN Japonya’dan çok daha büyük tehlike olan bu konuyu sizin için araştırdı ve analiz etti. Türk kamuoyuna ilk defa TÜRKSAM tarafından sunulan ancak yeterince dikkat çekmeyen bu konu Japonya’daki felaket vesilesiyle yeniden gündeme alınmaktadır. TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN’ın bu önemli analizini aşağıdaki linkten TÜRKSAM Web sayfasından okuyabilirisiniz.

 

http://www.turksam.org/tr/a2308.html

 

TÜRKSAM

www.turksam.org

 


#1679 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Fri Mar 18, 2011 5:17 am
Subject: BM Güvenlik Konseyi'nin Libya Kararı Bir Müdahaleyi Getiri mi? Türkiye'nin Tepkisi Ne Olur?
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

 

BM Güvenlik Konseyi’nin Libya Kararı Bir Müdahaleyi Getiri mi? Türkiye’nin Tepkisi Ne Olur?

 

Sinan OĞAN

TÜRKSAM Başkanı

 

17 Mart 2011 tarihinde Türkiye saatiyle gece yarısını biraz geçe toplanan BM Güvenlik Konseyi, Libya'da sivillerin koruması amacıyla uçuşa yasak bölge oluşturulmasına yetki veren, Libya'da derhal ateşkes sağlanması çağrısında bulunan ve rejime yönelik yaptırımların daha da sıkılaştırılmasını ve genişletilmesini öngören karar tasarısını kabul etmiştir.

 

BM Güvenlik Konseyi’nde Çin’in dönem başkanlını üstlendiği toplantıda İngiltere, Fransa, ABD ve Lübnan tarafından hazırlanan karar tasarısı 15 üyeli BM Güvenlik konseyinin 5 daimi ve 10 geçici üyesinden 10’u evet oyu verirken Rusya, Çin, Almanya, Hindistan ve Brezilya çekimser oy vermiştir. Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin hiçbirisi veto hakkını kullanmadığı için karar kabul edilmiştir.

 

Devamını aşağıdaki linkten okuyabilirisiniz…

 

http://www.turksam.org/tr/a2361.html

 

 

TURKSAM

www.turksam.org


#1680 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Sun Mar 20, 2011 10:01 am
Subject: Libya'ya Odise'nin Şafağı Operasyonu Başladı... Türkiye'nin Manevra İmkanı Kısıtlanıyor...
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Libya’ya Odise'nin Şafağı Operasyonu Başladı… Türkiye’nin Manevra İmkanı Kısıtlanıyor…

 

Sinan OĞAN

TÜRKSAM Başkanı

 

BM Güvenlik Konseyi’nin 17 Mart 2011 tarihinde Türkiye saatiyle gece yarısını biraz geçe toplanarak aldığı 1973 No’lu kararın ardından 19 Mart 2011 tarihinde T.S. ile 18.45’te ABD ve Fransa’nın öncülüğündeki koalisyon kuvvetleri Libya’ya hava harekatına başlamıştır. Hava operasyonuna Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya ve diğer bazı ülkeler dest k vereceklerini açıklamıştır. ABD ise bölgedeki iki savaş gemisi ve Tomahawk füzesi taşıyan üç denizaltı ile operasyonlara katılmıştır. Libya’ya yönelik ilk harekat Fransa tarafından 19 Mart günü T.S. ile 18.45’te başlamıştır. Ardından da gece boyunca devam etmiştir.
 
TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN'ın bu detaylı analizini  http://www.turksam.org/tr/a2364.html  linkten okuyabilirisiniz
 
TURKSAM
 

#1681 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Thu Mar 24, 2011 11:45 am
Subject: NATO'nun Libya'da Ne İşi Var mı Demiştiniz?
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

NATO’nun Libya’da Ne İşi Var mı Demiştiniz?

 

Türkiye maalesef son yıllarda dış politika kararlarını iç politik kaygılar ile almaya başlamıştır. Diğer yandan Başbakan Erdoğan ve Dışişleri bakanı Davutoğlu dış politika kararlarını Dışişleri Bakanlığı diplomatlarını devre dışına çıkararak adeta birkaç danışmanı ile almaktadır. Bu kararlar alınırken ayaküstü açıklamalar ile duyurulmakta ve kararların oluşmasında iç politik kaygılar ile bu çevrelerin hissi davranışları etkili olmaktadır. Hal böyle olunca da kararlar yanlış alınmaktadır. 15 günde nereden nereye gelmişiz. NATO’nun Libya’da ne işi var? Sorusundan, Libya’ya asker gönderme tezkeresinin TBMM’de görüşülmesine…

 

TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN’ın Libya Tezkeresinin TBMM’de görüşüldüğü bir zamanda “NATO’nun Libya’da Ne İşi Var mı Demiştiniz?” başlıklı analizinin devamını aşağıdaki linkten okuyabilirisiniz.

 

http://www.turksam.org/tr/a2370.html

 

TÜRKSAM

www.turksam.org


#1682 From: serdar kuru <serdarkuru75@...>
Date: Tue Jul 5, 2011 3:01 am
Subject: Hi
serdarkuru75
Send Email Send Email
 

Hi
My dear friend,I found a very nice website---www.xanshop.com---, which is holding 10-year anniversaries. It sells notebooks, cell phones, digital cameras with top quality all over the world. The activity is end of 30, June, you will get gifts as long as you registered on it before this time.
 
Hope you won't miss such a good chance!

#1683 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Wed Jul 20, 2011 10:09 am
Subject: Üniversiteyi Türk Dünyası'nda Türkiye Türkçesiyle Okuyun!
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

 

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı

Üniversiteyi Türk Dünyası`nda Türkiye Türkçesiyle Okuyun!

Kemalpaşa Mahallesi Bukalidede Sokağı No: 4 Belediye Sarayı Arkası Ankaravi Mehmed Efendi Medresesi Posta kodu: 34134 Saraçhane / Aksaray / Fatih / İstanbul / TÜRKİYE
Telefon : +90 212 511 10 06 | Belgegeçer : +90 212 520 53 63 | E-Posta : tdav@...

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı İnternet Sitesine Gitmek İçin

 



#1684 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Wed Jul 20, 2011 9:37 pm
Subject: Iğdır Milletvekili Sinan OĞAN Tv8'de Terörü konuştu
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

MHP Iğdır Milletvekili Sinan OĞAN Tv8'de Erkan Tan ile Başkentten Programına katılarak terörü ve gündemi değerlendirmiştir. Kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler aşağıdaki linkten izleyebilirler...

Lütfen bu haberi siz de kendi sayfanızda paylaşın ve izlemeynelere de ulaşmasını sağlayınız...

http://www.tv8.com.tr/v-4329-21-ogan--teror-orgutunun-derdi-bireysel-haklar-degil

Saygılarımızla


#1685 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Wed Jul 27, 2011 3:19 pm
Subject: Sarkisyan'ın Açıklaması Türkiye'ye Savaş İlanıdır
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Sarkisyan’ın Açıklaması Türkiye’ye Savaş İlanıdır.

 

Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan Ermeni gençleri ile katıldığı bir programda Dağlık Karabağ bölgesinin kendi nesli tarafından alındığını ve Ermeni gençlerinin ise Ağrı’yı almaları gerektiğini ifade emiştir. Bu açıkça Türkiye’den toprak talebi ve savaş ilanıdır. Dolayısıyla da Sarkisyan’a verilecek cevap bu çerçevede ve yaptırımları da içerecek nitelikte sert olmalıdır.

 

AKP hükümetinin Kürt Açılımı adı altında sürdürdüğü terörü ve teröristi meşrulaştırma girişimi neticesinde Türkiye’de Habur görüntüleri eşliğinde terör ve terörist azdırılmıştır. “Futbol diplomasisi” adı altında sürdürdüğü “Ermeni Açılımı” neticesinde ise maalesef Ermeni Devlet Başkanı azdırılmış ve Türkiye ile küstahça konuşacak bir noktaya getirilmiştir. Bursa’da Cumhurbaşkanı Gül tarafından özel ağırlanan Azerbaycan bayrağı Bursa’da stada sokulmazken Sarkisyan özel ev yapımı dolmalar ile ağırlanırken bizim bütün uyarılarımız dikkate alınmamıştır. Bugün nasıl terörde gelinen noktada hükümetin sürdürdüğü politikanın yanlışlığı anlaşılmışsa, Ermeni açılımının da ne kadar yanlış bir politika olduğu Sarkisyan’ın bu son açıklaması ile bir kez daha anlaşılmıştır. Ancak hükümetin bunu yeterince anlamadığı ve durumun vahametini algılayamadığı da görülmektedir. Zira Başbakan Erdoğan’ın Sarkisyan’a cevabı yeterince sert değildir. Türkiye’ye açıkça savaş ilan eden birisine verilecek cevap çok daha sert olmalıdır ve sözlerini geri alıp özür dileyene kadar da sert uygulamalar derhal devreye sokulmalıdır.

 

Oysa Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “bir gün Ermeniler Türkiye’de hem ev satın alabilecek ve hem de buraya yerleşebileceklerdir” açıklamasında bulunabilmektedir. Hükümet bu açıklama ile yetinmemekte 11 Eylül’de Erivan-Van uçuşlarını başlatmaya hazırlanmaktadır. Türkiye’den toprak talep eden Sarkisyan bu girişimler ile ödüllendirilmektedir. Türkiye derhal bu tür girişimleri durdurmalı, Ermenistan ile sürdürülen gayri resmi bütün diyaloglar ve ulaştırma kanalları kapatılmalıdır.

 

Ayrıca Sarkisyan’ın bu açıklamalarından sonra kendi rızası ile Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’daki işgaline son vermeyeceği görülmeli ve bir an önce bu işgalin son vermesi için yeni bir uluslar arası girişim başlatılmalıdır.

 

Sinan OĞAN

MHP Iğdır Milletvekili


#1686 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Mon Sep 26, 2011 9:35 am
Subject: Doç. Dr. Celalettin Yavuz'un Analizi: Piri Reis Akdeniz'de: Rumlar ve İsrail'le Yeni Bir Gerilim mi?
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

“19 Eylül 2011’de Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY)’nin Kıbrıs’ın güneydoğusunda ve Türkiye’ye en uzak noktada seçtiği sahada ABD Noble Energy şirketi ve İsrail’le birlikte ortak petrol arama çalışmaları başlatıldı. Türkiye de bunun üzerine 22 Eylül 2011’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile KKTC’nin münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) ortak petrol arama çalışması yapmak üzere anlaşma imzaladı.

 

Türkiye, önce Piri Reis araştırma gemisi ile Kıbrıs’ın kuzeydoğusu (Karpas Burnu-İskenderun) arasındaki sahada araştırma yapacak. Daha sonra da çalışmasını muhtemelen daha batıya doğru kaydıracak. Türkiye böylelikle gerilimi tırmandırmadan, ancak GKRY’ye de “Sen KKTC’de yaşayan Türkleri tanımazsan, ben de seni tanımıyorum!” mesajını açıkça vermektedir. Ancak, şurası da gerçek ki, 9 Eylül Üniversitesi’nin bu araştırma gemisi, sismik çalışmalardan daha çok deniz suyu araştırmaları üzerine yoğunlaşmıştı. İnandırıcı bir petrol arama çalışması için, daha gelişmiş ve donanımlı araştırma platformlarına ihtiyaç duyulduğunu sağır sultan dahi tahmin edebilir…”

 

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “Piri Reis Akdeniz’de: Rumlar ve İsrail’le Yeni Bir Gerilim mi?” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2477.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM - Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi


#1687 From: serdar kuru <serdarkuru75@...>
Date: Tue Sep 27, 2011 12:14 am
Subject: Hi
serdarkuru75
Send Email Send Email
 
#1688 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Wed Sep 28, 2011 4:39 pm
Subject: TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN'ın 19 Eylül'de Konuk Olduğu Erkan TAN ile Başkentten Programının Yazılı Metni - A. Gencehan BABİŞ'in Analizi: "Filistin'in BM Tarafından Tanınma Talebi Sürecinde Avrupa Birliği"
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN’ın 19 Eylül 2011’de Konuk Olduğu Tv 8’de Yayınlanan “Erkan Tan İle Başkentten” Programının Yazılı Metni

 

Sinan Oğan: “Efendim, teröristin anlayacağı bir tek dil vardır. O da teröriste silah bıraktıracak dildir. Ama bununla beraber bu ülkede bir demokrasi sorunu varsa ki vardır, bireysel özgürlüklerin arttırılması noktasında da gelin, her türlü bireysel özgürlüğün önündeki engeli kaldıralım. Ama bu hükümet onu yapmıyor. Bu hükümet bir, pazarlık yapıyor teröristle; iki, kolektif özgürlükler adı altında birtakım ayrımcılıklar yapıyor. Birtakım adına da pozitif ayrımcılık diyorlar maalesef. Bu milleti bölecek, bu milleti birbirinden farklılaştıracak uygulamalar yapıyor. Biz demiyoruz ki terör bitmesin. Tam tersine terörü bitiren iktidar bizdik zamanında ve biz de terör bugün bitsin istiyoruz. Biz istemiyoruz ki, yeni şehitlerimiz yeni gazilerimiz olsun. Ama sizin yaptığınız bu pazarlıklar terör örgütünü daha fazla şımartacaktır. Terör örgütünün daha fazla talepte bulunmasına sebep olacaktır. Ve bu da yarın daha fazla kan akmasına sebep olacaktır. Biz zamanında ne diyorduk? Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır diyorduk. Başbakan ne diyordu? Sayın Başbakan işte Habur’u gösteriyordu, Habur’u işaret ediyordu. Ne güzel görüntüler bunlar diyordu. Ne oldu? Habur’la bir şey mi elde ettiniz Allah aşkına? Dünyanın neresinde teröristle pazarlık yapılarak, teröriste her istediği verilerek bir başarı sağlanmıştır? Hiçbir yerde… Terörün önce etkisini kıracaksınız, ondan sonra kendi iç düzenlemelerinizi kendi anayasanıza uygun olarak kendiniz yapacaksınız. Bir dayatmanın sonucu olarak atacağınız her adım teröre verilmiş bir karşılık olacaktır. Ve pozitif karşılık olacaktır maalesef. Bu da terörün kazanç hanesine yazılmış olacaktır…”

 

TÜRKSAM Başkanı ve MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN’ın 19 Eylül 2011 tarihinde konuk olduğu TV 8’de yayınlanan “Erkan Tan İle Başkentten” programının yazılı metnine http://www.turksam.org/tr/a2478.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 


Filistin’in BM Tarafından Tanınma Talebi Sürecinde Avrupa Birliği

 

“Son dönemlerde, Orta Doğu’nun “popüler konusu Arap Baharı” olarak adlandırılan Mısır, Libya, Suriye ve Yemen gibi ülkelerdeki halk ayaklanmaları dünya ve Avrupa gündeminde başat madde iken Birleşmiş Milletler (BM) 66. Genel Kurulu genel görüşmeleri esnasında Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Başkanı Mahmud Abbas’ın BM nezdinde Filistin’in devlet olarak tanınmasıyla ilgili ayakta alkışlanan konuşmasıyla bölgenin “klasikleşmiş sorunu Filistin” tekrar ana gündem maddesi olmuştur…”

 

Ahmet Gencehan BABİŞ’in “Filistin’in BM Tarafından Tanınma Talebi Sürecinde Avrupa Birliği” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2479.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1689 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Tue Oct 4, 2011 7:07 am
Subject: İbrahim ÇEVİK'in Analizi - Celalettin YAVUZ'un Analizi - TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN'ın Katıldığı Programların Yazılı Metinleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Artan PKK Saldırıları - Terör Neden Son Bulsun?

