Search the web
Sign In
New User? Sign Up
korellinin_mandolini · Korelli'nin Mandolini
? Already a member? Sign in to Yahoo!

Yahoo! Groups Tips

Did you know...
Want your group to be featured on the Yahoo! Groups website? Add a group photo to Flickr.

Best of Y! Groups

   Check them out and nominate your group.
Having problems with message search? Fill out this form to ensure your group is one of the first to be migrated to the new message search system.

Messages

  Messages Help
Advanced
Messages 68266 - 68295 of 68295   Newest  |  < Newer  |  Older >  |  Oldest
Messages: Show Message Summaries   (Group by Topic) Sort by Date v  
#68295 From: Enis Akdağ <enisakdag@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 9:25 am
Subject: SAVCI İLHAN CİHANER YARGILANACAK
enisakdag@...
Send Email Send Email
 
İSMAİLAĞA SORUŞTURMASI
Savcı Cihaner yargılanacak
 İsmailağa ve Fethullah Gülen cemaetini soruştururken hükümetin hedefi haline gelen ve Adalet Bakanlığının soruşturma açtığı Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında, görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik, suça azmettirme ve imar kirliliğine neden olma suçlamasıyla hazırlanan iddianame kabul edildi.
Gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Cihaner, yargı bağımsızlığı adına, bu konunun yargıda değerlendirilmesini istediğini dile getirerek hakkındaki suçlamaların hukuk dışı olduğunu savundu. Cihaner, bir gazetede yer alan Makamında CHP milletvekili Ahmet Ersin ile gizlice görüştü iddiasına da tepki göstererek Ahmet Ersin ilde bulunduğu süre içinde kendisinin şehir dışında olduğunu kaydetti. Cihaner, İftira ve delil uydurma kampanyasını boşa çıkarmak için 24 saatimi noter ve kameralarla belgelemeyi, tüm iletişimimi kaydedip ilgili mercilere göndermeyi ciddi olarak düşünmekteyimdedi.
Yaşanan hukuk dışılıklarla sonuna kadar mücadele edeceğini vurgulayan Cihaner, bu tarz girişimlerden yılmayacağını ve ilgili kişilere yönelik yasal haklarını kullanacağını bildirdi.


Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr

#68294 From: "Ali Serdar Bolat" <serdarbolat@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 10:13 am
Subject: "Krt Alm" : Son durum
aliserdarbolat
Offline Offline
Send Email Send Email
 
 
Krt Alm : Son durum
++++++++++++++++++
 
Grne gre, "alm" kilitlendi.
Acaba gerek durum byle mi?
 
++++++++++++++++++
 
AKP yanda basn, "alm bitmedi" mesajn vermek tela iinde okuyucular ile resmen alay etti.
KCK soruturmas nedeniyle gzaltna alnan ve iinde DTP'li Belediye Bakanlar da olan zanllarn elleri, Diyarbakr Adliyesi'ne gtrlrken meerse ne iin kelepelenmi, biliyor musunuz?
5,000 kiilik bir kalabaln Adliyeyi basp zanllar karmay planlad haber alnm da, onun iin.
Vay canna. Demek ki elleri kelepeli olunca kaamyorlarm.
Kelepeler plastik. makasla kesilebilir. Ayrca ayaklar kelepeli deil. hem yrr hem de koabilirler.
Yanda basn, okuyucularn geri zekal yerine koymutur.
 
+++++++++++++++++++
 
DTP Milletvekilleri Emine Ayna, Ahmet Trk ve dierleri, grldkleri yerde polis zoru ile ifade vermeye gtrleceklermi.
Peki ya haklarnda soruturma dosyas olan dier milletvekilleri? Onlar niye yarglanmyorlar?
Bata Tayyip Bey olmak zere yolsuzluktan ve dier sulardan dosyas olanlar niye "dokunulmazlk" zrh arkasna saklanyorlar?
Abdullah Gl'n yarglanmasn isteyen hakim hakknda neden soruturma alyor?
Zahit Akman, Deniz Feneri zanllar neden ifade vermiyor?
 
+++++++++++++++++++
 
Korkun eliki
Habur'da ayana mahkeme gtrlen terristler kahramanlar gibi karlanyor, serbest braklyor.
Ama "terristi vmek" gibi sulamalarla insanlar kelepeleniyor, tutuklanyor.
Polis zoruyla ifade vermeye arlyor.
Yani: Terrist olmak su deil, terristi vmek su.
Byle bir arpklk dnyann neresinde var?
Terristi tutuklamyorsan, Belediye Bakann da, Milletvekilini de tutuklayamazsn.
 
Terrist eline silah alm, asker ldrm. Tutuklanmyor, serbeste dolayor. Hakknda soruturma bile almyor. ieklerle karlanyor.
Belediye Bakan ve Milletvekili eline silah almam, kelepeleniyor, tutuklanyor.
Bu elikiyi AKP nasl aklayacak?
 
++++++++++++++++++++
 
Aslnda belki de bu elikili davranlar "Krt Alm"nn gizli hedefine ynelik, kendi iinde tutarl davranlar.
Gizli hedef: "Krtleri ve Trkleri birbirlerine iyice dman ederek atma ortam olumasn salamak" m?
Habur'da terristlerin karlanmas, bundan cesaret alan PKK taraftarlarnn her yeri yakp ykmas, Trkler arasnda kzgnlk yaratt.
Belediye Bakanlarnn kelepelenmesi ve Milletvekillerinin polis zoru ile ifadeye gtrlme karar Krtler arasnda kzgnlk yaratt.
AKP hkmeti, Krtlerle Trkleri iyice ayrtracak ve her iki taraf iinde de isyan duygularn kuvvetlendirecek uygulamalar yapyor.
 
Acaba, "Krt Alm"nn ana hedefi PKK'y dadan indirmek deil de, i sava karmak m?
Hem Trkleri, hem de Krtleri zvanadan karacak uygulamalar i sava kkrtmak iin mi yaplyor?
"Krt Alm" ilan edildiinden bugne ortamn her geen gn biraz daha gerildii, blclerin her geen gn biraz daha azgnlat, toplum iindeki kutuplamann artt  dikkatinizi ekmiyor mu?
 
KCK tutuklamalar ve kelepeleme olaylarndan sonra, grnen o ki, "alm" kilitlenmitir.
Hani "Analarn alamaya devam etmesini mi istiyorsunuz" diyordunuz.
Ne oldu...
Hani "2009 sonuna kadar Krt meselesi zlmeli. Fazla zamanmz yok" diyordunuz.
Ne oldu...
Daha "Alm" nedir, onu bile aklayamadnz.
Bu kadar zaman iinde, DTP Milletvekillerinin polis zoru ile ifadeye zorlanmamas iin gereken yasa ve dzenlemeleri deil karmak, teklif bile etmediniz.
Grnrdeki "Alm, bar" isteiniz fiyasko ile sonulanmtr.
Ama eer gizli amacnz toplumda ayrmay derinletirmek ve blnmeye giden yolun talarn demek idiyse, amacnza bir adm daha yaklatnz.
Tayyip Bey'in Kanal D'deki Teke Tek programnda itiraf ettii "Amerika'nn Byk Ortadou Projesi iinde Diyarbakr' merkez yapma" amacnza bir adm daha yaklatnz.
 