 

“PKK’nın silah bırakmayacağının nedenlerini örgüt açısından ele aldığımız sondan bir önceki yazımızın üzerinden geçen bu kısacık zaman diliminde Türk’ün ciğeri, Kürt’ün kezzebi yandı. Dışarıdan ciğeri yananların ağıtlarını, içeriden vicdanlarının feryatlarını duymayanlar, terör saldırıları için sanki kandan beslenen bir örgüt değilmiş gibi PKK’nın saldırılarının zorlamalar sonucunda arttırdığı kanaatini yaymaya çalışıyorlar. Ellerindeki kılıf ne olursa olsun PKK’yı içerisine yerleştirmeleri mümkün değildir. Çünkü PKK bünyesinde taşıdığı hastalıklar ve dışarıdan gelen nedenlerin etkisi altında kan dökmek zorundadır. Bu karakterinden vazgeçmez, geçemez. Sadece içerisinde bulunduğu duruma göre terörün şiddetini azaltıp arttırır. Son günlerde de olan budur…”

 

İbrahim ÇEVİK’in “Artan PKK Saldırıları - Terör Neden Son Bulsun?” başlıklı analizine http://www.turksam.org/tr/a2480.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 28 Eylül 2011 Tarihinde Katıldığı Bengü Türk TV Haber Merkezi Programının Yazılı Metni

 

Sinan OĞAN: “Terör örgütünün belini kırmak lazım, terör örgütüyle silahlı mücadele etmek lazım. Biz yıllardır bunu AKP hükümetine anlatamadık. Yıllardır biz diyoruz ki, bırakınız bu tür terörle pazarlıkları, terörle mücadele ediniz diyorduk; ama hükümet “Bu sizin söylemleriniz köhne söylemler, biz yeni bir anlayışla bu işe yaklaşıyoruz, sizin o dediklerinizin modası geçti” şeklinde hep bizim bu dediklerimizi göz ardı etti; ama bunun neticesinde onlarca, yüzlerce vatan evladımız şehit oldu. Hükümet nihayet bu konuyu kısmen anlamış gözükmektedir. “Biz terörle mücadele edeceğiz” diyor; ama “Müzakere edeceğiz” sözünü de göz ardı etmiyor, onu da aynı anda devreye sokacaklarını ifade ediyorlar. Ben buradan diyorum ki, bu konuyla yıllardır iştigal eden birisi olarak diyorum ki, hükümete Bengü Türk televizyonu aracılığı ile çağrıda bulunmak istiyorum ki; “Terörle önce mücadele etmek lazım. Terörle aynı anda hem mücadele, hem müzakere edemezsiniz.” Sayın Başbakan’ın söylemi son derece yanlıştır ve son derece tehlikelidir. Sayın Başbakan’ın jargonunda da son derece yanlış ifadeler olduğunu görmekteyiz. Terör örgütüne “görev tanımı” yapmaktadır. Onların görevi öldürmek diyor. Bunlar da son derece yanlıştır. Dolayısıyla terör konusunda bir defa yere sağlam basmanız lazım. Bakınız bu mücadelede sağlam basmanız, bir duruş sergilemeniz, psikolojik üstünlüğü ele geçirmeniz son derece önemlidir…”

 

TÜRKSAM Başkanı ve Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN’ın 28 Eylül 2011 tarihinde katıldığı Bengü Türk TV Haber Merkezi programındaki konuşmalarının yazılı metninin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2481.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 21 Eylül 2011 Tarihinde CNN Türk’te Yayınlanan Ahmet Hakan’la Tarafsız Bölge Programındaki Konuşmalarının Yazılı Metni

 

Sinan OĞAN: “Şimdi, bölgede ki oy oranından seçimden bahsediyoruz. Bölgeden seçilmiş bir milletvekili olarak ifade etmek isterim. Bakınız bölgede PKK’nın silahlı gücünü kırmadığınız zaman sandıkta demokrasiyi sağlayamıyorsunuz ve meselede oradan başlayarak başka sorunları karşınıza çıkarıyor. Hep şunu ısrarla vurguladık PKK’nın silahlı gücünü neye mal olursa olsun kırmak lazım. Kırmadığınız zaman karşınızda metropollerde büyük eylemler yapan bir terör örgütü çıkıyor…”

 

TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın, Güvenlik Uzmanı Doç. Dr. Önder AYTAÇ, Güvenlik Uzmanı Mete YARAR, Gazi Üniversitesi öğretim üyesi ve SETA’da araştırmacı uzman olarak görev yapan Hüseyin YAYMAN ve Seyfi ÖNGİDER ile birlikte 21 Eylül 2011 tarihinde konuk olduğu CNN Türk TV’de yayınlanan Ahmet Hakan’la Tarafsız Bölge programındaki konuşmaların yazılı metninin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2482.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

PKK Terörünün Tasfiyesi İçin Bir Örnek: İngiltere ve İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA)

 

“Türkiye’de PKK terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan’la İmralı’da devlet görevlilerinin görüşmesi, müzakeresi yanında terör bazı elebaşıları ile de Oslo’da müzakereler yapıldığının anlaşılması, ancak bu müzakerelerde konuşulanların aksine PKK’nın istekleri verilmeyince Haziran 2011’in sonundan itibaren artan sayıda terör olayları Türkiye’nin en önemli gündem maddesi haline geldi. Terörün tasfiyesi konusunda da çeşitli fikirler gene havada uçuşmaya başladı. Terörün tasfiyesi bir günde, bir ayda, bir yılda olabilecek bir şey değildir. Tasfiye yavaş, ancak kararlılıkla, ülkenin ve Meclis’in uzlaşmasıyla mümkün olabilmektedir. Terörün tasfiyesi konusunda en sık verilen İngiltere’deki İrlanda Cumhuriyet Ordusu (İRA)’nın tasfiyesi nasıl oldu, bunu aşağıda vermeye çalıştık…”

 

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin YAVUZ’un PKK Terörünün Tasfiyesi İçin Bir Örnek: İngiltere ve İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) başlıklı analizine http://www.turksam.org/tr/a2483.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org

 

 


#1690 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Tue Oct 4, 2011 7:19 am
Subject: Umuda Yolculuğun 50. Yılında GöçTürkler ''Göç ve Aidiyet Çalıştayı''na Davet
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Umuda Yolculuğun 50. Yılında GöçTürkler
''Göç ve Aidiyet Çalıştayı''
 
2011 yılı, Türklerin Avrupa’nın çeşitli ülkelerine işçi olarak gidişlerinin 50. yılı. 
50 yıllık bu serüveni özetlemek, Türkiye’yi 50 yıldır Avrupa’da var eden vatandaşlarımızı anmak 
ve bu tarihi olgunun altını çizmek amacıyla  
UETD Hollanda ve Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği tarafından ortaklaşa düzenlenen  
‘‘Umuda Yolculuğun 50. Yılında GöçTürkler‘‘ 
konulu Göç ve Aidiyet Çalıştayını onurlandırmanızı dileriz.
                                          
 
 
Veyis GÜNGÖR                                                         Hikmet EREN

UETD Hollanda Başkanı                                            EkoAvrasya Başkanı
 
 
Tarih   : 06 Ekim 2011 - Perşembe
Saat    : 16.30
Yer      : T.C. Başbakanlık
            Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı
            Mevlana Bulvarı (Konya yolu üzeri) No: 145  Balgat - ANKARA 
L.C.V   : 0 (544) 3748109

 

 


1 of 1 File(s)


#1691 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Fri Oct 7, 2011 2:08 pm
Subject: Dr. Serdar Erdurmaz'ın Analizleri - Cihan Uğur'un Analizi
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Suriye, Türkiye ve İsrail Üçgeni. Kim Zararlı?

 

“Türkiye’nin Ekim ayı başında Suriye sınırında yapmaya başladığı Seferberlik Tatbikatı, Suriye ile olan tansiyonu artırma eğilimini gündeme getirmektedir. Ayrıca, Esad ve ailesinin Türk bankalarındaki yarım milyar dolar olan hesaplarının dondurulması gündemde olup, daha öte yaptırımların uygulanması için bir yol haritası hazırlandığı ifade edilmektedir. Bununla beraber Başbakan Erdoğan’ın tatbikat süresi içinde Hatay’daki Suriyeli mülteci kampını ziyareti Suriye’nin kamplar hakkında uygulamaya çalıştığı kara propagandaya karşı bir cevap olacaktır. Bilindiği gibi, Suriye’de hükümet taraftarı medya kamptaki Suriyelilere kötü muamele edildiği ve kadınlara tecavüz edildiği şeklinde gerçek dışı haberlerle Türkiye aleyhine bir kamuoyu yaratma teşebbüsü içine girmişlerdir...”

 

Dr. Serdar Erdurmaz’ın “Suriye, Türkiye ve İsrail Üçgeni. Kim Zararlı?” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2485.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Çin Milliyetçiliği

 

“Dünyanın kadim milletlerinden 5000 yıllık tarih ve kültüre sahip Çin, bugün dünya gündeminde en çok ilgi çeken ve takip edilen bir ülke haline geldi. Aynı topraklar üzerinde bugüne kadar devam eden Çin kültürü ve Çin milletinin doğuşu ve günümüze kadarki seyri, bundan sonraki seyrini anlama ve “millet-milliyetçilik” konusunu irdelemede etkili olacaktır…”

 

Cihan Uğur’un “Çin Milliyetçiliği” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2487.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

NATO Füze Bilgilerini İsrail’e Aktarmayacak Denildi

 

“NATO Füze savunma sisteminin asıl hedefinin, NATO ülkelerine karşı oluşabilecek tehdide karşı savunma amaçlı olduğu konusunu başından beri ısrarla savunmuş ve Türkiye’de konuşlandırılacak radarların kullanımında birinci amacın, NATO’ya karşı tehdide odaklanmak olduğunu ifade etmeye çalışmıştık. Nitekim ABD Savunma Bakanı Panette’nın, NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda yaptığı açıklama “elde edilen bilgilerin İsrail’e aktarılmasının olmayacağı” şeklindedir. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, ’’Füze savunma sistemi İran’dan o bölgeye yani İsrail’e gelebilecek muhtemel füzeleri hedef almayacaktır. Çok açık ki füze savunmasında bilgi paylaşacak olanlar NATO üyeleridir. İsrail bu nedenle sisteme katılamaz ve bilgiye erişimi de olmayacaktır’’ şeklinde ifadede ile bağlayıcı bir taahhütte bulunmuştur. Belli ki bu husus Türkiye ile de müzakere edilerek karara bağlanmıştır…”

 

Dr. Serdar Erdurmaz’ın “NATO Füze Bilgilerini İsrail’e Aktarmayacak Denildi” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2486.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org

 


#1692 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Mon Oct 10, 2011 8:10 am
Subject: A. Gencehan Babiş, E. Cansu Yurdakul, Dilara Ünal, İbrahim Çevik ve Doç. Dr Celalettin Yavuz'un Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Soğuk Savaş Dönemi Sonrası Türk Dış Politikasının Kimlik Bunalımı ve Benlik Arayışları

 

“Son dönemde Türk dış politikasında “yeni” bir atmosferin oluştuğu ve “yeni” yaklaşımların egemen olduğu söylemi çeşitli akademik çevreler tarafından sıkça ifade edilmekte ve medya organlarında sıklıkla yer almaktadır. Bu duruma, Soğuk Savaş sonrası dönemde biçimlenen uluslararası arenanın incelendiği geniş bir açıdan bakıldığında ise son dönemde dış politikada yapılan açılımların “yeni” olmadığı görülecektir. Soğuk Savaş sonrası bir “açılımlar silsilesi” yaşanan Türk dış politikasının öncelikli faaliyet alanı her iktidar döneminde değişmesi, bir başka deyişle dış politikaların “uzun dönemli devlet politikaları” çerçevesinde değerlendirilmeyip “iktidarların pragmatik (yararcı) ve kısa dönemli politik ajandalarına” hapsolması Türkiye’yi maalesef elle tutulur bir sonuca ulaştırmamıştır…”

 

Ahmet Gencehan Babiş’in “Soğuk Savaş Dönemi Sonrası Türk Dış Politikasının Kimlik Bunalımı ve Benlik Arayışları” analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2492.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Sarkozy’nin Türkiye Üzerinden Seçim Yatırımı

 

“Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy 7 Ekim 2011 tarihinde Güney Kafkasya’yı kapsayan bir günlük geziye çıkmıştır. İlk olarak Ermenistan, daha sonra da Azerbaycan ve Gürcistan’a giden Sarkozy gezisinin ilk durağı Erivan’da Türkiye’ye yönelik ağır ifadeler içeren açıklamalarda bulunmuştur. Ermenistan’daki “sözde soykırım” anıtını ziyaret eden Fransız Cumhurbaşkanı, “Fransa ve Almanya gibi Türkiye de büyük bir ülke. Bu yüzden Fransa ve Almanya’nın yaptığı gibi Türkiye de tarihini gözden geçirmeli” demiştir. Buna ek olarak da yılsonuna kadar Türkiye’nin “sözde soykırım” iddialarını kabul etmemesi durumunda “başka girişimlerde bulunulacağını da” dile getirmiştir. Sarkozy’nin sözünü ettiği ‘başka girişimler’ arasında Ermeni iddialarının kabul edilmemesi durumunda cezai yaptırım uygulanmasını sağlayacak bir yasa tasarısının Fransız meclisinden geçirilmesinin de bulunduğunu belirtmiştir. Sözde soykırım iddialarının kendi cumhurbaşkanlığı döneminde kabul edilmesini umduğunu da sözlerine eklemiştir…”

 

Elif Cansu Yurdakul’un “Sarkozy’nin Türkiye Üzerinden Seçim Yatırımı” başlıklı analizinin devamın http://www.turksam.org/tr/a2490.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Alman Vakıfları, Belediyeler Üzerinden PKK’ya Yardım Ediyorsa Gereği Neden Yapılmaz?

 

Ekim 2011 başında Başbakan Erdoğan bazı Alman vakıflarının BDP ve CHP’li belediyelerde desteklediği projeler üzerinden PKK’ya kaynak aktarıldığını ileri sürdü!

 

Türkiye’de bilinen Alman vakıfları; Konrad Adenauer, Friedrich Ebert, Friedrich Naumann ile Heinrich Böll’dür ve gizli-saklı çalışma yapmaları mümkün değildir. Konrad Adenauer vakfı, Almanya’da halen Şansölye bulunan Angela Merkel’in partisi CDU’nun kurucusu Adenauer adına, Friedrich Ebert vakfı, sosyal demokrat partilerden SPD’nin kurucusu adına kurulan vakıflardır. Heinrich Böll vakfı da Yeşiller partisinindir.

 

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “Alman Vakıfları, Belediyeler Üzerinden PKK’ya Yardım Ediyorsa Gereği Neden Yapılmaz?” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2488.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Alman Vakıfları Konusunda Geriye Küçük Bir Göz Atış

 

“Oldukça uzun bir geçmişi olduğu halde yeni bir konuymuş gibi son günlerde üzerinde çok konuşulan özelde Alman vakıfları, genelde vakıf faaliyetlerinin ne oldukları konusunda bazı alıntılarla farklı bir bakış getirmenin yararının olacağı değerlendirilmektedir.* “Özellikle; azınlık ve etnik topluluklar konularında yaptıkları araştırmalar nedeniyle faaliyetleri rahatsızlık yaratan Alman vakıflarının çalışma izinlerinin bulunmadığı konusu, buna örnektir. Bu konuyla ilgili olarak televizyonda yapılan bir programda; Konrad Adenauer Vakfı temsilcisi Hazine Müsteşarlığı’ndan ve DPT’den alınma izinlerinin bulunduğunu açıkladı. Ancak karşılığında Vakıflar Genel Müdürlüğü, söz konusu iznin alınmış olmasının yasal bir geçerliliğinin bulunmadığını belirtti…”

 

İbrahim Çevik’in “Alman Vakıfları Konusunda Geriye Küçük Bir Göz Atış” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2491.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Orta Doğu’daki Arap Baharı Gölgesinde Model Parti: AKP

 

“Arap Baharı olarak adlandırılan son dönemdeki gelişmeler doğrultusunda Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki ülkeler, yeni düzenlerini kurma arayışına girmişlerdir. Bu arayış ile Türkiye’nin Arap coğrafyasına model ülke olması tartışması tekrar gündeme gelmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidara gelmesiyle, ‘Ilımlı İslam’ adı altında Türkiye’de demokratik seçim temelinde yeni bir model oluşturulmuş ve bu model günümüzde Arap coğrafyasındaki ülkelere örnek olarak sunulmaktadır. Turuncu Devrimlerin akabinde kurulan model AKP, Arap devrimleri öncesinde Türkiye’de gerçekleşen Turuncu Ampul Devrimi’nin aktörüdür. Söz konusu modelliğin Orta Doğu’daki hedef kitlesi Müslüman Kardeşler’in, AKP’yi model alarak yeni sürece hazırlanması ile AKP’nin Orta Doğu’da kurulan yeni rejimlere önderliği tartışmasında somut bir adım atılmıştır…”

 

Dilara ÜNAL’ın “Orta Doğu’daki Arap Baharı Gölgesinde Model Parti: AKP” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2489.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1693 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Sat Oct 15, 2011 3:42 pm
Subject: Doç. Dr. Celalettin Yavuz, A. Gencehan Babiş, E. Cansu Yurdakul'un Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Türkiye – İran İlişkileri Stratejik Ortaklıktan Çatışmaya: Füze Kalkanı’ndan PKK ve Karayılan Olayına

 

“11 Ekim 201’de bir gazetecinin köşesinde, PKK terör örgütünün Kandil’deki elebaşısı Murat Karayılan’ın Ağustos 2011 ortalarında İran tarafından yakalandığı, hatta başlangıçta bu yakalama olayının bildirildiği, sonra yalanladığı, ama gerçek yakalandığının anlaşıldığını yazdı. Hatta Karayılan “pazarlık” sonucunda serbest bırakılmıştı. Bu gelişme Türkiye’nin sadece terörle mücadelesi açısından değil, aynı zamanda “Dış Politikası” tarafından özel incelemeyi gerektirmektedir. Çünkü adı geçen olaydan yaklaşık bir yıl önce (Mayıs 2010) Türkiye, adeta tüm BM devletlerini karşısına alarak, İran’ın “uranyum zenginleştirme” programını savunmuştu…”

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “Türkiye – İran İlişkileri Stratejik Ortaklıktan Çatışmaya: Füze Kalkanı’ndan PKK ve Karayılan Olayına” başlıklı analizine http://www.turksam.org/tr/a2495.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Türkiye - AB İlişkilerinde Değişmeyen Karne: 2011 İlerleme Raporu

 

Birçok kesim tarafından Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bir “karnesi” olarak da anılan Türkiye ile ilgili 2011 Yılı AB İlerleme Raporu 12 Ekim 2011 tarihinde yayınlanmıştır. AB tarafından bazı konulardan “iyi” not alan Türkiye’nin bazı alanlardaki notları ise “orta” ya da “başarısız” olarak görülmektedir. Bu noktalardan yola çıkılarak genel olarak bakıldığı zaman, özellikle son dönemde “alan değiştiren” Türk dış politikasının AB nezdinde “devamsızlığı artan bir öğrenci” konumunda görülmesi nedeniyle, Türkiye’nin 2011 yılı karnesini son yıllardakilerden daha farklı olarak değerlendirmek de mümkün olmayacaktır. Son dönemlerde AB’nin Türkiye’ye ısrarcı bir şekilde devam eden karşıt yaklaşımı Türk halkının karne notlarına merakını günden güne azaltmış ve raporun açıklanmasının sonucunda AB, Türkiye için bir cazibe merkezi olmaktan ziyade “notu kıt bir öğretmen” olarak algılanmıştır.

 

Ahmet Gencehan Babiş’in “Türkiye - AB İlişkilerinde Değişmeyen Karne: 2011 İlerleme Raporu” başlıklı analizine http://www.turksam.org/tr/a2497.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Fransa’da Başkanlık Seçimleri: Yeni Dönem, Eski Muhabbet, Aynı Anlayış

 

Fransa’da Nisan 2012’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için heyecanın erken başladığı görülmektedir. Bir taraftan mevcut Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, yurtiçi ve yurt dışı gezileri ile seçim startını verdiğini açıkça göstermeye çalışırken, diğer taraftan en büyük rakibi Sosyalist Parti seçime hangi adayla gireceğini kesinleştirmeye çalışmaktadır. Seçim öncesi anketlerde önde görünen Sosyalist Parti üyesi François Hollande ve Martine Aubry önümüzdeki pazar gününe kadar sıkı bir rekabet içinde girmiştir.

 

Elif Cansu Yurdakul’un “Fransa’da Başkanlık Seçimleri: Yeni Dönem, Eski Muhabbet, Aynı Anlayış” başlıklı analizine http://www.turksam.org/tr/a2498.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org

 


#1694 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Mon Oct 24, 2011 10:17 am
Subject: TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN'ın Röportajı, TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin Yavuz, İbrahim Çevik, Ahmet Gencehan Babiş ve Elif Cansu Yurdakul'un Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Arap Baharı ve Vahşi Kapitalizme Direniş: ABD’den Japonya’ya Kadar ‘Sessiz Çoğunluk’ Protestoları

 

Tunus-Mısır ve Libya’da rejimleri, diktatörleri değiştiren “Arap Baharı” Suriye-Yemen-Bahreyn’i de sallamaya devam ediyor. Bu baharın kapalı rejimlerle sınırlı olacağı beklenirken, birkaç günden beri “Wall Street” gibi liberalizmin ve kapitalizmin kalbinin attığı yerde de bir değişik “Bahar” yaşanmaktadır. ABD gibi diğer kapitalist ülkelerde de yaşanan bu olağan dışı protesto “Vicdanlı Kapitalizme Dönülmezse Çözüm Olmaz!”[1] diye değerlendirenler de var. Yani suçlu belli: “Arap Baharı”nda kapalı rejimlerde milli serveti keyfi olarak kullanan diktatörler iken, kapitalist ülkelerde de “Vahşi Kapitalizm”i uygulayanlar. Yani “Bu fırsat bu fırsattır!” deyip, kendisinden başkasını düşünmeyenlere karşı ön protesto niteliği taşımaktadır.

 

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “Arap Baharı ve Vahşi Kapitalizme Direniş: ABD’den Japonya’ya Kadar ‘Sessiz Çoğunluk’ Protestoları” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2499.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Çok Bilinmeyenli Suriye Probleminde Beşar ESAD’lı ve Beşar ESAD’sız Hesaplar ile Türkiye’nin Yeri

 

Arap ve İslam dünyasının haritası yeniden çiziliyor. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiliz ve Fransız ajanlarıyla diplomatlarının adeta cetvel kullanarak çizdikleri sınırlar, bugün ABD’nin temsil ettiği küresel güçler tarafından yeniden belirleniyor. Bunu yaparlarken eski husumetleri, kavgaları tarihin tozlu sayfalarından çıkarıp yeniden canlandırıyorlar. Libya’da Kral İdris’in tahttan edilişinden ve Derne’de ayaklanmanın kanlı bir şekilde bastırılmasından kalan açık hesabın yeniden ortaya getirilerek KADDAFİ’nin gidişinde kullanılması bunun ilk sonucudur. Şimdi de sahne sırasının geldiği Suriye’de aynı senaryo sahneye konuluyor. Fransızların çıkarken arkalarında bıraktıkları Şii-Dürzî kavgasının, Darra’daki husumetin yeniden canlandırıldığını görüyoruz. Medyada Hafız ESAD’ın baskısı altında ezilmiş insan hakları ve muhalif örgütlerin yıllar sonra tekrar sokağa çıkarılmalarını, Müslüman Kardeşler’in 1982 yılında Hama’da kanlı bir şekilde dağıtılmasından sonra ESAD’larla açık kalan hesabı görmek üzere yeniden harekete geçtiğini izliyoruz.

 

İbrahim Çevik’in Çok “Bilinmeyenli Suriye Probleminde Beşar ESAD’lı ve Beşar ESAD’sız Hesaplar ile Türkiye’nin Yeri” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2500.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

ETA’nın Tasfiyesi ve PKK’nın Tırmanışı: Bu Nasıl Terörle Mücadele?

 

18 Ekim 2011 günü PKK terör örgütü 5’i görevli, 3’ü sivil 8 kişiyi daha katletti. Bitlis ili Güroymak ilçesinde polisleri taşıyan zırhlı aracın geçişi sırasında, uzaktan kumandayla patlatılan tahrip gücü yüksek bomba ile 5 polis şehit olurken, 3 vatandaş da hayatını kaybetti. Üstelik gündüz vakti (15.45) civarında meydana gelen olay, hem de trafiğin yoğunlaştığı yerde gerçekleşti.[1] PKK terör örgütünün 12 Haziran 2011 genel seçimleri sonrası “müzakereye uyulmadığı” gerekçesiyle “eylemsizlik periyoduna” son vermesiyle birlikte, verilen şehit ve zayiatın sayısı da hesaplanamaz hale geldi. Üstelik 8 kişilik kaybımızın üzüntüsünü hazmedemeden, 19 Ekim sabahı Çukurca’dan 26 şehit haberi aldık.

 

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “ETA’nın Tasfiyesi ve PKK’nın Tırmanışı: Bu Nasıl Terörle Mücadele?” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2501.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Terör Konusunda Sinan Oğan ile Röpörtaj

 

Konunun güncel olması sebebiyle, 7 Temmuz 2010 tarihinde Yeniçağ Gazetesi’nde TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN ile yapılan röportajı sitemizde tekrar yayınlamaktayız.

 

TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan, terörün tırmandığı bir süreçte açılım yapılamayacağını belirterek, “Nitekim terör örgütü, Habur’dan girişte psikolojik üstünlüğü ele geçirdi” dedi. Türkiye’nin 30 yıldır mücadele ettiği ve tam bitiriliyor derken “açılım” politikalarıyla azan terör ile mücadele konusunda yeni stratejiler tartışılmaya başlandı. Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı Sinan Oğan, terörle mücadelede yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğunu söyleyerek, bu anlayışın ne olması gerektiğini, önerilerini, iç ve dış politikada yapılan yanlışları değerlendirdi.

 

TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın röportajının tamamına http://www.turksam.org/tr/a2502.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Sarkozy’e Dişli Rakip

 

Fransa’da Nisan 2012’de yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce seçimlerin favori partilerinden birisi olan Sosyalist Parti içerisindeki adayı yarışı sona ermiştir. Sosyalist Parti’de adaylık için yarışan François Hollande ve Martine Aubry arasındaki çekişme Pazartesi günü itibariyle son bulmuştur. Oyların yüzde 56’sını alarak Sosyalist Parti’den cumhurbaşkanı adayı seçilen François Hollande, yüzde 47 oy oranı elde eden Aubry’yi geride bırakmıştır. Nisan 2012’de yapılacak seçimlerde Sarkozy’nin karşısındaki en güçlü rakip Sosyalist Parti adayı François Hollande olduğu böylece kesinleşmiştir.

 

Elif Cansu Yurdakul’un “Sarkozy’e Dişli Rakip” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2503.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

PKK Eski PKK Değil

 

KARAYILAN, PKK’nın sözde eylemsizlik içerisinde olduğu bahar aylarında Çukurca’da askere, polise görev yaptırılmaması çağrısı yaptı. Yetinmedi Mayıs ayında Çukurca ve Uludere’deki askeri birliklerin PKK’ya saldırmamalarını, aksi takdirde karşılığını fazlasıyla vereceklerini söyledi. Sonra, ilçe merkezinde polise mayınlı tuzak, sabah görevlerine gitmek üzere evlerinden çıkan biri astsubay, diğeri uzman çavuş iki askerin kahpece vurulması, Hakkâri-Çukurca karayolunda yüzlerce kilo patlayıcıyla hazırladığı mayınlı eylemde on askerin şehit edilmesi eylemleri geldi. Yerel kalan diğer eylemler bunlara dahil değil.

 

İbrahim Çevik’in “PKK Eski PKK Değil” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2504.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

PKK’nın Çukurca Saldırısı ve Irak Kuzeyine Kara Harekâtı

 

19-20 Ekim 2011 gecesi Çukurca’da PKK terör örgütünün 8 ayrı koldan yaptığı saldırı üzerine, resmi kaynakların verdiği bilgiye 24 şehit, 18 yaralı var. Gerek şehit sayısı, gerekse şehadetin nasıl olduğu yönünde çeşitli söylentiler var. Bunlar nasıl olsa zaman içerisinde aydınlanacaktır. Bu yazıda PKK terör örgütünün giderek artan terör faaliyetleri karşısında güvenlik kuvvetlerinin önlem almakta gecikmelerinin ve 20 Ekim itibariyle Irak kuzeyine yapılan kara harekâtı üzerinde durulmuştur.

 

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “PKK’nın Çukurca Saldırısı ve Irak Kuzeyine Kara Harekâtı” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2505.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

ABD – Türkiye İlişkilerinin Zayıf Halkası: PKK Sorunu

 

Son dönemlerde çeşitli illerimizden aldığımız şehit haberleriyle tüm Türkiye terörün acımasız ve hain yüzüyle bir kez daha karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. 12 Haziran milletvekili seçimlerinden sonra artmaya devam eden terör örgütü PKK eylemleri 24 Türk askerinin Hakkari’de şehit edilmesiyle zirveye ulaşmıştır. Amerikan medyasında saldırı sonucu PKK’nın 100 Türk askerinin öldürüldüğü ve 5 teröristin öldüğü açıklaması yer almaktadır.[1] Türkiye’nin terörle mücadele tarihinin en kanlı saldırılarından biri olan Yüksekova ve Çukurca saldırıları sonucu dünyanın çeşitli yerlerinden ve Türkiye içi resmi kanallardan birçok kınama mesajı yayınlanmıştır. Kameralar karşısında terör örgütüyle arasına tam anlamıyla bir set çekmek istemeyen bir hareketin de söz konusu saldırıyı kınaması herhalde “kınamanın” terör saldırıları sonrası durumlarda ne kadar adetten bir durum olduğu hakkında gerekli ipucunu sunacaktır.