+++++++++++++++++++++++
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

#68293 From: Bahattin ASLAN <baslantr@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 9:07 am
Subject: Bahattin Aslan: "BOĞA"***DAILY TELEGRAPH’IN YORUMU:‘Askerin kanadını kırma çabası’***CHP Genel Başkanı Deniz Baykal:“TSK şüpheli konumuna düşürülmüştür. Sonuçta bir şey çıkmazsa çok vahim olur, bir şey çıkarsa da deprem olur”***Bakanlığın yönetmeliğine karşı Danıştay’dan oybirliğiyle karar:Yargıyı dinleme ve izlemeye durdurma ***AKP’li vekillerde rahatsızlık artıyor***AÇILIM STRATEJİSİ-Plan değişti***HİKMET ÇETİNKAYA "Kelepçeli Demokrasi..."***‘Ergenekon savcıları’ etkisi-Yargıda güz kararnamesi krizi büyüyor ***800 bin dosya bekliyor-33 Yargıtay üyesi hâlâ seçilmedi***ORHAN BİRGİT:"Balbay’ın 300. Günü..."***Güler Sabancı:"2010 zor geçecek"***ERİNÇ YELDAN:2010 Başında Emeğin Dünyası***MUSTAFA SÖNMEZ:Cambaza Bak Cambaza!..***CHP Edirne Milletvekili Faik Öztrak:"Bu kadarına da pes doğrusu"***Emekçiye sefalet ücreti***VAZİYET-DENİZ SOM: GLADYO
baslantr
Offline Offline
Send Email Send Email
 

BOĞA
Hikmet Çetinkaya'nın ve özellikle Mustafa Sönmez'in yazılarını okuyunca,
gördüklerimden-duyduklarımdan birikenlerin yönlendirmesiyle 'alçaklığın evrensel tarihi'
kitabından bir hikâyeye gitti elim:
BOĞA
158 yılının Şaban ayının sonlarında çöl havası duruyordu... Merv yolu üzerindeki bir
kervansarayın kapısının önünde oturan bir grup adam gözlerini akşam göğüne dikmiş, nefsini yutma ve oruç dönemini başlatan Ramazan ayını aramaya koyulmuşlardı. Köle, dilenci, at tüccarı, deve hırsızı ve kasaptılar. Vakarla yere çökmüş bekliyorlardı gelecek işareti. Günbatımını seyrettiler ve günbatımı kum rengindeydi.
Güneşi alev alev yakan, ayı, insanı ürperten titrek ışıklı çölün diğer ucundan, dev boyutlarda üç silüetin yaklaştığını gördüler. İnsandı bunlar ve ortadakinin başı boğa başıydı. İyice yaklaştıklarında, bu adamın maskeli; yanındakilerin de kör oldukları anlaşıldı.
Binbir Gece Masalları'nda olduğu gibi, birisi adamdan bu kerameti açıklamasını istedi. "Onlar kör" dedi maskeli adam, "Çünkü yüzüme baktılar."
*
Kıssadan hisse için ülkenin haline bakın, gözleriniz yerinde mi, değil mi?
Saygılarla.
30 Aralık 2009
Bahattin Aslan
***


 
 
 
 