 

Ahmet Gencehan Babiş’in “ABD – Türkiye İlişkilerinin Zayıf Halkası: PKK Sorunu” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2506.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

ETA, IRA, PKK ve Terörle Mücadeleyi “Otuz Yıllık Savaş” Olarak Görme Yanlışı

 

PKK’nın gözü dönmüşlüğüne barış kılıfı arayanlar inandırıcı olmak için sıkça sığındıkları ETA’dan gelen son haberle doğru yolda olduklarına bir kez daha inandılar. Hepimizin bildiği gibi ETA silahı ebediyen bıraktığını ilan etti. ETA ile PKK’yı karıştıranlar bu haberle barışın bir kez daha galip geldiğini, bundan sonrakinin neden PKK olmayacağını dillerine doladılar. Oysa ETA’nın söz konusu kararının arkasındaki gerçeğin ne olduğunu bilmeden fikir beyan ettiklerinin farkında değiller. Gerçek en yalın haliyle şudur: ETA, önce silahsızlaştırıldığı sonra da eline silah verecek militanı kalmadığı için silah bırakmıştır. 

 

İbrahim Çevik’in “ETA, IRA, PKK ve Terörle Mücadeleyi “Otuz Yıllık Savaş” Olarak Görme Yanlışı” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2507.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1695 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Tue Nov 1, 2011 12:32 pm
Subject: Dr. Serdar Erdurmaz, Doç. Dr. Celalettin Yavuz, E. Cansu Yurdakul, İbrahim Çevik ve Dilara Ünal'ın Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Libya ve Kaddafi Sonrası Dönem, Asıl İş Şimdi Başlıyor

 

Türkiye için tabiatıyla en önemli olay Türk Silahlı Kuvvetlerinin onlarca şehidimizin ardından başlatmış olduğu sınır içi ve ötesi harekattır. Bunun yanında, Dünya medyasında en çok yankı bulan haber hiç şüphesiz Libya’da Kaddafi ve oğullarının ele geçirilmesi ve Kaddafi’nin ölümüdür. Bu Arap Baharı’nda ve özellikle Libya’da yeni bir dönemin başlangıç sürecinin habercisi olarak görülmektedir. Bilindiği gibi Libya’da ABD ve NATO’nun özellikle hava kuvveti desteği ile Kaddafi muhaliflerinin Şubat ayındaki ayaklanmalardan sonra yaklaşık 9 ay sonra 20 Ekim 2011 tarihinde Kaddafi’nin yakalanarak, öldürülmesiyle sonuçlanan Libya ayaklanması otokratik rejimlerin tam anlamıyla son bulduğunu noktalayan bir simge görünümündedir. Bunun arkasından muhtemelen sıra Suriye’de Beşer Esed’e gelecektir…

 

Dr. Serdar Erdurmaz’ın “Libya ve Kaddafi Sonrası Dönem, Asıl İş Şimdi Başlıyor” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2509.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Türk Üniversitelerinin Bilim Dallarında PKK Dâhil Terör Konusunda İlgi ve Yaklaşım Eksikliği

 

Türkiye 1978’den beri PKK terörü ile mücadele halindedir. O günden bugüne kadar teröre kurban verilen insanların sayıları, sadece şehit sayısı 7 bine yaklaşmak suretiyle 40 bin-50 binleri buldu. Keza terörün fiilen uğrattığı zararlar, terör sebebiyle yapılamayan yatırımlar, terörle mücadelede harcanan giderler düşünüldüğünde en azından sonu iki sıfırlı milyar TL (ya da dolar) kayıplar olacağı açıkça görülmektedir. Bu ise ekonomik bakımdan müthiş bir rakam, dolayısıyla da Türkiye’nin kalkınmasında akıl almaz bir ayak bağıdır. O halde bu kadar önemli bir meblağı bulan, PKK terörünün getirdiği yıkım dikkate alınırsa, acaba Türkiye’deki devlet ve özel üniversiteleri acaba “Terör” konusuna ne kadar duyarlıdırlar?

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “Türk Üniversitelerinin Bilim Dallarında PKK Dâhil Terör Konusunda İlgi ve Yaklaşım Eksikliği” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2510.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Türkiye’deki Teröre Avrupa’nın Yaklaşımı

 

Türkiye kurulduğu günden bugüne bulunduğu stratejik konum dolayısıyla birçok iç ve dış tehditlere maruz kalmıştır. Son zamanlarda karşılaştığımız ve milletçe en çok canımızı yakan olay ise şüphesiz ki, terördür.  Terörü önlemek için kısa, orta ve uzuan vadeli birçok aracı aynı anda devreye sokmak gerekmektedir. Terörün güvenlik, finans, asayiş, sosyal ve psikolojik önlemleri ile beraber uluslararası boyutlarını da öğrenmek ve eşgüdüm içerisinde önlem almak durumundayız. Bu çerçevede Türkiye için Avrupa Birliği ülkelerinin terörle  mücadelede samimi bir şekilde yanımızda yer alması son derece önemlidir…

 

Elif Cansu Yurdakul’un “Türkiye’deki Teröre Avrupa’nın Yaklaşımı” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2511.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Ortadoğu Çıkışlı Takas Operasyonları Gizli Servisler Aracılığıyla Diplomatik İlişkilere Açılan Bir Kapıdır

 

Her iki dünya savaşının sona ermesinden sonra tarafların ellerinde bulunan esirleri birbirleriyle değiştirerek serbest bırakmaları günümüzde terör ve gayrı nizami mücadelede bulunan örgütlerin üyeleri için gerçekleştirilmektedir. İstisnai olanların dışında değişim operasyonlarında belirleyici rolü gizli servisler oynar. Bazı operasyonlarda tarafların muhataplık veya güvensizlikten kaynaklanan sorunlarla karşılaşmaları olağandır. Tüm süreci daha en başında başarısızlığa götürecek olan bu gibi durumlarda her iki tarafın da kabul edeceği üçüncü bir tarafın gizli servisinin uzlaştırıcılığına başvurulur…

 

İbrahim Çevik’in “Ortadoğu Çıkışlı Takas Operasyonları Gizli Servisler Aracılığıyla Diplomatik İlişkilere Açılan Bir Kapıdır” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2512.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Timoşenko’nun Hapis Cezası: Ukrayna, Batı’dan Uzaklaşıyor mu?

 

Ukrayna Eski Başbakanı Yulya Timoşenko, 2009 yılında Rusya ile yaptığı doğalgaz anlaşmasının ülke çıkarlarına zarar verdiği gerekçesiyle yedi yıl süreyle hapis cezasına çarptırılmıştır. Ukrayna yargısının kararı eski başbakan tarafından ‘siyasi’ olarak nitelendirilirken, Turuncu Devrim’in simgesi olan Timşenko’nun ceza alması Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Rusya tarafından da eleştirilmiştir.[1] Ceza sonrası AB, Ukrayna’ya karşı tavır alırken, Rusya uzlaşmanın yollarını denemektedir.

 

Dilara Ünal’ın “Timoşenko’nun Hapis Cezası: Ukrayna, Batı’dan Uzaklaşıyor mu?” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2514.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

ABD-Batı’nın ‘Arap Baharı’ndan Muradı Tunus-Libya- Mısır ve Suriye’de Şeriat mı?

 

23 Ekim 2011’de Tunus’ta yapılan genel seçimler sonucunda ülkenin isteği “Şeriat” doğrultusunda bir yönetimi işaret etti. Bağımsız Seçim Kurulunun (Isie) Genel Sekreteri Ebubekir Betabet’in ilk açıklamasına göre, seçimlerin favorisi Ennahda partisi aralarında Sfaks ve Sus kentlerinin bulunduğu 5 seçim bölgesinde 39 sandalyenin 15’ini aldı. Isie’nin 25 Ekim’deki açıklaması ile de Ennahda’nın galibiyeti teyit edildi.

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “ABD-Batı’nın ‘Arap Baharı’ndan Muradı Tunus-Libya- Mısır ve Suriye’de Şeriat mı?” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2515.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 


TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1696 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Wed Nov 30, 2011 7:47 pm
Subject: Dr. Sinan OĞAN'ın Katıldığı Programın Metni, Gökçen EKİCİ, Dr. Serdar ERDURMAZ, İbrahim ÇEVİK ve Doç. Dr. Celalettin YAVUZ'un Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Pakistan-NATO-ABD İlişkileri Çıkmaza Giriyor

 

“ABD- NATO ve Pakistan arasında her geçen gün daha da karmaşık hale gelen ilişkiler, NATO’nun “yanlışlıkla” 24 Pakistan askerini öldürmesi ile geriye döndürülmesi zor bir mecraya girmiştir. NATO ve ABD’nin çeşitli düzeylerde dile getirilen özür mesajları İslamabad’da karşılığını bulamazken, karşılıklı güven ve işbirliği bu “hata” nedeniyle büyük hasar gördü. İlişkilerin ve karşılıklı rahatsızlıkların seyri dikkatle incelendiğinde, 1999 yılında Belgrad’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin yanlışlıkla vurulmasına benzer mesajlar içerdiği intibasını uyandırmaktadır. Zira ABD ve NATO Pakistan’ın Afganistan’da yürüttükleri operasyona desteği konusunda ciddi şüphelere sahiptir…”

 

Gökçen EKİCİ’nin “Pakistan-NATO-ABD İlişkileri Çıkmaza Giriyor” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2539.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Mısır’da Demokratik Parlamenter Rejime Geçiş Çalışmaları

 

“Silahlı Kuvvetler Mübarek’i halkın gölgesine sığınarak yaptığı kansız darbe ile devirmekle başkanlığın monarşik bir hale dönüşmesini önlemiş ve geleneksel olarak başkanın seçilmesinde askerlerin rol alması yolunu muhafaza etmişti. Sıra demokratik, anayasal fakat kendilerinin kontrolünde olan sivil bir hükümet yapısına dayalı rejimi oluşturarak, konumunu daha da kuvvetlendirmeye gelmişti. Bu nedenle Yüksek Askeri Konsey öncelikle anayasada bazı değişiklikler yaparak, kurucu meclisi oluşturma sorumluluğunu yerine getirmek için 19 Mart 2011’de referanduma gitti...”

 

Dr. Serdar ERDURMAZ’ın “Mısır’da Demokratik Parlamenter Rejime Geçiş Çalışmaları” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2538.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Arap Birliği’nden Suriye’ye Yaptırım – Esad Yönetimi Çıkmaz Sokakta

 

“Suriye, Arap Birliği ülkeleri içerisinde fert başına gelir ve GSMH açısından önde gelen bir ülke olmamasına rağmen, özellikle Hafız Esad dönemindeki Sovyetler Birliği ile ilişkilerinin yoğunluğu sebebiyle, Arap ülkeleri içerisinde milli gücünün ötesinde bir etkinlik göstermişti. Oysa aynı Suriye, hem Hafız Esad, hem de oğlu Beşşar el-Esad döneminde ABD tarafından “Terörü destekleyen şer ülkeler” içerisinde yer alıyordu. Buna rağmen Arap Birliği Suriye’yi hiçbir zaman bir kenara bırakmamışlardı. Ta ki, Kasım 2011 başlarından itibaren, Suriye’de Esad yönetiminin “Çıkmaz sokakta” ilerleme ısrarına kadar…”

 

Doç. Dr. Celalettin YAVUZ’un “Arap Birliği’nden Suriye’ye Yaptırım – Esad Yönetimi Çıkmaz Sokakta” başlıklı yazısının devamına http://www.turksam.org/tr/a2535.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Dr. Sinan OĞAN’ın, 16 Kasım 2011 Tarihinde TV 8’de Katıldığı Erkan Tan’la Başkentten Programının Yazılı Metni

 

Sinan OĞAN: 14 Kasım’da Iğdır’daydık. Iğdır’da bütün vatandaşlarımızla beraber Iğdır’ın kurtuluşunu gerçekleştirdik. Yeniden 91. kez Iğdır’ın kurtuluşuna katkıda bulunanları, Iğdır’ı kurtaranları, canını verenleri, şehit olanları rahmet ve minnetle andık. Başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere, Kazım Karabekir Paşa olmak üzere, Iğdır’ın ilk şehitlerinden Mehmet Çavuş olmak üzere rahmet ve minnetle andık. Maalesef Iğdır’da her zaman coşkuyla kutladığımız bu bayramı, deprem dolayısıyla bir bayram havasıyla kutlayamadık. Ama inşallah önümüzdeki senelerde bütün sokaklarda caddelerde Iğdır’ın kurtuluşunu büyük bir coşkuyla yeniden kutlarız.

 

TÜRKSAM Başkanı ve MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN’ın 16 Kasım 2011 Tarihinde TV 8’de katıldığı Erkan Tan’la Başkentten programının yazılı metninin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2534.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Dersim İsyanı ve Sonrasındaki Olayların Sözü Edilmeyen Sorumlularıyla Bugüne Getiren Hazırlıklar

 

“Her hangi bir batı ülkesinin istihbarattan sorumlu Türkiye’deki bir görevlisi olup da Tunceli’yi ziyaret etmeyeni yok gibidir. Batı ülkelerinin medyasında Tunceli, Dersim isyanı ve Alevilik konuları daima ayrıcalıklı yere sahiptir. Ülkemizde çeşitli isimler altında faaliyet gösteren yabancı vakıf ve dernekler, yerli karşılıklarıyla sıkı bir işbirliği halindedirler. Büyük şehirlerdeki ve özellikle İstanbul’daki Alevi nüfusun yoğun olduğu semtlerde araştırma yaptıkları gerekçesiyle istedikleri kapıyı çalarlar. İçeriden ve dışarıdan yürüttükleri çalışmalarla Aleviliği devlete karşı bir güç halinde örgütlemeye çalışmaktadırlar. Türkiye’deki etnik ayırımcılıkla yetinmeyerek, çok daha tehlikeli olan mezhep ayırımcılığını ve böylece çatışmayı kışkırtmaktadırlar. Bu hedef doğrultusunda Dersim isyanının olumsuz etkilerinin korunması ve can ve mal kaybından devletin sorumlu tutularak hedef haline getirilmesi isteniyor…”

 

İbrahim ÇEVİK’in “Dersim İsyanı ve Sonrasındaki Olayların Sözü Edilmeyen Sorumlularıyla Bugüne Getiren Hazırlıklar” başlıklı yazısının tamamına http://www.turksam.org/tr/a2533.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1697 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Mon Dec 12, 2011 11:14 am
Subject: MHP Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN'ın Katıldığı Programın Yazılı Metni, İbrahim Çevik ve Dr. Serdar Erdurmaz'ın Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

İsyancı Baytar Nuri’nin Kaleminden Dersim

 

“Önce bizden birkaç söz:

 

Yüzyıllardır sadece ileri gelenlerinden bazılarının dış dünyayla ilişki kurduğu Dersim halkı aşiretlerin katı hiyerarşisine ve kurallarına kayıtsız-şartsız boyun eğmek zorunda kalarak yaşamışlardır. Buna karşılık seyitler ve reislerden oluşan toplum liderleri, karşılarında kimsenin bulunmamasının nimetlerinden sonuna kadar yararlanmışlardır. Kendileriyle paylaşacak bir gücün bulunmayışı nedeniyle iktidarlarını bir başkasına devredilemeyecek bir hak olarak kabul etmişlerdir. Kurulmasından sonra genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkenin geneline olduğu gibi Dersim’e de modern hukuku ve yaşam biçimini getirme girişimleri çok normal olarak kendilerinden menkul iktidar sahiplerinin şiddetli tepkilerini çekmiştir. Bilgilerinden ziyade kurnazlıklarıyla öne çıkan bu kesim, iktidarlarının tehdit altına girdiğini derhal sezerek Dersim’de olacak kökten değişime amansız bir cephe açmışlardır…”

 

İbrahim Çevik’in “İsyancı Baytar Nuri’nin Kaleminden Dersim” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2540.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Mısır İlk Tur Seçim Sonuçları ve Ortaya Çıkabilecek Tablo

 

“Mısır’da geçen hafta yapılan seçimlerin ilk turunda, ilk belirlemelere göre oy dağılımı İslami partilerin zaferi ile sonuçlanmış gibi görünmektedir. [1]  Müslüman Kardeşlerin Özgürlük ve Adalet Partisi’nin (ÖAP) oyların %40-45’ini, Selefi el Nour (Nur) partisinin oyların %20-25’ini aldığı açıklanmıştır. Dolayısıyla, toplamda oyların %60’ının temelini İslami değerlere dayandıran partiler tarafından paylaşıldığı Mısır’ın bir gerçeği olarak ortaya çıkmaktadır. Halen 27 eyalet içinde 9’unda tamamlanan seçimlerin Aralık ortası ve Ocak’ta yapılacak turlarında da sonucun farklı bir getirisinin olacağı konusunda kimse hemfikir değildir…”

 

Dr. Serdar Erdurmaz’ın “Mısır İlk Tur Seçim Sonuçları ve Ortaya Çıkabilecek Tablo” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2541.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

İsyancı Baytar Nuri’nin Kaleminden Dersim-II

 

“Nuri Dersimi, altı yüz yıllık intikam hesaplarıyla dolu Fransa ve İngiltere’nin başını çektiği batının Türkleri vatansız bırakma girişimleriyle “küçük yağmacıların” telaşlarına da değiniyor. Bunu yaparken ünlü İngiliz ajanı bnb. Noel’i aklamayı da ihmal etmiyor.