Cumhuriyet 30.12.2009
Seferberlik Bölge Başkanlığı’ndaki arama yurtdışında da yankı buldu
‘AKP, ordunun kanadını kırıyor’
‘Dönüm noktası’ İngiliz Daily Telegraph gazetesi, silahlı kuvvetlerde yapılan aramanın nedeninin hâlâ belli olmadığına işaret ederek Bu hareket, hükümetin ordunun kanatlarını kırma çabalarında dönüm noktası olabilirdiye yazdı. “Ordunun yatak odasına baskın” şeklinde yorumlanan aramalara kuşkuyla bakıldığı vurgulandı.
DAILY TELEGRAPH’IN YORUMU
‘Askerin kanadını kırma çabası’
Haber Merkezi - İngiliz Daily Telegraph gazetesi, Seferberlik Tetkik Kurulunda yapılan aramaların ordunun yatak odasına baskın şeklinde değerlendirildiğini belirtti ve Bu hareket, hükümetin ordunun kanatlarını kırma çabalarında bir dönüm noktası olabilirdiye yazdı.
Türkiyede ordunun kendisini laik sistemin bekçisiolarak gördüğünü ve 1960tan bu yana 4 hükümet devirdiğini yazan gazete, Ordunun siyasete müdahalesini engellemek, Türkiyenin demokratik standartlarını yükseltmesini talep eden Avrupa Birliğine üyelik açısından da kilit önem taşıyor. Ancak hükümete karşı çıkan laik muhalifler, AKPnin bu girişimlerine oldukça kuşkuyla bakıyorifadesini kullandı.
‘Neden arandığı belli değil’
Daily Telegraph, Silahlı kuvvetlerde yapılan aramanın nedeni hâlâ tam olarak belli değil fakat ordunun yatak odasına baskın olarak değerlendirilen bu aramalar, hükümetin ordunun kanatlarını kırma çabalarında bir dönüm noktası olabilir diye yazdı. Gazetede yer alan değerlendirmede, Başbakan Tayyip Erdoğan, polisin Ankaradaki Seferberlik Tetkik Kurulunda yaptığı aramanın ilk gününde, 8 askerin gözaltına alındığı sırada, İslami kökleri bulunan hükümetle silahlı kuvvetler arasında bir gerilim olduğu iddialarını reddetti. Tutuklamalar, aralarında emekli generallerin de bulunduğu onlarca şüphelinin hükümeti devirip siyasi kaos çıkarmaya çalışmakla suçlanan laik bir örgütün üyesi olmaktan yargılandığı bir döneme denk geldidenildi.
***
‘Şüpheli muamelesi’
CHP lideri Baykal, karargâhtaki aramayla ilk kez bir kurumun şüpheli konumuna düşürüldüğüne dikkat çekti. Baykal, Sadece suç işlediği düşünülen kişiler değil, kurum hedef alınıyor. Bir şey çıkmazsa çok vahim, çıkarsa da deprem olurdedi. 
Cumhuriyet 30.12.2009
Baykal, karargâhta yapılan aramayla TSK’nin şüpheli konumuna düşürüldüğünü söyledi
‘Kurumlar arası çatışma’
© Deniz Baykal, Seferberlik Bölge Başkanlığı’ndaki arama ile ilgili olarak CHP MYK’de yaptığı değerlendirmede, “TSK’ye tam bir şüpheli muamelesi yapılıyor. Sadece suç işlediği düşünülen kişiler ve onların bağlantıda olduğu kişileri hedef alan bir soruşturma değil, bir kurumu hedef alan bir soruşturmayla karşı karşıyayız. Araştırmalar sonuçlandığında bir şey çıkmazsa çok vahim olur. Bir şey çıkarsa da deprem olur” diye konuştu.
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki aramayla ilgili gelişmeleri değerlendirirken TSK şüpheli konumuna düşürülmüştür. Sonuçta bir şey çıkmazsa çok vahim olur, bir şey çıkarsa da deprem olur dedi.
CHP Merkez Yönetim Kurulunun dünkü toplantısında son gelişmeler değerlendirildi. Edinilen bilgiye göre CHP lideri Baykal, 2009 kötü bir yıl oldu. Umutlarımızı koruyalım. Gelecek yıl için iç karartıcı karamsar bir tablo çizmeyelim. Bir yenilenmeye, tazelenmeye ihtiyaç vardedi. Baykal, karargâhtaki aramayla ilgili olarak da şu görüşleri dile getirdi:
İlk kez bir kurum şüpheli konumuna düşürülmüştür. Suç işlediği düşünülen kişiler ve onların irtibatlı olduğu kişilerle ilgili inceleme, soruşturma yapılmıyor. Bir kurumla ilgili yapılıyor. TSK şüpheli konumuna düşürülmüştür. TSKye tam bir şüpheli muamelesi yapılıyor. Sadece suç işlediği düşünülen kişiler ve onların bağlantıda olduğu kişileri hedef alan bir soruşturma değil, bir kurumu hedef alan bir soruşturmayla karşı karşıyayız. Ne çıkacağını göreceğiz: Yargı ortaya çıkaracaktır. Ama bir şey çıkmazsa bu kadar şüphe bu kadar kuşku ne oluyor? Araştırmalar sonuçlandığında bir şey çıkmazsa çok vahim olur. Bir şey çıkarsa da deprem olur. TSKde birilerinin suikast, darbe arayışları içinde olduğuna ilişkin bilgi, belge ortaya çıkarsa deprem olur. Genelkurmay Başkanı çeşitli vesilelerle bu tür kişileri içlerinde barındırmayacaklarını ifade etmiştir. Bu güvenceye rağmen oradan suikast, darbe planlarına dair bilgi, belge çıkarsa deprem olur.
Baykal, Sükûnetle başlamış olan sürecin sonuçlanmasını beklediklerini, kısa sürede gerçeklerin ortaya çıkması ve TSKnin bu şüphelerden, şaibelerden kurtarılması gerektiğinisöyledi. Bu süreçte kurumlar arası çatışmanın çok açık olarak ortaya çıktığının altını çizen Baykal, Kurumlar arasında uyum olsaydı olaylar bu noktaya gelmezdi. Darbe iddialarıyla ilgili duyumlar, belgeler varsa konuşulur ortaya çıkarılırdı. Yargı, medya, harekete geçiriliyor. Kurumlar birbirine giriyor. Başbakan kurumlar arasında çatışma yok, diyor. Bu inandırıcı değil. AKP hukuka saygılı olsaydı bu karmaşayı yaşamazdıkgörüşünü dile getirdi.
Türk-İş’ten ziyaret
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu ve beraberindeki Başkanlar Kurulu üyeleri, 16 gündür Ankarada eylem yapan TEKEL işçilerinin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla dün parlamentoda CHP Genel Başkanı Deniz Baykalı ziyaret etti. Baykal, Çok uzun bir süreden beri sendikal yaşamda tahribat yaşandığını ve iktidarın tutumunun kaygı verici olduğunusöyledi.
Başbakan Tayyip Erdoğanın eylem yapan işçilere karşı saldırgan, suçlayıcı bir yaklaşım içinde olduğunuvurgulayan Baykal, İşçiler yan gelip yatmayı talep ediyormuş gibi konuşuyor. Yetimin hakkını yedirmemdiyor. Sanki Türkiyede yetimin hakkını yemesi söz konusu olan kesim TEKEL işçileridedi.
Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: Bu insanlar, bahsettiği yetimlerin kendisi, mağdur olan, hakkı korunması gerekenler onlar. Onlar, kimsenin hakkını yemeye çalışmıyor, bu insanlar, çalışmak, üretmek, emeğinin karşılığını almak istiyor. Yetimin hakkını önce sana karşı korumak lazım. Sen, devlet bankasından 750 milyon dolarlık krediyi, damadının başında bulunduğu şirkete, yeterli teminatlar olmadan intikal ettirirken, yetimin hakkını yemiyor musun? TEKELin içki bölümünü 292 milyon dolara sattın, alanlar kısa bir süre sonra 900 milyon dolara devretti. Nerede o yetimin hakkı, yediğin yetim hakkının hesabını sen bir versene önce.
Başbakan Türkiyeyi birbirine kattıdiyen CHP lideri, şu değerlendirmeleri yaptı:
Eczacılarla kavgası var. Türkiyeyi Kürt açılımı yapacağız diye allak bullak etti. İşadamlarına Kürt açılımına destek vermedikleri için sitem etmiş. Başbakan, bu işin kârı söz konusu olsaydı, işadamlarına bunu söylemezdi. Şimdi zarar ortada, zararı paylaşmaya, zarara ortak etmeye çalışıyor. İşadamları akıllı, onlar zarara ortak olurlar mı? İşin şaka tarafı bir yana, bu vahim bir konudur. AKP grup başkanvekili, Türklük sözünün anayasadan çıkarılmasını teklif ediyor. Şantajların, tehditlerin, küfürlerin bini bir para. Bir ülkede huzur, istikrar sadece hükümetin kendine özgü tercihleriyle tesis edilemez. Hele hükümetin kafası karışıksa, o karışık kafa ülkeyi büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakır
Türk-İş Genel Başkanı Kumlu da, parlamentoda grubu bulunan 3 siyasi partiden randevu istediklerini ancak AKP’den yanıt alamadıklarını anlattı. Kumlu, mücadelelerinin, ideolojik olarak değerlendirilmesinin kendilerini üzdüğünü, sağduyulu hareket etmeye çalıştıklarını ancak, Başbakan Erdoğanın konuşmalarının ortamı gerdiğini sözlerine ekledi.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
Bakanlığın yönetmeliğine karşı Danıştay’dan oybirliğiyle karar
Yargıyı dinleme ve izlemeye durdurma
Danıştay, Adalet Bakanlığı müfettişlerine, hâkim ve savcılar hakkında dinleme ve teknik takip yapma olanağı tanıyan düzenlemenin yürütmesini oybirliğiyle durdurdu. Daire, Adalet Bakanlığı’nın bu konuda yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi bulunmadığına işaret etti. Davayı YARSAV eski başkanı açmıştı.
Kararın gerekçesinde iletişimin dinlenmesinin “özel bir ceza yargılaması koruma önlemi” olduğu vurgulanırken, “Bu önleme ancak demokratik kurumları korumak bakımından mutlak zorunluluk bulunması koşuluyla başvurulabileceği AİHM kararlarında yerini almış bulunmaktadır” denildi.
Müfettişlerin hâkim ve savcılarla ilgili teknik takip yapabilmesini sağlayan yönetmeliğin yürütmesi durduruldu
Dinlemeye Danıştay freni
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Danıştay 5. Dairesi, Adalet Bakanlığı müfettişlerine, hâkim ve savcılar hakkında dinleme ve teknik takip yapma olanağı tanıyan Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin ilgili düzenlemesinin yürütmesini oybirliğiyle durdurdu. Daire, Adalet Bakanlığının bu konuda yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi bulunmadığına işaret etti.
Eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, hâkim ve savcılar hakkında inceleme, soruşturma ve araştırma yapılmasını düzenleyen yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması ve bazı bentlerinin iptali için dava açmıştı. 5. Daire, yönetmeliğin üç bendinin yürütmesini oybirliğiyle durdurdu. Dairenin gerekçesinde, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 12. Maddesinde, Hiç kimse özel yaşamı, ailesi, konutu veya yazışma hususlarında keyfi karışmalara, onur ve şöhretine karşı saldırılara maruz kalamaz. Herkesin bu karışma ve saldırılara karşı kanun ile korunmaya hakkı vardırkuralının getirildiği anımsatıldı. Gerekçede, anayasanın 22. maddesinde de haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliğine ilişkin hükümlerin yer aldığı belirtildi. Dairenin gerekçesinde, iletişimin dinlenmesininözel bir ceza yargılaması koruma önlemiolduğu vurgulanırken, Bu önleme ancak demokratik kurumları korumak bakımından mutlak zorunluluk bulunması koşuluyla başvurulabileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında yerini almış bulunmaktadırdenildi.
‘Yasa hükmü yok’
Ceza Muhakemesi Kanununda (CMK), bu önlemin uygulanmasının bir suçtan ötürü ceza soruşturması yapılması koşuluna bağlı tutulduğu vurgulanan gerekçede, ceza yargılaması açısından bu yetkinin delil elde etmek amacıyla halen işlenmiş bir suçun kovuşturulmasıyla sınırlı olduğu belirtildi. Daire, Adalet Bakanlığının bu konuda yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi bulunmadığına, bu konularda yasayla düzenleme yapılması gerektiğine işaret etti.
Gerekçede, yasayla bazı kurumlara tanınan iletişimin dinlenmesi yetkisinin Adalet Bakanlığı müfettişlerine de tanınmış olduğu yolunda bir yasa hükmü bulunmadığı, Hâkimler ve Savcılar Kanununda böyle bir düzenlemeye yer verilmediği CMKnin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005 tarihinden sonra 2802 sayılı yasayla ilgili değişiklikler arasında böyle bir yetki tanınması yoluna da gidilmediği kaydedildi. Gerekçede, müfettişlerin özel bir ceza yargılaması koruma önlemi içinde olmalarının mümkün olmadığı vurgulandı.
‘Mevzuata uygun değil’
Gerekçede, anayasaya göre hâkim ve savcıların görevlerini kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini araştırma ve gerektiğinde inceleme ve soruşturmanın Adalet Bakanlığının izniyle adalet müfettişleri tarafından yapıldığı belirtildi. Gerekçede, (ç) bendinde yer alan haberleşmenin tespiti ve dinlenmesi gibi delil toplamaibaresinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle ilgili yapılan incelemede, Adalet müfettişlerinin kanun ve tüzük ile verilen yetkilerini, mevzuatın ön gördüğü sınırların dışına çıkacak şekilde genişleten ve onlara haberleşmenin tespiti ve dinlenmesi adı altında yeni bir delil toplama yetkisi tanıyan dava konusu yönetmelik hükmünde mevzuata uyarlık bulunmamıştırdenildi.
Üç müfettişin istemi
Ömer Faruk Eminağaoğlu, Danıştayda açtığı davada, adalet müfettişlerine tanınan bu yetkiyle çok sayıda hâkim ve savcının teknik takibe alındığını iddia etmişti. Adalet Bakanlığı da 56 hâkim ve savcının dinlendiğini, bunlardan 46sı hakkında soruşturmaya geçilmesine yer olmadığına karar verildiğini belirtmişti. Eminağaoğlu, Adalet müfettişleri Mehmet Arı, Sefer İlker Alp ve İbrahim Kır ile kendisi hakkında iletişim tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi yolunda karar alan yargıçlar hakkında adli ve disiplin soruşturması yapılması için yaptığı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin de iptali ve yürütmesinin durdurulmasını istemişti.
Danıştay 5. Dairesi, Eminağaoğlunun üç adalet müfettişi ile kendisi hakkında dinleme kararı alan yargıçlar hakkında adli ve disiplin soruşturması yapılması için yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin Adalet Bakanlığı işleminin de yürütmesini durdurdu. Adalet Bakanlığının bu karara karşı itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
ANKARA’DAKİ GERİLİM PARTİYE YANSIDI
AKP’li vekillerde rahatsızlık artıyor
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - AKPde Kürt açılımıyla başlayan rahatsızlık, Özel Kuvvetler Komutanlığındaki arama, Ergenekon davasındaki gelişmeler nedeniyle daha da arttı. Bir milletvekili, asker ve hükümet arasında ortaya çıkan çatışma görüntüsünden rahatsız olduğunu dile getirirkenDevletin bağırsakları çıkarılıyornitelemesinde bulundu. Bir milletvekili de, Ergenekon davasında sanıkların aylardır tutuklu kalmasını eleştirdi.
AKPde Kızılcahamam Kampında Kürt açılımıyla ilgili görüş ayrılıkları su yüzüne çıkarken; son dönemde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınça suikast iddiasıyla başlayan ve Özel Kuvvetler Komutanlığında aramayla süren tartışmalar da bazı milletvekilleri arasında endişe yarattı. Bir milletvekili, yaşanan gelişmelerin hükümet ile asker arasında bir çatışma görüntüsü yarattığını belirterek, Toplumda büyük bir endişe var. Millet, kime inanacağına şaşırmış durumda dedi. Aynı milletvekili, kozmik bilgilerin yer aldığı büroların aranmasıyla ilgili olarak Devletin bağırsakları yerinden çıkarılıyor nitelemesinde bulundu. Kürt açılımıyla ilgili olarak birçok milletvekilinin rahatsız olduğunu belirten milletvekili, istifa eden Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaranın ardından Zekai Özcanın açılımla ilgili eleştirilerini gündeme getirdiğine dikkat çekerek, Bu açıklamaların gerisi gelebilir dedi.
Parti içinde bir başka milletvekili ise Ergenekon davasında gelinen süreci eleştirdi. Milletvekili, sanıkların aylardır tutuklu olarak yargılandıklarını belirterek, Bu insan haklarına aykırı bir durum. Kaçma şüphesi olmayan kişiler, içerde tutuluyor diye konuştu.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
AÇILIM STRATEJİSİ
Plan değişti
PKK’nin silah bırakması ve militanlarının dağdan inmesi konusunda istenilen sonucun alınamaması, “etkin mücadele” yaklaşımını yeniden ön plana çıkardı. BAHADIR SELİM DİLEK’in haberi
Açılımda ‘yaklaşım’ değişti
Silah bırakmada ve dağdan inmede beklentiler gerçekleşmeyince AKP hükümeti, yeniden terörle ‘etkin mücadele’yi gündeme aldı
BAHADIR SELİM DİLEK
ANKARA - Kürt açılımı çerçevesinde daha önce Kandil Dağında terör örgütü militanlarının silah bırakması ve söz konusu militanların TCYnin etkin pişmanlığı da düzenleyen 221. maddesinden yararlanarak eve dönmesi için çaba gösteren hükümet, DTPnin kapatılmasının ardından bu yaklaşımını geri plana attı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Washingtondaki temasları sonrasında da bu konuda farklı bir yaklaşım gündeme geldi. Hükümetin Kürt açılımının Irak ayağına ilişkin yapılan bu değişiklik, İçişleri Bakanı Beşir Atalayın Erbilde yaptığı üçlü mekanizma toplantısında alınan kararla netleşti. Toplantıda, terör örgütünün hem fiziksel hem de finansal kaynaklarının kurutulması, PKKye destek sağlayan unsurların ortadan kaldırılması, terör örgütünü ayakta tutan yapıların çökertilmesi için yeniden etkin ve operasyonel önlemleralınması gündeme geldi. Bu bağlamda toplantıda özellikle, sınırın korunması üzerinde yeni formüller ele alındı. Bu çerçevede Türk yetkililer, Irakın kuzeyinde terör örgütünün sızmalarını önleyecek şekilde ve Kürt yönetimine bağlı peşmergelerin de dahil olacağı kolluk kuvvetlerinin oluşturulması önerisini gündeme getirdiler.
Ancak, bölgesel Kürt yönetimi yetkilileri bu öneriye yeterli sayıda peşmergelerinin olmadığı gerekçesiyle olumlu yaklaşmadı.
Toplantıda, Mahmur Kampı boşaltılmadan terör örgütünün Kandil Dağındaki merkezine yönelik desteğin tam olarak ortadan kaldırılamayacağı görüşü gündeme geldi.
Bu çerçevede, Mahmur Kampındaki 11 bin kişiden Türkiyeye dönmesi öngörülen yaklaşık 5 bin kişiye ilişkin işlemlerin tamamlanmasının ardından kalan diğer mültecilerin, Kandil Dağı için lojistik istasyon olma özelliği taşımayacak bir bölgeye yerleştirilmeleri gündeme geldi.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA
Kelepçeli Demokrasi...
Gidişin iyi olmadığı, toplumun ikiye ayrıldığı gün gibi ortada...
Anayasal kurumların birbirlerine güvenmediği tarihi bir süreçten geçtiğimizi kaç kez yazdım, anımsamıyorum.
İşsizliğin giderek arttığı, yoksulluğun bir yaşam biçimi olduğu, milyonlarca diplomalı-diplomasız gencin sokaklarda dolaştığı bir gerçek...
Ağızlarda demokrasi ve özgürlükşarkıları var ama toplum giderek geriliyor, yaşananlar insanları yılgınlığa düşürüyor.
Düşünceye, yazıya kelepçe vuruluyor... Artık yaşamımızda kelepçeli demokrasi var...
Gazeteciler yazdıkları yazılardan, kitaplardan ötürü yargılanıyor...
Tüm bunlar olurken kimi aklıevveller,Türkiyenin demokratikleştiğini ve özgürleştiğini anlatıyorlar sabah akşam.
Özellikle gençler karamsar... İşçiler, emekçiler çaresiz...
2010 yılı ABDnin Iraktan çekilme tarihi...
ABD Iraktan çekilince ne olacak? Irakın toprak tümlüğü korunacak mı? Güney Kafkasyadan Basraya dek barış sağlanacak mı? ABDnin İranla ve Türkiyeyle ilişkileri olağan akışında kalacak mı?
Türkiyenin Irakta olup bitenlerden ders alması, bölge barışına katkıda bulunması zorunlu.
Türkçülüğü ve Kürtçülüğü elimizin tersiyle itip birlikte yaşamı çoğaltmamız gerekiyor.
Güneydoğuda akan kan durmalı... Türk ve Kürt kardeşliği ivme kazanmalı...
Diyarbakırda BDPli belediye başkanları, eski milletvekilleri ve parti yöneticilerinin sabaha karşı evlerinin kapıları kırılarak gözaltına alınmaları, elleri kelepçelenerek tek sıra halinde saatlerce ayakta bekletilmelerine ne demeli?
Kelepçeli demokratik açılım!
***
Birbirimize güvenmeliyiz, düşüncelerimiz ne olursa olsun, yaşadığımız bu ülkenin daha çağdaş ve demokratik olması için çaba göstermeliyiz.
Çevremizde olup bitenleri iyi izlemeli ve değerlendirmeliyiz...
Ortadoğuya barış gelir mi?
İsrail-Filistin arasındaki ilişkilerin giderek gerildiğini ve çözümsüzlüğün egemen olduğunu görüyoruz.
Bu çözümsüzlük kimin işine yarar?
Radikal grupların!
Türkiyedeki anayasal kurumların birbirlerine olan güvensizliği de radikal grupların, terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürer.
ABD dünyadaki etki gücünü arttırmak, enerji kaynaklarını ele geçirmek için savaş tamtamlarıçalarken, Rusya kendi sorunlarıyla uğraşıyor.
Çözümsüzlük dünyanın her yerinde radikallerin işine yarar!
Bugün Türkiyenin içinde bulunduğu durum bu!
Toz bulutu içinde terör örgütlerinin, dış kaynaklı istihbarat birimlerinin Türkiyede bir kaos ortamı yaratmak için harekete geçmeleri.
Ben bu yüzden kaygılı ve tedirginim!
Ankaradaki istihbarat savaşları bitmeli, kurumlar arasında birliktelik sağlanmalı.
Devletin derinlerinde örgütlü bir yapılanma varsa, kimileri umutlarını darbelere bağlamışsa bu çok yanlış bir yoldur.
Yine birileri darbe ve suikast gibi senaryoları ortaya atıp, siyasal geleceklerini 2011 seçimlerinde görmek istiyorlarsa bu da tehlikeli bir süreçtir.
Halkımızın büyük bir bölümü iş ve aş peşinde.
Onların gündemi başka, biz gazetecilerin gündemi başka.
Gece yarıları Mecidiyeköyde, Beşiktaşta, Modada 10-12 yaşlarındaki kız ve erkek çocukları kâğıt mendil satıyor.
Görüntüleri insanın içini acıtıyor...
***
Siyasetçi siyasetini yapacak... Demokrasimizi ve özgürlükleri geliştirecek... Çağdaş, ayakları yere basan bir Türkiye yaratacak.
Asker de askerliğini!
Kışlaya, camiye ve okula siyaset girmemeli! Devletin anayasal kurumları çatışmamalı!
Türk Silahlı Kuvvetlerini elbet eleştirebilirsiniz...
Bugün yandaş, tarikatçı ve dinci medya TSKyi eleştirmiyor...
Ya ne yapıyor?
Ona düşman gözüyle bakıyor!
Yapılan yanlış bu!
Ben, emperyalizmin sarmalında olan Türkiyede oynanan oyunu dikkatle izlemenizi salık veririm...
Faks numaramız: 0212 343 72 69
***
Cumhuriyet 30.12.2009
‘Ergenekon savcıları’ etkisi
Yargıda güz kararnamesi krizi büyüyor
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Adalet Bakanlığı, yargıç ve savcıların atamalarını içeren güz kararname taslağını Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) göndermeyerek süreci kilitledi. Taslağın gönderilmemesinde Ergenekon savcılarınındurumunun da etkili olduğu belirtildi.