 

“ Birinci Cihan Harbı sonunda, Amerika Cumhur Başkanı Vilson tarafından yapılan müdafaa üzerine, Ermeniler, Adana vilayetinden itibaren Kafkasyaya kadar uzayan geniş topraklar üzerinde bir Ermenistan Devleti kurulmasını istiyorlardı. İstenilen bu arazi, Kürdistan’ı dahi ihtiva ediyordu. Bu sebeple Paris’te toplanan Sulh Kongresi, kürt ve ermeni istekleri hakkında bir hall şekli bulmak üzre Noel adında bir İngiliz binbaşısını mahallinde tetkikat tapmağa göndermişti. 1919 Eylul ayında, Noel Birecik istikametinden Kürdistana girerek, kürt ve Ermenilerle temaslara başlamış, nufus sicillerini tetkik ve bundan başka her iki unsurun hakiki sayısını tesbir için mümkün tedbirlere baş vurmuştu. Malatyaya yetiştiğinde, daha ileri gitmesine Mustafa Kemal paşanın, silahlı kuvvetlerle engel olması üzerine, tetkikat ve seyahatını yarıda bırak Parise dönmüştü.

 

İşte Mustafa Kemal paşanın casus diye vasıflandırdığı binbaşı Noel bu adamdır ve vazifesi resmi bir vazife olup, Sulh Kongresi tarafından Ermenistan ve Kürdistan hudutlarının tayin ve tespiti için ihzari bir rapor tanziminden başka hiçbir şey değildi.” S. 124”

 

İbrahim Çevik’in “İsyancı Baytar Nuri’nin Kaleminden Dersim-II” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2542.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Amerikan İstihbaratının Arka Bahçesi

 

“Gelecekte istihbaratçılık mesleğine hazırlananlara ders olarak okutulacak olaylara tanık oluyoruz. İstihbarat dilinde olağanüstü hal dönemlerinde gerçekleştirilen istihbarat faaliyeti için kullanılan saldırış operasyonu deyimi vardır. ABD’nin bugün yaptığı işte bu deyimdeki saldırış operasyonlarıdır.

 

Afganistan, Pakistan, İran, Yemen, Somali’nin merkezde bulunduğu bölgede bütün gücüyle istihbarat operasyonları yapıyor. Bu operasyonlardan amacı, bölge ülkelerinden bazılarını dönüştürmekken diğer yandan da Sünni ve Şii radikalizmine karşı koymaktır…”

 

İbrahim Çevik’in “Amerikan İstihbaratının Arka Bahçesi” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2544.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

MHP Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 8 Aralık 2011 Tarihinde Konuk Olduğu Erkan TAN ile Başkentten Programının Yazılı Metni

 

“Sinan Oğan: Doğru doğru kesinlikle doğru, adamın yaklaşık 35 – 40 bir yıllık siyasi hayatı var, Joe Biden’ın. Parlamentoda hakikaten deneyimli, Obama’ya göre akil bir adam; ama adam ömrünü Türkiye düşmanlığına vakfetmiş. Yani, Ermeni sorununda imzası var, Kıbrıs sorununda imzası var, işte terör noktasında Türkiye aleyhinde imzası var, uluslararası ne kadar Türkiye aleyhtarı karar varsa bu adam hepsinin arkasında olmuş yıllarca. Şimdi, iktidara gelince bir süre sessiz kaldı, Türkiye ile ilgili noktalarda hiçbir şekilde ortaya çıkmadı, en son Suriye’ye gireceğimiz noktada Türkiye’ye geldi; ama sadece o gelmedi, eski büyük elçilerden Wolfowitz de Türkiye’ye geldi. Biden Ankara’da Türkiye’yi överken, Kısıklı’da Erdoğan’ı överken bu arada, sayın Başbakan’a acil şifalar diliyorum… Sayın Başbakan’ı överken Wolfowitz de İstanbul’da bir konferansta, Türkiye hiç öyle gözüktüğü gibi değil, Türkiye’nin ciddi sorunları var, anayasal sıkıntıları var, basın özgürlüğü sıkıntıları var, terör sıkıntıları var, insan hakları sıkıntıları var, vesaire vesaire…”

 

MHP Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 8 Aralık 2011 tarihinde Konuk Olduğu Erkan TAN ile Başkentten programının yazılı metninin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2545.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1698 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Sat Dec 17, 2011 1:31 pm
Subject: İbrahim Çevik ve Doç. Dr. Celalettin Yavuz'un Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

İsyancı Baytar Nuri'nin Kaleminden Dersim-III

 

"Kurtuluş Savaşı’nın batı cephesinde cereyan eden en alevli günlerinde isyan güçlükle bastırılır. İhanetin her türlüsüne rağmen cezalandırmaktan kaçınan devlet halka güven vermeye çalışır. Ama Nuri DERSİMİ ve onun gibilerinin akıllarında bir tek şey vardır; o da isyandır.

 

Tahliye edilen mevkuflardan büyük bir kısmı, hürriyetlerini tahdit eden bazı şartlar dahilinde Koçkiriye dönmüşlerdi. Sözü geçen affın Dersimde bulunan Koçkirililere şumulü yoktu.

         

Dersimdeki Koçkiri fedaileri, faaliyetten durmamışlardı. Dersime türk kuvvet ve nüfuzunun girmesi mümkün değildi.

          

Ağdat denilen Seit Rıza mıntıkasında, Kürdistan bayrağı dalgalnıyordu. Türk kuvvetlerine karşı sistemli akınlar yapılıyor ve bu akınlar türk hükümetini şaşırtıyordu.’ S. 163

 

Devlet kendisine meydan okumaya devam eden isyancıları ikna etmenin türlü yollarını arıyor.

 

'Seit Rıza, müzakere esaslarının tespit edilmesi işini öhdeme bırakmış olduğundan, 24 maddelik talepnameyi hazır bulunanlar huzurunda okudum.

          

Biz, Ankara hükümetince Kürdistanın haklarının itiraf edilmesi, Koçkiriye tazminat harbiye verilmesi, yerli kürtlerden bir vali tayini ve Kürtçe tedrisat için kürt mektepleri açılması hususundaki isteklerimizi Dersimliler adına tekrar israrla talep ettik, fakat Alişan bu talepleri yolsuz gördü.' S. 164-165

 

PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden sık sık istek sıralama alışkanlığının nereden geldiği anlaşılıyor.

 

1924 seçimlerinden önce Atatürk, Feridun FİKRİ’yi Hozat’tan aday gösterir, o da seçim çalışmalarına başlar. Yalnızca isyancı olmayıp, aynı zamanda kurnaz da olan Seyit RIZA, Atatürk’le Feridun FİKRİ’nin arasını açmak için aklınca bir plan yapar. Ama muhatabının akıl konusundaki engin sınırını hesaba katmaz."

 

İbrahim Çevik’in “İsyancı Baytar Nuri’nin Kaleminden Dersim İsyanı-III” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2546.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 


ABD Irak'tan Çekilirken...

 

“20 Mart 2003’te Irak’a karadan, denizden ve özel kuvvetleri ile müdahalede bulunan ABD, 2011 yılı sonu itibariyle bu ülkeden ayrılacağını tekrarladı. Bu maksat 13.12.2011’de ABD Başkanı Barack Obama ve Irak Başbakanı Nuri el-Maliki tarafından da tüm dünyaya bir kez daha ilan edildi. Acaba ABD, “Irak müdahalesinden umduğunu bulabildi mi?” Ya da “Irak’a Özgürlük!” adıyla başlattığı askeri müdahale sonunda Irak gerçekten “Özgür mü?”

 

2011 Yılı Sonu İtibariyle Irak’ın Görünümü

 

7 Mart 2010’da gerçekleştirilen genel seçimler sonucunda 325 sandalyeli Irak Meclisi’ne en çok sayıda (91) milletvekili ile girmesine rağmen, “Irakiye” koalisyonunun lideri İyad Allavi kendi başbakanlığı altında bir hükümet kurmaya muvaffak olamadı. Özellikle “Şii Irak” düşüncesindeki muhalefet Allavi’ye uzak durdu. Bu sebeple Allavi, çoğunluğu Sünni olan kendi “Irakiye” Grubu ve “laik” (seküler) milletvekilleri ile baş başa kaldı…”

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “ABD Irak'tan Çekilirken...” başlıklı yazısının devamına http://www.turksam.org/tr/a2547.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler  Merkezi

www.turksam.org


#1699 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Tue Dec 20, 2011 1:59 pm
Subject: Doç. Dr. Celalettin Yavuz ve İbrahim Çevik'in Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Bir Yıl İçerisinde ‘Arap Baharı’ndan Orta Doğu’da Kırılan Fay Hatlarına

 

“Her şey 17 Aralık 2010’da Tunus’un merkezine yakın bir yerdeki Sidi Bouzid şehrinde pazar esnafı Muhammed Bouzazi’nin kendisini yakan ateşi çakmasıyla başladı.[1] Böylece Tunus’ta başlayan ve 23 yıldır ülkeye bir türlü demokrasiyi ve özlenen hakça düzeni getiremeyen, aksine akrabalarının ülkeyi bir çiftlik gibi kullandığı iddia edilen Tunus’u takiben, Afrika kuzeyindekiler başta olmak üzere, neredeyse tüm Arap ülkelerine yayıldı. Tunus’ta Zeynelabidin Bin Ali, halkın direnişine dayanamayarak tası tarağı topladığı gibi, valizlerini hazır tuttuğu “yerde hazır” uçağıyla yurt dışına kaçtı. Kaçarken de eşinin 1.5 tonluk altın külçelerinin de götürüldüğü duyuldu. İşte bu gelişme adeta Orta Doğu’da sosyolojik ve siyasi fay hatlarının piminin çekilmesi gibi bir etki doğurdu…”

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un Bir Yıl İçerisinde “Arap Baharı’ndan Orta Doğu’da Kırılan Fay Hatlarına” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2548.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Irak’ta ABD Enkazı’nın İlk Belirtisi: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi Tutuklandı

 

ABD, görkemli törenler ve “Obama Şov” ile Irak’taki savaşın resmen sona erdiğini birkaç gün önce tüm dünya kamuoyuna, ama özellikle de Amerikan kamuoyuna duyurdu. ABD, her ne kadar tüm personelini çekmeyecek ise de, gene de Irak’taki askeri varlığına son verdi. 6.000 civarında eğitici ve çeşitli alanlarda uzman Amerikalı ise daha Irak’ta kalmaya devam edecekler. Tabii petrol şirketleri de…

                

Başbakan Nuri el-Maliki, ABD’nin bu çekilişinden pek de memnun değil gibi görünüyordu. Gerekçesi de Irak’ın iç istikrarı sağlayamamış olması ve Suriye-Bahreyn gibi komşu ülkelerde “Arap Baharı”nın bölgeye sıçratabileceği yangın olabilirdi.

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “Irak’ta ABD Enkazı’nın İlk Belirtisi: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi Tutuklandı” başlıklı analizine http://www.turksam.org/tr/a2549.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Fransız Politikacı Diaspora Ermenisiz, Diaspora Ermenisi Soykırım İddiasız, Soykırım İddiası İse Türkiye’siz Olamaz

 

Fransa’daki illerin belediye başkanları aynı zamanda ülkenin parlamentosunun da üyesidirler. Yani hem yerel hem de ülke yönetiminde söz sahibidirler. Başlıktaki çıkar bağlantısının açık bir şekilde anlaşılabilmesi için bu küçük bilgiyi unutmayalım.

 

Fransa’da Yahudilerle Araplar arasında sık sık gerginlik yaşanması sıradan bir olaydır. Gerginliği yaşandığı ilin belediye başkanı hiç zaman kaybetmeden Yahudi, Müslüman ve Ortodoks toplumlarının din adamlarını, gençlik temsilcilerini bir araya getirip, sükûnet çağrısı yaptırmaları da sıradan bir olaydır. Sıradan olaylardan bir başkası ise her yılın başından itibaren ülkenin televizyonlarında, gazetelerinde, üniversitelerinde Ermeni soykırım yalan kampanyalarının yoğun bir şekilde boy göstermesidir. İşte tam da sıranın bozulduğu yer bundan sonrasıdır. Toplum temsilcilerini toplayıp ortalığı yatıştırma çağrıları yaptıran belediye başkanları, Ermeniler söz konusu olunca bu alışkanlıklarını bozarlar. Türk ve Ermeni toplum temsilcilerini bir araya getirmek yerine sadece Ermenilerin yanında yer alırlar. Ermeni din adamlarıyla, dernek temsilcileriyle her yerde boy boy görüntü verirler, soykırım yalanlarına ağıt yakarlar.

 

İbrahim Çevik’in “Fransız Politikacı Diaspora Ermenisiz, Diaspora Ermenisi Soykırım İddiasız, Soykırım İddiası İse Türkiye’siz Olamaz” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2550.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org

 


#1700 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Sat Dec 24, 2011 9:08 am
Subject: Doç. Dr Şenol Kantarcı, Doç. Dr. Celalettin Yavuz, Dr. O. Can Ünver ve İbrahim Çevik'in Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Fransa’nın Yeni Ermeni Kartı: Türkiye-Fransa İlişkilerinde Kriz

 

“Ermeni sorunu konusunu Türkiye açısından önemli kılan sebep, Batılı devletler tarafından dayatmacı bir yöntemle sorunun, siyasî olarak Türkiye’ye karşı politik bir araç şeklinde kullanılmasından ileri gelmektedir.

 

Ermeni sorunu ile ilgili bir diğer olgu da farklı ülkelerin parlamentolarında Ermeni iddialarını “soykırım” olarak kabul etmeleridir. Dünyanın değişik ülkelerinin Ermeni iddialarını “soykırım” olarak kabul etmelerinin Türkiye açısından herhangi bir bağlayıcılığı olmasa da her hangi bir ülkenin parlamentosunun tarihi bir olayı tek taraflı bir şekilde oldubittiye getirerek kabul etmesi, Türkiye cephesinden kabul edilebilecek bir durum değildir.”

 

Doç. Dr. Şenol Kantarcı’nın “Fransa’nın Yeni Ermeni Kartı: Türkiye-Fransa İlişkilerinde Kriz” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2551.html linkinden ualaşabilirsiniz.

 

 

Fransa’da Ermeni Yasa Tasarısı: Yanlışlar ve Alınabilecek Önlemler

 

“Fransız Meclisi’nde 22 Aralık 2011’de 1915 Ermeni zorunlu göçünün “soykırım” olduğunu inkâr edenlere para ve hapis cezası (45 bin Avro ve bir yıl hapis) verilmesine ilişkin yasa tasarısı oylandı. 550 kişilik Fransız Milli Meclisi’nde sadece 50 civarında üyenin katıldığı, demokrasi adına yüz kızartıcı bir işlemle yapılan oylama sonucu da kabul edildi. Bu oylamanın ardından Başbakan dâhil tüm devlet erkânı Fransa’yı yaylım ateşine tutarak,  Fransa’yı eleştirdiler ve “Sen görürsün!” dediler…”

 

Doç. Dr. Celalettibn Yavuz’un “Fransa’da Ermeni Yasa Tasarısı: Yanlışlar ve Alınabilecek Önlemler” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2552.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Türkiye’den Almanya’ya İşgücü Göçünün Ellinci Yılında Değişen Türk-Alman İlişkilerine Genel Bir Bakış

 

I. Geçmişten Bugüne Türk – Alman İlişkileri

 

Türklerle Almanlar arasındaki her alandaki ilişkiler hiç kuşkusuz iki ülke için tarihteki ilk karşılaşmalarının gerçekleştiği Haçlı Seferlerinden itibaren daima önemli olmuştur. Türklerin Avrupa’daki ilerlemeleri sırasında karşıt güç olarak karşılarında buldukları çeşitli boylara mensup Almanlar bu ilerlemenin durdurulmasında önemli paya sahiptir Almanya’da Napolyon Savaşlarından sonra ortaya çıkan Yunanperest ve oryantalist paradigmalar bir yandan Alman kimliğinin oluşmasına katkıda bulunurken öte yandan da “doğuyu” , dolayısıyla Türkleri ve Türkiye’yi ötekileştirmiş, batı ile doğu arasında duvarların daha da yükselmesine katkıda bulunmuştur. Öte yandan Almanya’nın birliğini tamamladığı 1870’lerden sonra Avrupa siyasetindeki ağırlığı ile Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma döneminin gecikmesinde denge unsuru olduğu da bilinmektedir. 1878 Berlin Kongresi’nde Prens Bismarck’ın belirleyici rolü ile başlayan süreç, emperyalist hedefler peşinde koşmaya başlayan İmparator II. Wilhelm’le günümüze kadar devam eden etkileşimlerle iki ülke ilişkilerini yönlendirmiştir. Birinci Dünya Savaşı’ndaki ittifak, kısa ömürlü Alman İmparatorluğu’nun olduğu kadar 624 yıllık Türk İmparatorluğu’nun da sonu olmuştur.

 

Dr. O. Can Ünver’in “Türkiye’den Almanya’ya İşgücü Göçünün Ellinci Yılında Değişen Türk-Alman İlişkilerine Genel Bir Bakış” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2553.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Protesto ve Boykota Diaspora ve Onun Etkisi Altındaki Fransa'yı Tanımakla Başlayalım

 

 “Ça commence avec un oeuf, ça finit avec un boeuf”, “Hırsızlık bir yumurtayla başlar öküzle biter”. Pek çoğunun hayatında tek bir Türkü tanımadığından şüphe etmediğimiz Ermeni diasporasının bugün ulaştığı nokta budur. 1970’lerde ASALA’nın terör eylemlerine başlamasına kadar her biri Fransız olmuş Ermenilerin Türkiye’nin diplomatik temsilcilikleriyle sımsıkı ilişkileri bulunuyor, bayramları birlikte kutluyorlardı. Çok değil 1999 yazındaki depremden sonra bazıları başkonsolosluklarımıza kadar bizzat gelip karınca kararınca bağış yapmıştı. Bazıları da telefon edip ağlamaklı bir sesle acımızı paylaştıklarını söylemişti. Hele Aubagne’dan gelen yetmişini geçmiş Ermeninin Türk kahvesi eşliğinde kırık dökük Türkçesiyle yaptığı sohbette buram buram Türkiye kokusu vardı.

 

İbrahim Çevik’in “Protesto ve Boykota Diaspora ve Onun Etkisi Altındaki Fransa'yı Tanımakla Başlayalım” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2554.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik analizler Merkezi

www.turksam.org


#1701 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Mon Jan 9, 2012 10:58 am
Subject: Doç. Dr. Celalettin Yavuz, İbrahim Çevik, Dr. Serdar Erdurmaz, Dr. M. Galip Baysan, Hanife Çetin ve Remzi Durmuş'un Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

İran Hürmüz Boğazı’nı Kapatıp Petrol Akışını Engelleyebilir mi?

 

“2011 yılının sonlarına doğru Hürmüz Boğazı bölgesinde İran’ın askeri tatbikat yapması hem kendi ülkesinde, hem de başta ABD olmak üzere küresel güçler ile bölge ülkeleri arasında manidar karşılandı. Zira Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’nin giriş-çıkışında çok önemli bir geçittir. Uzunluğu 200 km’ye, genişliği ise 50 km[1] olsa da, 200-250 bin dw tonluk devasa petrol tankerlerinin 12 metreye yaklaşan sualtı boyutunun emniyetle seyredebileceği sahalar pek de geniş sayılmaz. Yani haritada o kadar geniş gibi gözükmesine rağmen, Hürmüz Boğazı’ndan büyük tonajlı gemilerin geçişi barış döneminde bile riskli olup, özel itinayı gerektirmektedir…”

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “İran Hürmüz Boğazı’nı Kapatıp Petrol Akışını Engelleyebilir mi?” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2562.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

2011’den 2012’ye Türk Dış Politikası

 

“Yeni bir yılla daha girdik. Yeni yıla girerken Türk dış politikasının analizini, Türkiye’nin uluslararası arenada üstlendiği rolleri değerlendirmek yerinde ve faydalı olacaktır. Bu değerlendirmeler yapılırken Türkiye’yi sadece kendi içinde değil, dışarıdan nasıl görüldüğü ve/ya da nasıl yorumlandığını da dikkate almak değerlendirmenin başarısı ve amacına hizmet edecektir. Bu yazıda Türk dış politikasının özellikle 2011 yılı temel alınarak nasıl bir yol izlediğini, nasıl yorumlandığını, gündem itibariyle özellikle Batı, Arap Dünyası ve Türkiye açısından değerlendirilecektir…”

 

Hanife Çetin’in “2011’den 2012’ye Türk Dış Politikası” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2563.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Fransızlar Güney ve Güneydoğu Anadolu’yu Neden İşgal Ettiler?

 

“Bu soruyu sormak bu güne kadar pek az akla gelmiş ve cevabı aranmamıştır. Oysa bu hareketin temelinde günümüzün Ermeni Soykırımı iddialarını destekleyen Fransa’nın vaktiyle Ermeniler için yapmayı çok istediği ancak başaramadığı veya başarma konusunda gösterdiği çekimserlik nedeniyle oluşmuş bazı düşünceler yatar. Bu konuya ilgi duyan ve Fransızlar bu konuda neden bu kadar agresif davranışlarda bulunuyor diye sordukları sorulara bir cevap arayanların bu inceleme yazımızı dikkatle okumalarını tavsiye ederiz…”

 

Dr. M. Galip Baysan’ın “Fransızlar Güney ve Güneydoğu Anadolu’yu Neden İşgal Ettiler?” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2564.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Çukurova’da Zafer Haftası: 3-9 Ocak

 

“3-9 Ocak haftası her yıl Mersin’den Dörtyol’a kadar Çukurova’da “Zafer Haftası” olarak kutlanmaktadır. Bu kutlamanın sebebi, 1921 Ankara Anlaşması sonrası bölgenin Fransızlardan teslim alınması üzerinedir. Bu çalışmada bölgenin Birinci Dünya Harbi sonrası Fransızlar ve onların desteklediği Ermeniler tarafından işgali, mezalimleri, bu mezalim üzerine “İlk Kurşun”un atılarak Güney Cephesi’nde kuvayi milliye (çete) savaşının çıkışı, arkasından da Fransa’nın barış arayışlarına yer verilmiştir…”

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “Çukurova’da Zafer Haftası: 3-9 Ocak” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2565.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Türkiye 2012’de PKK’yı Bitirmek Zorunda…

 

“PKK’yı, PKK yapan unsurların başında yerel-bölgesel sorunlardan yararlanmak ve büyük güçlerin taşeronluğunu yapmaktaki yeteneği gelmektedir. İlk aşamada devletin elinin uzağında kalan köylerin halkı arasındaki su paylaşımından aşiretler arası kan davasına kadar her anlaşmazlık PKK’nın o bölgeye girip, yerleşmesini kolaylaştırdı. Arap-İsrail kavgasından, Ermeni teröründen yararlanarak Bekaa’da üslendi. Barzani-Talabani çatışması K.Irak’a yerleşmesinin yolunu açtı. İran-Irak savaşından doğan fırsatı kaçırmayarak küresel taşeronluğunun ilk adımlarını attı. Körfez Savaşıyla ve SSCB’nin dağılması SAM-7 füzesi elde edebileceği pazarların kapılarını açtı. Kıbrıs Türkünün kurtarılmasından doğan ve 12 Eylül’le zirve yapan batıdaki Türkiye husumetinden diplomasi ve örgütlenmeyi öğrendi. Can vermek üzereyken Irak’ın işgali sayesinde tekrar ayağa kalktı…”

 

İbrahim Çevik’in “Türkiye 2012’de PKK’yı Bitirmek Zorunda…” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2566.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Geçmişten Günümüze Türk - Amerikan İlişkileri

 

“1783’te bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkan ABD kısa sürede kendine özgü yapısını oluşturmuştur. Uluslararası ticarî faaliyetlere öncelik veren ABD'nin ticari faaliyet alanlarından biride Akdeniz bölgesi olmuştur.

 

ABD gemileri ticaret yapmak için Akdeniz’e girmek zorundaydı. Nitekim bölgede söz sahibi olan Osmanlıydı. Osmanlı Devleti de ABD’yi o dönemde resmi olarak tanımıyordu.

 

Akdeniz’de; Cezayirli gemicilerin izinsiz dolaşan iki Amerikan gemisine el koyması ABD’nin adımlarını çabuk atmasına neden olmuştur. Amerikan Hükumeti 1795 senesinde Cezayir, 1796‟da Trablus ve 1797‟de Tunus ile antlaşma imzalamıştır. Antlaşma çerçevesinde Birleşik Devletler sadece Cezayir‟e yılda 12.000 altın veya eş değerde askerî mühimmat olmak üzere yirmi yıl (1795-1815) boyunca vergi ödemiştir…”

 

Remzi Durmuş’un “Geçmişten Günümüze Türk - Amerikan İlişkileri” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2569.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

ABD İran Gerginliğinin Taraflar Açısından Değerlendirilmesi

 

“ABD ve arkasından AB’nin İran’a uygulamaya karar verdiği ekonomik yaptırımların ardından İran’ın Hürmüz Boğazı’nda ABD askeri varlığına karşı ortaya koyduğu tavır tam ABD’nin arzu ettiği bir tırmanmayı gündeme getirmesi açısından oldukça önemli bir gelişmedir.

 

Yeni yılın girmesiyle birlikte seçim maratonuna hazırlanma süreci içine giren ABD, halen kriz bölgelerindeki sorunları halledememiş sıkıntılı bir dış siyaset resmi içindedir. Bu sancı Afganistan’da, Pakistan’ın da katılmasıyla kronikleşen ve devamlı kanayan yaranın yanı sıra, özellikle Orta Doğu’da yoğun bir şekilde kendisini hissettirmektedir. Orta Doğu’da, bir taraftan Irak’tan çekilmenin bu ülkede meydana getirdiği boşluğun sancılarını asgariye indirme, mezhep çatışmalarını dizginleme çarelerini ararken, aşağıda Mısır’ın devam etmekte olan Arap Baharı süreci içinde nasıl şekilleneceğinin sisli bir görüntü içinde olması, yılan hikayesine dönen Filistin-İsrail sorununda İsrail aleyhine bir görünüm arz etmektedir…”

 

Dr. Serdar Erdurmaz’ın “ABD İran Gerginliğinin Taraflar Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2568.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1702 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Wed Feb 8, 2012 10:49 am
Subject: TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN'ın Telefon Bağlantısının Yazılı Metni, Doç. Dr. Celalettin YAVUZ, Fazıl Ahmed BURGET ve İbrahim ÇEVİK'in Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 24 Ocak 2012 Tarihinde TRT Avaz Kanalıyla Yaptığı Canlı Telefon Bağlantısının Yazılı Metni

 

Sinan OĞAN: “Çok teşekkür ederim. Şimdi, biraz önce siz daha soru sormadan önce çok önemli bir konuya değindiniz aslında. Pazartesileri, Fransız senatosunda normalde senatör bulmak çokta kolay değil. Çünkü hafta sonu bütün senatörlerin kendi seçim bölgeleri var ve seçim bölgelerinden veyahut da hafta sonu tatilinden sonraki ilk gün çok fazla kimse gelmez. Bu özellikle belirlenmiş bir tarihtir. Bu şekilde ciddi bir konunun pazartesine alınması, işte Türkiye’ye destek verecek milletvekillerinin, senatörlerin sayısını azaltmak amacı gütmüştür. Hatta bununla da yetinmemişler her iki partide grup kararı almışlar ki bu mutlaka geçsin. Dolayısıyla da burada Fransız hükümetini, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin ve onun rakibi olan François Hollande’ın tam bir anlaşması var.”

 

TÜRKSAM Başkanı ve MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN’ın 24 Ocak 2012 tarihinde TRT Avaz kanalıyla yaptığı canlı telefon bağlantısının yazılı metninin tamamına  http://www.turksam.org/tr/a2595.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.


 

“PKK Terörüyle Mücadelede Kararlılık-Siyaset-Strateji Belirsizliği*”

 

“3 Kasım 2002 genel seçimleri ile birlikte iktidar koltuğuna oturan AKP hükümetleri, 9 yılı geride bıraktıkları halde, evvelce tasfiye sürecine girmiş bulunan PKK terörünün yeniden canlanıp büyümesini, gelinen günde Türkiye için en ciddi tehdit haline gelmesini önleyemedi. Daha önce hiçbir iktidara nasip olmayacak şekilde ve tek başına hükümet kuran siyasi iktidarın, mücadeledeki yanlışları ya da eksikleri sonucu terörün büyüdüğü bir gerçektir. Bu yanlışlar içerisinde en belirgini de terörle mücadele kararlılığı, siyaseti ve stratejisi konusundaki eksikliklerdir.”