Hâkim ve savcılara ilişkin yaz kararnamesi krizi, temmuz ayına damgasını vurmuştu. Yargıtay ve Danıştay kökenli 5 üye ile (seçilmiş üyeler), Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Bakanlık Müsteşarı Ahmet Kahraman arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle, yaz kararnamesine yönelik tartışma haftalarca sür-müştü. Tartışmanın odağında ise Ergenekon savcılarının durumları yer almıştı. Günlerce süren bunalım, kurulun Ergenekon soruşturmasının başındaki Özel Yetkili Cumhuriyet Basavcılığına Olcay Seçkinin ikinci başsavcıvekili olarak atamasıyla kısmen aşılmıştı. Kurul, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarla ilgili şikâyet ve suç duyuruları için de Adalet Bakanlığının işlem yapmasını kararlaştırmıştı. Ancak bugüne değin bu yönde bir adım atılmadı.
Kararname yeni yıla sarkacak
Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan hâkim ve savcılar kararname taslağı HSYKye gönderilemediği için en geç kasım-aralık ayında çıkması gereken kararname hâlâ çıkmadı. Taslak, HSYKye gönderilemediği için kurul çalışmaya da başlayamadı. Yargıda, Adalet Bakanlığının kararname taslağını geciktirmesindeİstanbul savcılarınındurumunun yeniden gündeme getirileceği kaygısının etkili olduğu konuşuluyor. Adalet Bakanlığı, kararname taslağını bugün HSYKye gönderse bile, yine de kararname yeni yıla sarkmış olacak. Güz kararnamesinin bir sonraki yıla kalmasının da bir ilk olduğu belirtiliyor.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
800 bin dosya bekliyor
33 Yargıtay üyesi hâlâ seçilmedi
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Yargıtayda 33 üyeliğin boş olduğunu belirterek Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca (HSYK) boş üyelikler için seçim yapılmamasını eleştirdi.
Gerçeker, Yargıtayda şu anda 1 milyon 600 bin dosya bulunduğunu, bunların 800 bine yakınının yıl içinde sonuçlandığını, 800 bine yakın dosyanınsa 2010 yılına devredeceğini söyledi. Gerçeker, bazı dosyaların sıra gelmediği için zamanaşımına uğradığını, bunun yargının sorunu olduğu kadar toplumu da ilgilendirdiğini ifade etti. Yargıtayda 33 üyeliğin de boş olduğunu, HSYK tarafından boş üyelikler için hâlâ seçim yapılmadığını kaydeden Gerçeker, yasa gereği Yargıtayda 10 üyelik boşaldığında zorunluluk olarak HSYK tarafından seçim yapılması gerektiğini anımsattı. Yargıtayın fiziki koşullarının da yetersiz olduğuna işaret eden Gerçeker, tetkik hâkimi, savcılar, idari personelin kalabalık odalarda çalıştığına, dosyaların saklanma koşullarının yetersiz olduğuna dikkat çekti.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
DÜZ YAZI
ORHAN BİRGİT
Balbayın 300. Günü...
Bu sabah da gazetenizin birinci sayfasının sağ alt köşesinde Mustafa Balbayı, evinden ve okurlarından ayıran tutukluluk durumu ile ilgili, o kısa açıklamayı okumuş olmalısınız.
‘Mustafa Balbay 300 gündür tutuklu’
Cumhuriyetin Ankara Temsilcisi ve köşe yazarının özgürlüğünü 300 gündür kısıtlayan savcılık iddiaları, meslektaşımızı ünlü Ergenekon terör örgütünün şüphelileri arasında gösterse de, kamu vicdanı, kendisinin de ısrarla vurguladığı gibi onun gazetecilik ile ilgili çalışmaları nedeni ile mahut davanın içinde gösterildiğine inanmaktadır. Öyle olduğu için de, Mustafanın son sorgulamasında kimi meslektaşlarına gönderdiği sitem bana göre tam zamanında adreslerine ulaşmıştır: Ucu gelmez soruşturmalar herkese dokunur. Meslektaşlarım Mehmet Baransu ve Şamil Tayyara geçmiş olsun diyorum. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle nasıl en ağır suçlamalarla karşı karşıya kalınabileceği bizimle ortaya çıktı.” Tutuklama, ceza yasamıza göre, şüphelinin kaçmasını, o arada hakkındaki delil ve kanıtları ortadan kaldırma ya da karartmasını önlemek amacı ile yargıcın kullanması için verilmiş bir önlem, yasal deyimi ile tedbirdir.
İşte öyle bir tedbir nedeni ile 300 gündür demir parmaklıkların arkasında yaşam savaşı veren Balbay, Gündemi tıpkı Ankara Bürosundaki çalışma odasındaymışçasına adım adım izlediğini gösteriyor.
Hapisteler ama..
18 Aralıkta 736ncı ölüm yıldönümünü törenlerle andığımız Mevlananın Hapisteler Ama..” şiirinden okumuş olduğu Diken içindeler, ama gül gibiler/ Hapisteler, ama şarap gibiler/ Gece içindeler, ama sabah gibilerdizeleri ile kimlere, hangi mesajı veriyor?Star yazarı Şamil Tayyar ile Taraf yazarı Mehmet Baransu gazetecilik faaliyetleri nedeni ile bir süredir yargılanıyorlardı. Tayyara verilen hapis cezası ve Baransunun serbest bırakılma kararı nedeni ile arkadaşlarımıza elbette yakınlarından, meslektaşlarından geçmiş olsun mesajları gelmiştir.
Mesleğin, o yollarından geçmiş en eski bireylerinden birisi olarak, Balbayın Silivri Mahkemesinin tutanaklarına geçen sözlerini ötekilerden ayırarak sıra üstü görmelerini ve asla unutmamalarını dilerim.
Şamil ve Baransu da, çalıştıkları kurumlarda sorumluluk üstlenmiş olanlar da, bizim Ceza Yasamızın, özellikle Terörle Mücadele Yasasının, basın özgürlüğünü nasıl kısıtlamış olduğunun, sanırım ilk canlı örneğini kendileri ile ilgili bu dava ve soruşturmayı görerek değerlendirmişlerdir.Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşinin dün yaptığı açıklamada Ceza Yasasının kabulü aşamasında iletişim özgürlüğünü tehdit eden maddelerin çıkmasını önlemek için Basın Konseyi ve Gazeteciler Cemiyetinin gösterdiği çabaya ilgi göstermeye tenezzül etmeyen meslektaşlarımıza yönelttiği sitem yerindedir.
Oktayın da söylediği gibi, o meslektaşlar mızrağın ucu kendilerine dokununca en hızlı özgürlük savunucusu olarak ortaya çıktılar.Özgürlüğün, her zaman ve herkes için lazım olduğunu ne onlar, ne de bugün, iktidarda olmanın kudreti ile kendilerini mitolojide dünyayı kaldıracak güce sahip olduğu anlatılan Atlas gibi görenler unutmasınlar.
Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@...
***
Cumhuriyet 30.12.2009
Güler Sabancı, toplumda artan gerginliğin azaltılması için istikrarın şart olduğunu söyledi
2010 zor geçecek
© Sabancı’ya göre 2008-2009 ekonomik açıdan deprem sayılabilecek sarsıntılarla geçti. Önümüzdeki 2010 ve 2011’de artçı sarsıntıların olması da bekleniyor.
© Sabancı: “Demokratik açılım çerçevesinde yaşanan diyalogsuzluk ortamı beraberinde toplumsal gerginliği de getirmektedir.”
Ekonomi Servisi - Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, tüm dünyada ve Türkiyede en önemli konunun istikrar arayışı olduğunu vurgulayarak, 2010un öngörülen yüzde 3.5 büyümeye rağmen kolay bir yıl olmayacağını söyledi.
Sabancı, Sabancı Topluluğu çalışanlarına yönelik olarak yeni yıl mesajı yayımladı.
Kronik işsizlik
Sabancı, bu kriz döneminin ortaya çıkardığı en önemli sorunlardan birisinin kronik işsizlik olduğunu vurgulayarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan büyüme düşüşlerinin önemli oranda işsizlik meydana getirdiğini aktardı. Sabancı, Ancak işsizliğin nedenlerini sadece krize bağlamak da önemli bir hata olur. Bizim ülkemizde de olduğu gibi birçok ülkede de bu sorun yapısaldır. Faizlerin düştüğü ve yatırıma çeşitli yardımların yapıldığı bir dönem yaşadık. Bu şartların bir müddet daha süreceği de çok muhtemeldir. İşgücünün toplam maliyetini düşürecek önlemler alınmadığı takdirde büyümenin artmasıyla işsizlik çok azalmayacak, sermaye derinliği artacaktıryorumunu yaptı.