 

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin YAVUZ’un “PKK Terörüyle Mücadelede Kararlılık-Siyaset-Strateji Belirsizliği*” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2593.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Suriye Üzerinden Yeniden ‘Soğuk Savaş’ (!) – Türkiye Nereye Koşuyor?


“4 Şubat 2012’de BM Güvenlik Konseyi’nde, Arap Birliği tarafından önerilen “Suriye’de Çözüm” başlıklı yeni bir yaptırım kararı Rusya ve Çin’in vetosuna takıldı. Suriye hakkında Güvenlik Konseyi’ne getirilen üçüncü tasarı da böylece iki ülkenin onayını alamadı. Daha önce Haziran ve Ekim 2011’de de aynı şekilde Rusya ve Çin, Suriye’ye karşı koruyucu zırhını ortaya koymuşlardı.[1]Bu yazıda, adeta Suriye üzerinden “Soğuk Savaş” estirilen konu irdelenmeye, Türkiye’nin yapması gerekenler için de öneriler getirilmeye çalışıldı…”

 

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Celalettin YAVUZ’un “Suriye Üzerinden Yeniden ‘Soğuk Savaş’ (!) – Türkiye Nereye Koşuyor?” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2594.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.


 

Pakistan Dışişleri Bakanı’nın Afganistan Ziyareti ve Eski Sorunlara Yeni Çözüm Arayışları

 

“1 Şubat 2012 Tarihinde Pakistan Dışişleri Bakanı Hina Rabbani Khar kısa bir ziyaret için Afganistan başkenti Kabil’e geldi. Bayan Khar gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede güven ve huzurun sağlanması yolunun Afganistan’dan geçtiğini belirtirken, ABD, İngiltere ve Almanya’nın yürütmekte oldukları Katar’daki Taliban ile müzakere sürecine de değinerek, Afganistan’daki barış çalışmalarının Kabil yönetimi kontrolünde olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Hina Rabbani Khar, daha önce kurulup iki ülke arasında çıkan sorunlar sebebi ile faaliyetleri durdurulmuş olan Pakistan – Afganistan Ortak Barış Komisyonu’nun faaliyetlerinin yeniden başlamasının da bölgede barışın sağlanması için büyük önem arz ettiğini belirtti…”

 

TÜRKSAM Güney Asya Araştırmaları Uzmanı Fazıl Ahmed BURGET’in “Pakistan Dışişleri Bakanı’nın Afganistan Ziyareti ve Eski Sorunlara Yeni Çözüm Arayışları” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2591.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Soykırımı İnkâr Yasasının Saklanan Yüzü

 

“Bu yasayla Fransa mı kirli geçmişinin üzerini biraz daha örtüyor yoksa diaspora Ermenileri mi ihanetin ortaya çıkmasını istemiyor?

Fransa Charles De Gaulle’ün zamanında 1962 yılında çıkardığı bir yasayla bu tarihten önce K. Afrika’da yaşanan olayların hiçbir surette mahkeme edilemeyeceğini hüküm altına almıştır.

13 Temmuz 1990 tarihinde Yahudi soykırımını inkârı suç olarak kabul eden meşhur Gayssot Yasasını çıkarmıştır…”

 

TÜRKSAM Etnik Çatışmalar Daire Başkanı İbrahim ÇEVİK’in “Soykırımı İnkâr Yasasının Saklanan Yüzü” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2592.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1703 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Mon Feb 13, 2012 9:00 am
Subject: İbrahim Çevik, Fazıl Ahmed Burget ve Tugay Uluçevik'in Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Barzani ile PKK Arasındaki “Batı Kürdistan”ı Ele Geçirme Mücadelesi

 

“Bütün dikkatler Beşar ESAD, Hama ve Humus’a çevrilmişken Suriye’de sessiz ve derinden gelişen önemli bir mücadele gözden kaçmaktadır. Bizi diğer tüm gelişmelerden daha çok ilgilendirmesi gereken bu sessiz ve derin mücadele BARZANİ ile PKK arasında gerçekleşmektedir. Bu Kürtçülerin ifadeleriyle “Batı Kürdistan”ı yani Suriye’de Kürt nüfusunun yoğun olarak bulunduğu bölgede egemenliği ele geçirme mücadelesidir…”

 

İbrahim Çevik’in “Barzani ile PKK Arasındaki “Batı Kürdistan”ı Ele Geçirme Mücadelesi” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2596.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Afganistan’da Tarihin Tekerrürü: Yeni Sorunlara Eski Çözüm Yöntemleri

 

“2001’de ABD’nin Afganistan’daki Taliban rejimine yönelik yaptığı operasyon ile birlikte ülkede yeniden “cihad” ilan eden Afganistan Hizb-i İslami Lideri Gülbeddin Hikmetyar, uzun yıllardan sonra ilk defa 3 Şubat 2012 Cuma günü, BBC radyosu aracılığı ile sesini duyurmuştu. Hikmetyar, ABD ile Taliban örgütünün bir kanadı arasında Katar’da devam edip hala belli bir sonuca bağlanamayan barış görüşmelerine değinerek “perde arkasında gerçekleşen bireysel görüşmelerin Afganistan’da barışın sağlanmasında hiçbir etkisinin bulunmadığını” belirtirken, kendisine de daha önce böyle bir teklifte bulunulduğunu ancak kabul etmediğini açıklamıştı. Ayrıca Hikmetyar, Kabil yönetimine karşı çatışan grupların kendi arasında belli bir birliğinin olup olmadığı sorusuna, kendisinin “mücahitler” arasında belli bir birliğin sağlanması konusunda çaba gösterdiğini, ancak dış baskılar ve etkiler nedeni ile buna başarılı olamadığı belirterek, Afganistan’da Kabil yönetimi karşıtı grupların belli bir merkezi otoriteden yoksun olduklarını açıkça dile getirmişti…”

 

Fazıl Ahmed Burget’in “Afganistan’da Tarihin Tekerrürü: Yeni Sorunlara Eski Çözüm Yöntemleri” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2598.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Dış Politikada İlkeli, Tutarlı ve İnandırıcı Olma Gereği

 

“İsviçre’nin Zürih kentindeki savcının “Ermeni soykırımı yoktur” şeklinde beyanda bulunan AB Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış hakkında soruşturma başlattığına dair haberler bizi, ister istemez, kısa bir süre önce Türkiye ile İsviçre arasında yaşanan bir dostluk (!) olayını hatırlamaya sevk etti…”

 

Tugay Uluçevik’in “Dış Politikada İlkeli, Tutarlı ve İnandırıcı Olma Gereği” başlıklı analizinin devamına http://www.turksam.org/tr/a2597.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1704 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Tue Feb 21, 2012 10:20 am
Subject: TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN'ın Konuk Olduğu Programın Yazılı Metni, Dr. O. Can ÜNVER, Doç. Dr. Celalettin YAVUZ, Dr. Serdar ERDURMAZ ve Fazıl Ahmet BURGET'in Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 7 Şubat 2012 Tarihinde TV 8’de Konuk Olduğu Erkan TAN ile Başkentten Programının Yazılı Metni

 

“Sinan OĞAN: Şimdi, tabi ki yani eğitimin çağdaşlaşması güzeldir. Eğitimin bilgisayar sistemlerine geçmesi güzeldir. Ancak bunu yaparken şöyle bir düşünmek lazım. Örneğin; Iğdır’ın Tuzluca ilçesinin Kamışlı köyünde benim okulumun çatısı yoksa bakınız, okulumun çatısı yoksa eğer, benim oradaki okulum 1955 senesinde yapılmışsa ve derme çatma kapılarla öğrenciler orada zor şartlarda eğitim yapıyorsa şimdi benim önceliğim bu manada okullara bilgisayar dağıtmak mı olmalıdır yoksa çocuklarımızın oturacağı sıraları yapmak, girdiği binanın depreme dayanıklı olmasını sağlamak, o okulun çatısını yapmak mıdır?”

 

TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 7 Şubat 2012 tarihinde TV 8’de konuk olduğu Erkan TAN ile Başkentten programının yazılı metninin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2599.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Türkiye ve NATO’daki 60 Yıllık Serüveni

 

“18 Şubat 2012 günü Türkiye’nin NATO üyeliğinin 60. yılı idrak edilecek. Bu maksatla ilgili çeşitli resmi ve sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler var. Bunlardan biri de, başkanlığını emekli Büyükelçi Ömer E. Akbel’in yaptığı Türk Atlantik Konseyi’nin 17 Şubat 2012 tarihine planladığı “60 Yıldır Barış ve Güvenlik İçin Birlikte” başlığını taşıyan bir yuvarlak masa toplantısıdır. Açılış konuşmalarını NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yapacağı toplantıda, Türkiye’nin 60 yıllık serüvenini değerlendirmek üzere ayrıca 5 ayrı konuşmacı daha bulunmaktadır.[1] Bu yazıda Türkiye’nin 60 yıllık NATO üyeliğinin bir değerlendirmesi yapılmaya çalışıldı.”

 

Doç. Dr. Celalettin YAVUZ’un “Türkiye ve NATO’daki 60 Yıllık Serüveni” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2601.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

ABD Afganistan’da Uzun Süre Kalacak

 

 

ABD Milli Savunma Bakanı Leon Panetta, 14 Şubat 2012’de Amerikan Senatosunda yaptığı konuşmada, ülkesinin Afganistan’da “ciddi başarılar” elde ettiğini ve ancak savaşın hala devam etmekte olduğunu söylerken, Amerika’nın Afganistan ile en yakın zamanda uzun süreli bir işbirliği antlaşması imzalayacağını açıkladı. Panetta, bu antlaşmaya göre 2014’te Amerikan askerî birliklerinin Afganistan’ı terk etmesinden sonra da bir miktar askerin uzun süreli olmak üzere bu ülkede kalacağını ifade etti. Senato üyelerinin bu miktarın ne kadar olacağı sorusu üzerine yaklaşık 20 bin olabileceğini bildirdi.

 

Fazıl Ahmed BURGET’in “ABD Afganistan’da Uzun Süre Kalacak” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2602.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

İsrail - İran Soğuk Savaşı Orta Doğu’da Sıcak Savaşa Davetiye Çıkarıyor

 

İran’ın nükleer silah ürettiğine ilişkin haberlerin 2003 yılından itibaren duyulması ve  Ağustos 2005’ten itibaren Mahmud Ahmedinecad’ın İran Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte “İsrail’in, ABD ile birlikte veya ABD’siz her an İran’a saldırabileceği” sıkça duyulur oldu.

 

Bu gelişmede 1979 İran İslam Devrimi’nin ve bu rejimin liderlerinin İsrail’i “şeytan” olarak nitelemelerinin etkisi büyüktü. Hatta Ahmedinecad bir tarihte İsrail için Hitler’in pek sevdiği ifadeye benzer şekilde “İsrail yeryüzünden kazınmalıdır!” demişti. Zaten bundan sonra da İsrail’in her an İran’a en azından bir hava harekâtı yapabileceği konuşuluyordu.

 

Doç. Dr. Celalettin YAVUZ’un “İsrail - İran Soğuk Savaşı Orta Doğu’da Sıcak Savaşa Davetiye Çıkarıyor” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2603.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

ABD ve İran İlişkilerindeki Gelişmeler Nereye Gidiyor?

 

İran’da ortaya çıkan gelişmeler hakkında sağduyulu bir yorum yapmanın çok mümkün olamadığı düşünülmektedir. Uluslar arası Atom Enerji Ajansı’nın (UAEA) 8 Kasım 2011’de vermiş olduğu İran raporunda bu ülkenin doludizgin nükleer silah eldesine doğru yol aldığı iddiaları her ne kadar İran ret etse dahi, ABD, Kanada, AB ve İngiltere tarafından ciddiye alınmış ve mevcut yaptırımlara ilave tedbirler alınması kararı alınmıştır.

 

Dr. Serdar ERDURMAZ’ın “ABD ve İran İlişkilerindeki Gelişmeler Nereye Gidiyor?” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2604.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Almanya Cumhurbaşkanı Wulff’un İstifası

 

Almanya Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un uzunca bir zamandır beklenen istifası son otuz yılın neoliberal/küresel dünyasında artık açıkça demokrasi kültürünü tehdit eden ve vakayı adiye haline gelen yolsuzluk kültürünü bir kez daha tartışma gündemine taşımıştır. Almanya’daki Türk toplumuna karşı sempatisiyle de tanınan Wulff’un Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı olduğu sırada bir dostundan aldığı krediyi usulünce Eyalet Parlamentosu’na bildirmemiş olması, bu hatasını örtbas etmek için de telaşla çok tirajlı Bild Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Diekmann’ı tehdit ettiğinin kamuoyuna yansıması ile patlak veren skandal, başka usulsüzlüklerin de var olduğu iddiasıyla Hannover savcısının cumhurbaşkanının dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etmesi üzerine istifayla sonuçlandı

 

Dr. O. Can ÜNVER’in “Almanya Cumhurbaşkanı Wulff’un İstifası” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2605.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Taliban Örgütüyle Müzakere, Güvenlik ve Uyuşturucu Sorunları

 

Afganistan’da güvenliğin sağlanması ve bu ülkeden kaynaklanıp küresel bir sorun haline gelen uyuşturucu ekimi ve ticaretinin ortadan kaldırılması, Taliban rejiminin yıkılmasından sonra öncelikli hedeflerdendi. Ancak, ABD’nin bölgeye yerleşmesi ve Taliban rejiminin yıkılması üzerinden on bir yıl geçmesine rağmen, ülkedeki güvenlik sorununun her geçen gün daha da kötüye gitmesi ve uyuşturucu ekimi ve ticaretinin daha da artması dikkat çekmektedir.

 

Fazıl Ahmed BURGET’in “Taliban Örgütüyle Müzakere, Güvenlik ve Uyuşturucu Sorunları” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2600.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1705 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Mon Feb 27, 2012 10:08 am
Subject: TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN, Fazıl Ahmet BURGET, İbrahim ÇEVİK ve Dr. Serdar ERDURMAZ'ın Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı

 

“Tarih Türklere karşı yapılan soykırımlarla doludur. Biz Türkler ağıt yakmayı bilmediğimiz (veya bunu yapmadığımız için) hiçbir zaman bize karşı yapılan soykırımları, zulümleri tarih yaddaşımıza kazımamış, çabuk unutmuşuz. Oysa Türklerin Batıda Viyana’dan Doğuda ise Kafkaslardan çekilmeye başladıkları dönemden sonrası hep soykırıma uğradıkları hadiselerle doludur. Viyana’da, Bosna’da, Mora’da, Tri Poliçe’de Balkanların diğer bölgelerinde; yakın tarihimizde Bosna’da soykırıma uğrayan hep biz Türkler ve Müslümanlar olmuşuzdur. Diğer taraftan Kafkaslara baktığımızda, son iki yüzyılın tarih sayfasının hep Türklere karşı yapılan soykırımlarla dolu olduğu görülmektedir. İrevan Hanlığında, Bakü’de, Gence’de ve daha nice Türk bölgesinde katledilen hep Türkler olmuştur. Ancak bugün Batı kamuoyuna baktığımız zaman bu suçlamalara maruz kalan ne tezattır ki, hep Türklerdir.”