Enerji fiyatları yükselecek
Yeni dönemin, iş modellerinin de yeniden sorgulandığı bir dönem olacağını, enerji ve sürdürülebilir çevre alanlarının yükselen sektörler olarak öne çıkacağını belirten Sabancı, dünyanın önündeki önemli bir sorunun büyümenin tekrar başlaması ile enerji fiyatlarında görülen yükselmenin devam etmesi olacağını, yükselmenin hangi boyutta ve ne kadar süreceği konusundaki belirsizliğin endişe verici olduğunu kaydetti.
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Türkiyede özellikle siyasi alanda yaşanan gelişmelerin istikrarı tehdit eden boyutlara yaklaştığını, demokratik açılım çerçevesinde yaşanan diyalogsuzluk ortamının beraberinde toplumsal gerginliği de getirdiğini, bu noktada fikir önderlerine ve siyasi liderlere önemli görevler düştüğünü belirtti.
Sabancı, Toplumun artan gerginliğini azaltacak bir tavır alınması, demokratik yarışmanın yapıcı ve hoşgörülü bir çerçeve içinde yürütülmesi, ülke ekonomimizin yaratmak zorunda olduğu istihdam ve büyüme için çok değerli bir istikrar ortamı oluşturacaktır ifadesini kullandı.
Reformlara odaklanmalıyız
Sosyal ve ekonomik kalkınmanın kilit kelimesinin istikrar olduğuna dikkati çeken Sabancı, mesajında şu görüşlere yer verdi:
Gerek ekonomik gerekse de sosyal olarak yaşanan dalgalanmaların toplumun her kesimini etkilediği aşikârdır. Ekonomik açıdan baktığımızda alınacak tedbirler mutlaka işgücü maliyetini aşağı çekecek ve verimlilik artışını özendirecek yapısal önlemleri içermelidir. 2010da bu ve bunun gibi önemli yapısal reformlara odaklanmalıyızdedi. Sabancı, Türkiyede krizin büyük bölümünü reel sektörün yaşadığını kaydederek 2008 ve 2009un büyük bölümünün sıkıntılı geçtiğini sözlerine ekledi.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
EKONOMİ POLİTİK
ERİNÇ YELDAN
2010 Başında Emeğin Dünyası
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2009 Emeğin Dünyası Raporunu yayımladı.(*) Küresel krizin artık sona ermekte olduğunun müjdelendiği 2010 başında ILOnun bu çalışması krizin emek dünyasına olan etkilerinin boyutunu ve krizden çıkış sürecindeki konumunu sağduyulu bir yaklaşımla özetliyor. Rapordan ilginç bulduğum bazı bölümleri siz okuyucularımla paylaşmayı düşündüm.
ILOnun 2009 Emeğin Dünyası Raporunun ana vurgusu, 2010la birlikte dünya ekonomisinde canlanmanın hızlanacağı, ancak söz konusu canlılığın son derece kırılgan ve risklerle dolu olduğu uyarılarına dayanmaktadır. (IMF tahminlerine göre dünya ekonomisi 2010da yüzde 3.1 büyüyecektir.) ILO, krizden çıkış sürecinde kamu harcama politikalarının sürdürülmesi gereğinin özenle altını çizmekte ve istihdam yaratmaya yönelik tedbirlerle bir arada kurgulanmasının önemini vurgulamaktadır. Rapor, 2009un son günlerinde küresel hisse senedi piyasalarında ve borsalarda gözlenen hızlı yükselişin tılsımına kapılınmaması gerektiğini ve söz konusu canlanmanın henüz reel sektörlerde ve işgücü piyasalarında güçlü bir görünüm sunmadığı uyarısını yapmaktadır.
ILO, küresel krizin başlangıcından bu yana dünya çapında 20 milyondan fazla istihdam kaybı yaşandığını ve canlandırma paketlerinin sürdürülmemesi durumunda en az 5 milyon işçinin daha işini kaybedeceğini vurgulamaktadır. Tahminlere göre, istihdamdaki durgunluk devam edecek; ve istihdamın kriz öncesi düzeyine dönmesi için orta dereceli gelire sahip ekonomilerde 2.8 yıl (2010 sonu); yüksek gelirli ekonomilerde ise 5.5 yıl (2013ün 3. çeyreği) beklemek gerekecektir. Ancak, ILOya göre krizin emek dünyasındaki gerçek etkileri bu rakamlardan daha da şiddetli boyutlardadır. ILOya göre;
Eğer toparlanma süreci boyunca istihdamın arttırılmasına yönelik özel tedbirler uygulanmaz ise şu anda işsiz olan 43 milyon kişi giderek uzun dönemli işsiz konumuna sürüklenecek ve kalıcı olarak işgücü piyasalarından uzaklaşacaktır. ILO uzun dönemli işsizliği bir seneden daha uzun süreli iş arayan ancak bulamayan kesim olarak tanımlamaktadır. (Söz konusu tanıma göre, TÜİK Türkiyede açık işsizlerin yüzde 27.3ünün, yani 930 bin kişinin, bu statüde olduğunu hesaplamaktadır).
İşgücü piyasalarındaki durgunluk iş bulmaktan umudunu kesen, dışlanmış işçilerin sayısını arttırmaktadır. Umudunu yitirdiği için iş aramaktan vazgeçen kişilerin sayısı örneğin, esnek istihdam cenneti ABDde 800 bini aşmıştır. (Tanım farklılıklarına karşın, karşılaştırma yapmak amacıyla, Türkiyede 1 milyon 850 bin kişi.) Böylece tüm dünyada işgücüne katılım oranı düşmekte ve emekçiler yarı-zamanlı istihdam biçimlerine ya da sosyal güvenlikten yoksun enformalleşmeye itilmektedir.
Enformalleşmeyle birlikte işgücü giderek sosyal güvenlik şemsiyesinden dışlanmaktadır. Sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlanan işgücünün toplam içindeki payı tüm dünyada hızla erimektedir. Söz konusu oran Latin Amerika ülkelerinde yüzde 57.8 düzeyine gerilemiştir. (Karşılaştırma için: Brezilyada yüzde 71.5; Meksika ve Arjantinde yüzde 62.5; Türkiyede yüzde 49.)
İstihdamdaki enformalleşmenin bir diğer boyutu da işsizlik sigortası güvencesinden yoksunluktur. ILOnun istatistiklerine göre gelişmiş ekonomilerde dahi işsizlerin işsizlik sigortasından yararlanma oranı sadece yüzde 49dur. Söz konusu oran, Orta ve Doğu Avrupada yüzde 23; Asya ekonomilerinde yüzde 24; Latin Amerikada yüzde 8 düzeyindedir. Bunun da ötesinde, işsizlik sigortası fonları birçok ülkede hükümetler tarafından istihdam dışı harcamaları karşılamak maksadıyla amacının dışında kullanılmaktadır. Ülkemiz bu hususta çok canlı bir örnektir.
***
ILO çalışmasının son derece önemli bir vurgusu da küresel finans sisteminin kriz sonrasında yeniden yapılandırılmasına yaptığı atıflardır. ILO, kriz boyunca küresel finans şirketlerinin kurtarılması ve finans piyasalarının canlı tutulması amacıyla önemli boyutta çaba sarf edilmiş olduğunun altını çizmekte, ancak finans sisteminin işleyişindeki mevcut çarpıklıkların ve kırılganlıkların giderilmesi konusunda herhangi bir girişimde bulunulmamış olduğunu vurgulamaktadır. ILO raporu, daha geniş bir bakış açısıyla, küresel krizin ardında yatan ana etkenin sermayenin kuralsızlaştırılmış finansallaşması olduğunu ayrıntılı gerekçelerle ortaya koymaktadır. Bu konuya önümüzdeki haftaki Ekonomi Politik köşesinde devam etmek arzusundayım.
***
Bütün Cumhuriyet dostlarının yeni yılını, barış ve esenlik dolu günler özlemiyle kutluyorum.
___________________
(*) ILO, World of Work Report, 2009, Cenevre. www.ilo.org
***
Cumhuriyet 30.12.2009
PARA-META-PARA
MUSTAFA SÖNMEZ
Cambaza Bak Cambaza!..
Yaşlı dünyamız çetin bir yılı geride bıraktı. Merkez üssü ABD olan küresel ekonomik deprem, tüm coğrafyaları öyle sarstı ki, herkesin ezberi şaştı. Finansal balonların ardı ardına patlamasıyla kilitlenen, kilitlenme ne demek, yerle yeksan olan piyasalar, piyasacılık, her ülke burjuvazisini devlete yöneltti. Kurtarma, 2009un moda operasyonu oldu. Bankalar kurtarıldı, şirketler kurtarıldı. Bütçe kaynakları boca edildi yangına, merkez bankası muslukları, sıfırlanmış faizler hep küresel kapitalizmin alevlerini yatıştırmak için kullanıldı, yine de ateş küllenmiş değil.