 

Dr. Sinan OĞAN’ın “Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a1389.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Afganistan’da ABD Askerlerinin Kutsal Değerlere Saygısızlığı ve Amerikan Karşıtlığının Artması

 

“Afganistan’daki ABD askerleri bir kez daha Afgan halkının hassas noktalarından biri olan kutsal değerlere saygısızlık ederek bu ülke insanının tepkilerini çekmiştir. 21 Şubat 2012 Tarihinde başkent Kabil’in kuzeyinde yer alan Bagram’daki Amerikan Hava Üssünde, Kuran dâhil olmak üzere birçok dini kitabın yakıldığı haberiyle geniş çaplı Amerikan karşıtı gösteriler gerçekleştirilmiştir. Bagram’daki Amerikan yetkilileri, Amerikan üssünden atılması gereken kullanılmayan eşyalar arasında Kuran sayfalarının da bulunduğunu bilmediklerini ve bu nedenle özür dilediklerini ifade ederken, NATO kapsamında görev yapan ISAF Komutanı General John Allen, Afganistan halkından özür dilemekle beraber bu gibi olayların bir kez daha tekrar olmayacağına dair söz vermiştir.”

 

Fazıl Ahmed BURGET’in “Afganistan’da ABD Askerlerinin Kutsal Değerlere Saygısızlığı ve Amerikan Karşıtlığının Artması” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2606.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

İsrail’in Kürt Politikası

 

“Yerden göğe kadar üst üste dizilen küplerden el altta bulunan Suriye’nin çekilmesiyle ortaya çıkacak kargaşanın boyutları pek çok kimse için artık somut bir anlam taşımaktadır. Doğacak bu kargaşada yüzyılların derinliğinden gelen etnik-mezhep husumetleri kadar İsrail’in bölgeyle ilgili hesapları da görülecektir. Ortadoğu’da İsrail’in en yakın dostunun Kürtçüler olması nedeniyle de Irak, İsrail’in gündeminde eskiye oranla çok daha fazla önemli bir yer tutacaktır.”

 

İbrahim ÇEVİK’in “İsrail’in Kürt Politikası” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2607.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

ABD Kuzey Kore Nükleer Müzakereleri İkinci Gününde

 

Kuzey Kore ile nükleer programı ile ilgili olarak yapılmakta olan uluslar arası görüşmeler Kuzey Kore’nin uzun soluklu lideri Kim Jong-il’in ölümünden sonra ilk defa olarak Şubat 2012’de yeniden başlamış ve ikinci gününe girmiştir. Çin’in başkenti Beijing’teki ABD Büyükelçiliğinde yapılmakta olan bu üçüncü tur görüşmelerin genişletilerek yine Kuzey Kore ve ABD’nin yanı sıra; Güney Kore, Rusya, Japonya ve Çin’i kapsayacak 6’lı görüşmelere çekilmesi planlanmaktadır (Al Jazeera, 2012).

 

Dr. Serdar ERDURMAZ’ın “ABD Kuzey Kore Nükleer Müzakereleri İkinci Gününde” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2608.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Pakistan’da Radikal İslamcı Grupların Güçlenmesi ve ABD ile İlişkiler

 

“Pakistan'da açık ve gizli şekillerde faaliyet eden Radikal İslamcı grupların 20 Şubat 2012 tarihi itibarıyla oluşturdukları Difâ-yi Pakistan (Pakistan'ın Müdafası) adlı ittifakın gün geçtikçe güçlenmeye başlaması özellikle bölgede Amerikan yandaşı olarak bilinen liberal eğilimli grupları endişelendirmeye başlamıştır. ABD karşıtı olarak bilinen Cemmat-i İslami, Ceyş-i Muhammed, Cemiyet’ül Ulema, Leşker-i Tayyibe ve Sipah-i Sehabe gibi örgütlerin birleşmesiyle oluşturulan Difâ-yi Pakistan hareketine son olarak Harakat’ül Mücahidin ve Hizb’ül İslamî gibi örgütlerin de katıldığı bilinmektedir.”

 

Fazul Ahmet BURGET’in “Pakistan’da Radikal İslamcı Grupların Güçlenmesi ve ABD ile İlişkiler” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2609.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org


#1706 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Mon Mar 5, 2012 8:53 am
Subject: TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN, A. Gencehan BABİŞ, F. Ahmed BURGET, Doç. Dr. Celalettin YAVUZ ve Dr. Serdar ERDURMAZ'ın Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Dr. Sinan OĞAN’ın 23 Şubat 2012 Tarihinde Konuk Olduğu Avrasya TV’deki Programın Yazılı Metni

 

“Öncelikle, 20 sene önce Hocalı’da vahşice, insanlık dışı yöntemlerle katledilen soykırıma uğratılan bütün Azerbaycan Türklerini, bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Birçok insan buradan yaralı kurtuldu, onlara da şifalar diliyorum. Birçoğu sakat kaldı, birçoğu kayboldu, birçok çocuk öksüz kaldı, birçok anne çocuğunu kaybetti. Hepsine sabır diliyorum. Yirmi sene geçti; ama hala uluslararası hukuk Hocalı da bir soykırım olduğuna dair karar kabul etmedi. Ama ondan önce bizim Türk milleti olarak, bizim vicdanımızla Hocalı’nın bir soykırım olduğunu kabul etmemiz lazım. Bunun için de tabi insanlarımıza bunu anlatmamız lazım. Yirmi senedir biz Türkiye’nin birçok yerinde konferanslara katılıyoruz, insanlarımıza Hocalı’da yaşananların bir soykırım olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Hocalı’da neler yaşandığını, neler yaşandığını ve bundan sonra da benzer soykırımların Hocalı’da ve Türk dünyasının başka köşelerinde yaşanmaması için neler yapılması gerektiğini konuşuyoruz…”

 

TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 23 Şubat 2012 tarihinde konuk olduğu Avrasya TV’deki programın yazılı metninin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2610.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Davutoğlu’nun ABD Ziyareti ve “Suriye Düğümü”

 

“Son dönemde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Türkiye arasında Suriye ve Orta Doğu ile ilgili görüşmelerin sıklığı artmış kısa bir süre önce 48. Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Dışişleri Bakanı Hillary Rodham Clinton ile bir araya gelen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Şubat 2012’de Amerika Birleşik Devletleri’ni ziyaret ederek yine başta Clinton, ABD Savunma Bakanı Leon Panetta ve ABD Başkanı Barack Huseyin Obama'nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon olmak üzere birçok isimle görüşmüştür…”

 

A. Gencehan BABİŞ’in “Davutoğlu’nun ABD Ziyareti ve ‘Suriye Düğümü’” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2611.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Tek Hatayla Patlamaya Hazır Bir Ülke: Afganistan

 

“21 Şubat 2012 Tarihinde başkent Kabil’in kuzeyinde yer alan Bagram’daki Amerikan Hava Üssünde, Kuran yapraklarının yakılması üzerine başlayan Amerikan karşıtı gösterilerde şimdiye kadar 30 kişinin hayatını kaybettiği bilinmektedir. NATO kapsamında görev yapan ISAF Komutanı General John Allen’den Amerikan Başkanı Barack Obama’ya kadar birçok yetkilinin Afganistan halkından özür dilemekle beraber bu gibi olayların bir kez daha tekrar olmayacağına dair verdiği sözlere rağmen, Bagram’da başlayan gösteriler hızla büyüyerek neredeyse tüm ülke geneline yayılmış durumdadır…”

 

F. Ahmed BURGET’in “Tek Hatayla Patlamaya Hazır Bir Ülke: Afganistan” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2612.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

PKK Teröristbaşı Öcalan’ın İdam Meselesinde MHP’ye Haksızlık

 

“PKK elebaşısı Öcalan, ölüm cezasına çarptırıldığı halde, idam edilmedi. Bu konu PKK’nın 2003’ten sonra yeniden silahlı eylemlere başlaması üzerine, kamuoyunda infazın gerçekleştirilmemesinin sebebi en sık sorulan sorulardandı. Hatta 12 Eylül 2010 tarihli, yeni Anayasa değişikliği ile ilgili referandum öncesinde Başbakan R.T. Erdoğan bile, Öcalan’ın MHP’nin dâhil olduğu 57. Hükümet döneminde idam edilmediğini ileri sürdü. Bunun üzerine MHP, evvelce yapmış olduğu konuyla ilgili açıklamalarına bir diğer yenisini, bizzat Genel Başkan Devlet Bahçeli tarafından ve tüm kamuoyunun dinleyebileceği şekilde bir televizyon kanalında tekrarladı. Aşağıda MHP’nin terörist başının idam cezasının uygulanması için nasıl çabaladığının bir özeti sunulmuştur…”

 

Doç. Dr. Celalettin YAVUZ’un “PKK Teröristbaşı Öcalan’ın İdam Meselesinde MHP’ye Haksızlık” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2613.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Konvansiyonel Silahlanma Bütün Hızıyla Sürüyor, Türkiye Bölgesel Lider

 

Dünyada silahlanmayı en kapsamlı biçimde takip eden en önemli yayın olan SIPRI 2011[1] yılına ait verilerini yayınlamıştır. Anılan yayın silahlanma terimini birçok kapsamda ele alarak, globalleşen dünyada ülkelerin birbirlerine karşı güç kullanma ve bu manada dengeleri sağlama güdüsüyle kendi refah ve ekonomik girdilerinden askeri yapılanmalarına ne kadar pay ayırarak fedakarlık yaptıklarını incelemektedir. Kitle İmha Silahları dediğimiz nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlanma yarışının yanı sıra, konvansiyonel (klasik) silahlanmanın boyutlarını, nereden,  nereye geldiğini hem üretici ve satıcılar ve hem de alıcılar açısından istatistiki bilgilerle mukayese ederek belirlemeye çalışmaktadır. Bunun yanı sıra, bölgesel tehdit ve kriz değerlendirmeleri ile birlikte küresel kriz noktalarını değerlendirmekte ve ülkeleri silahlanmaya sürükleyen nedenlere ait bir resim çizmektedir.

 

Dr. Serdar ERDURMAZ’ın “Konvansiyonel Silahlanma Bütün Hızıyla Sürüyor, Türkiye Bölgesel Lider” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2614.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org

www.facebook.com/turksam.org

www.twitter.com/turksam


#1707 From: TURKSAM <turksam.eurasia@...>
Date: Tue Mar 13, 2012 5:24 pm
Subject: TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN, Doç. Dr. Celalettin YAVUZ, Dr. Serdar ERDURMAZ ve Fazıl Ahmet BURGET'in Analizleri
turksam_eurasia
Send Email Send Email
 

Türkiye’nin Kanayan Yarası Terör ve Konuya İlişkin Alternatif Çözümler

 

“Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır devam eden terör olayları son dönemde maalesef büyük bir tırmanışa geçmiş, bunun sonucu olarak da teröre kurban verdiğimiz şehit sayısında görülür bir artış yaşanmıştır. Türkiye’de teröre çözüm olarak sunulan “demokratik açılım” projesinin meydana getirdiği sanal iyimser hava altında yapılanlarla Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı döneminde teröre çözüm bulma fikri, siyasi düzlemde PKK ile müzakereye indirgenmiş ve diğer yolların eskimiş, bir başka deyişle kullanılmaktan ‘aşınmış’ olduğu her fırsatta kamuoyuna anlatılmaya çalışılmıştır…”

 

Dr. Sinan Oğan’ın “Türkiye’nin Kanayan Yarası Terör ve Konuya İlişkin Alternatif Çözümler” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2620.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

Dr. Sinan OĞAN’ın, 24 Şubat 2012 Tarihinde TRT Avaz’da Konuk Olduğu Stüdyo Avaz Programının Yazılı Metni

 

“Ben, öncelikle Türk dünyasının ortak sesi ve ortak avazı olan TRT Avaz’a teşekkür ediyorum, Türkiye’nin ve Türk dünyasının birçok sorununu gündeme getirdiği için. Hocalı meselesi de sadece Azerbaycan'ın sorunu değil, Azerbaycan Türklerinin sorunu değil Türkiye'nin de sorunu, Türk dünyasının da sorunu. Atatürk zamanında “Azerbaycan'ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir” demişti. Azerbaycan’da da Haydar Aliyev’in “Azerbaycan ve Türkiye, bir milletin iki devletidir” sözü vardı…”

 

Dr. Sinan OĞAN’ın 24 Şubat 2012 tarihinde TRT Avaz’da konuk olduğu Stüdyo Avaz programının yazılı metninin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2618.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

Putin ve Rusya’nın Muhtemel İran-Suriye Politikaları

 

“Rusya’da yapılan devlet başkanlığı seçimleri sonucunda 4 yıl önce bu makamdan 4 yıllığına başbakanlık makamına ayrılan Vladimir Putin kazandı. Oyların yaklaşık %64’ünü alan Putin’in dönüşü ikinci kez devlet başkanı seçildiği 2004’te almış olduğu %71.3’lük oy sebebiyle gölgelenmek istendi.

 

4 Mart 2012’deki bu son devlet başkanlığı seçimlerine yaklaşık 110 milyon seçmen (%65.3) katıldı. Putin başkent Moskova’da %47.2 oranında oy alabildi. Keza kendi memleketi Saint Petersburg’ta da düşük sayılabilecek bir oranda (%58.7) kaldı. Rus devlet başkanlığı seçimlerinde belki en şaşırtıcı sonuç Kuzey Kafkaslardaki Çeçenistan’da alınanıydı. Zira katılım oranı %99.59 ve Putin’e destek de %99.73’tü…”

 

Doç. Dr. Celalettin Yavuz’un “Putin ve Rusya’nın Muhtemel İran-Suriye Politikaları” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2615.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

ABD- İsrail İlişkileri ABD Başkanlık Seçiminin Arifesinde Yeniden Şekilleniyor

 

“ABD Başkanı Barak Obama’nın İsrail Başbakanı Netanyahu ziyareti nedeniyle yaptığı konuşma İsrail ile gergin olan ilişkileri yumuşatma açısından yeni bir dönem başlatmıştır.

 

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ABD ziyareti sırasında ABD Başkanı Barak Obama konuşmasında büyük ihtimalle ülkesindeki Yahudi oylarını toplayabilmek için neredeyse hiçbir çatışmalı konuya değinmeden direkt İran’ın nükleer politikasını hedef alan tavrıyla puan kazanmaya çalıştığı söylenebilir…”

 

Dr. Serdar Erdurmaz’ın “ABD- İsrail İlişkileri ABD Başkanlık Seçiminin Arifesinde Yeniden Şekilleniyor” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2616.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

Pakistan’ın Yeniden Tacikistan Atağı

 

“Pakistan Devlet Başkanı Asıf Ali Zerdari geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama ile Tacikistan’ın Gwadar Limanı üzerinden Güney Asya ülkelerine açılmasına zemin hazırlayacağını ifade etmiştir.

 

Bilindiği gibi Gwadar Limanı Pakistan’ın Belucistan eyaletine bağlı bulunup Umman Körfezi girişinde yer almaktadır. Hürmüz boğazına yakın olan Gwadar Limanı 2007’de faaliyete başlamış ve zaman zaman Hürmüz boğazına bir alternatif olarak da gündeme gelmektedir…”

 

Fazıl Ahmet Burget’in “Pakistan’ın Yeniden Tacikistan Atağı” başlıklı analizinin tamamına http://www.turksam.org/tr/a2617.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

 

 

TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi

www.turksam.org

www.facebook.com/turksam.org

www.twitter.com/turksam


Messages 1678 - 1707 of 1707   Oldest  |  < Older  |  Newer >  |  Newest
Add to My Yahoo!      XML What's This?

Copyright © 2010 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines NEW - Help