***
Merkez kapitalizmin finansında patlayan kriz, 1980, daha çok da 1990 sonrası sanayi atölyelerine dönüştürülüp, tedarikçi rolü verilmiş Asya, Latin Amerika, yükselen Avrupa (Türkiye dahil) coğrafyalarını finanstan çok, sanayiden vurdu. Merkez ABD, Batı Avrupa, Japonya vbnin finansındaki yangın, orta sınıflarda da gelir kayıplarına yol açtı. Bu sınıfların çevre ülkelerden satın aldıkları sanayi ürünlerine talep düştükçe, bu ülkelerde de sanayiler daraldı, işçi çıkarmaları hızlandı, işsizlik tırmandı.
Bu kaderi Türkiye de 2009da yaşadı. Dış talep daralmasına iç talep küçülmesi eşlik etti. Sanayide kapasiteler yüzde 70lere geriledi. Ekonomi 4 çeyrek üst üste küçülünce işsizlik ve yoksullaşma hızla tırmandı, vergiler azaldı, bütçe açıkları büyüdü, kamu borçları tırmandı. Toplumdaki büyük eşitsizlikler, krizle daha da derinleşti.
2010’a girerken bu sorunları konuşup bunlara çözüm üretmek yerine, gündem her gün başka yerlere taşınıyor.
***
Fiyasko ile sonuçlanmış Kürt açılımının bayatlamış versiyonları arada bir mönüye konurken gözler özellikle Gladyo diye bilinen eski Kontrgerilla, ya da yenilenmiş adıyla Özel Güvenlik Komutanlığı karargâhına yapılan baskında. Yeni cambazlık burada. Duvarın çökmesiyle tüm dünyada artık işlevi kalmadığı için tasfiye edilen NATO ürünü Gladyo, Türkiyede Kürt meselesi bahane edilerek ömrünü uzatmıştı. Kendi derin devletini kendi önünde engel olarak gören AKP iktidarı, köstebekleri aracılığıyla, bu örgütlenmeden sır çalıyor, koz biriktiriyor. Gladyonun tasfiye çabası cambazlığını alkışlayanlar, Gladyonun 1950lerden bu yana bütün eylemlerinin TBMMde kurulacak bir komisyonca incelenmesine, aynı zamanda polis, MİT, Telekomünikasyon İdaresi ve yargının şeffaflaştırılmasına yanaşırlar mı? Emin olun, AKP iktidarı yanaşmaz. Çünkü o zaman AKP içindeki eski MHP ve ANAPlıların Gladyo ile ilişkileri, inşa etmekte oldukları kendi derin devletleri, hepsi gün yüzüne çıkar. O zaman nedir bu cambazlık? Dedik ya, neoliberal-gericiliğin derin devletini oluştururken ayak bağı, eski derin devleti tasfiye etme çabası...
***
2010, minderin üstündeki yalancı demokrasi pehlivanlarının maskelerini indirme, gerçek demokrasi, emek mücadelesinin yükseliş yılı olsun... 2010, akıl, güç, sabır ve kararlılık getirsin.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
“Krizden çıkışta en hızlı Türkiye” diye sunulan haberin aslı meğer “şirket kapatmada şampiyon Türkiye” imiş
Bu kadarına da pes doğrusu
© Bir süre önce Anadolu Ajansı, Dünya Bankası’nın bir anketine dayandırarak Türkiye’nin “krizden en hızlı çıkacak ülke” olarak belirlendiğini tüm Türkiye’ye duyurdu. Habere göre Türkiye, Doğu Avrupa ülkelerinin yer aldığı klasmanda, “çıkış-exit” açısından ilk sırada gözüküyordu.
Ekonomi Servisi - Dünya Bankasının Türkiyeyi krizden en hızlı çıkacak ülkeolarak gösterdiğine ilişkin Anadolu Ajansı haberinin gerçeğin tam tersini yansıttığı ortaya çıktı. CHP Edirne Milletvekili Faik Öztrak, bütçe görüşmeleri sırasında (24.12.2009) haberin özel bir yetenekleaslından çok daha farklı olarak sunulduğunu ortaya koydu. Öztraka göre, AAnın 21.12.2009da Mustafa Seven imzasıyla duyurduğu Dünya Bankasının Doğu Avrupa ülkelerinin bulunduğu bir sıralamada firmalar için kullandığı çıkış oranıifadesinin önüne metinde hiçbir şekilde yer almayankrizifadesi eklenmiş, böylece firmaların piyasa dışında kalma halini (kapanma) belirlemek için kullanılan asıl metindeki çıkış-exitifadesi, krizden çıkışşekline büründürülmüştü. Böylece Dünya Bankasının orijinal metininde krizden en hızlı çıkan ülkeyi tanımlamak için değil, tam tersine Doğu Avrupa bölgesinde kriz döneminde en fazla şirketin kapandığı ya da kapanma sürecinde olan ülkeyi tanımlamak için kullanıldığı exitifadesine bambaşka bir anlam yüklenmişti. Bu yolla türetilen, en yüksek krizden çıkış oranına sahip ülketanımlamasının ise iktisat literatüründe yeri olmadığı belirtiliyor.
Rapor, Dünya Bankası uzmanlarının Türkiye, Bulgaristan, Macaristan, Letonya, Litvanya ve Romanyadaki 1686 şirketin yöneticileriyle yaptığı görüşmelerin sonucunu veriyordu. Bu yöneticilere krizden nasıl etkilendikleri, istihdam kayıpları gibi sorular yöneltilmişti. Cevaplar bu ülkelerden Bulgaristanda kriz sürecinde şirketlerin yalnızca yüzde 0.9nun kapandığı ya da kapanma sürecine girdiğini ortaya koydu. Bulgaristan raporda bu konuda en iyi performansa sahip ülke olarak yer aldı. Ardından oransal olarak en az şirketi kapanan ülkenin Macaristan olduğu ortaya çıktı.
Türkiye ise AAnın haberinin tam tersi olarak Aralık 2007- Haziran 2009 arasındaki süreçte şirketlerinin yüzde 7sini krize kurban veren ülke oldu. Aynı dönemde Türkiye sürekli istihdamdaki yüzde 8lik kayıpla bu alanda en kötü performans gösteren ülkeydi. Şirket yöneticilerinden alınan bilgiye göre yazılan Türkiye değerlendirmesinde kapasite kullanımının yüzde 65ten yüzde 51e gerilediği, satışlarda da yüzde 22 oranında düşüş olduğu belirtildi. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiyede iyimser bir hava olduğunun da altı çizildi.
Öztrak gerçekleri dile getirdi
Eski Hazine Müsteşarı CHP milletvekili Faik Öztrak konuşmasında şunları dile getirdi:
Dünya Bankası, çalışmanın kapsadığı dönemde (Aralık 2007/Haziran 2009) Türkiyedeki şirketlerin yüzde 7sinin piyasadan çıktığını yani kapandığını ya da kapanma sürecinde olduğunu ve bu oranın altı ülke içinde en yüksek oran olduğunu ifade ediyor. Bu cümleden, Türkiye Doğu Avrupada, küresel mali krizden en hızlı çıkabilecek ülke olacakifadesini çıkarmak özel bir yetenek ve çaba ister. Rapordaki rakamlar ile gerek yazılı gerekse görsel medyada yaratılan manzara arasında çok derin farklılıklar hemen göze çarpıyor. Ayrıca raporun hiçbir yerinde Türkiye Doğu Avrupada, küresel mali krizden en hızlı çıkabilecek ülke olacakifadesi de yok.
Tam aksi bir tablo sunuluyor
Anadolu Ajansının türettiği krizden çıkış oranına göre altı ülkenin sıralaması da yanlış. Anadolu Ajansının ifadesine göre Birinci sırada bulunan Türkiyeyi Macaristan ve Romanya takip ediyor”. Dünya Bankasının çalışma özetine göre ise faaliyetten çekilen, kapanan şirket sayısı sıralamasına göre Türkiye birinci, Letonya ikinci, Romanya üçüncü, Litvanya dördüncü, Macaristan beşinci, Bulgaristan altıncı. Firmaların kapanma ya da tasfiye sürecinde olma oranı dikkate alınarak tabloya bakılırsa altı ülke içinde krizden en az etkilenen ülke Bulgaristan, en çok etkilenen ülke Türkiye. Tablo bu kadar açıkken, yaratılan yaygara tam aksi bir tablo sunuyor.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bütçe görüşmeleri sırasında bu haberdeki temel yanlışı ortaya koydu. Öztrak raporun aslında, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 7’sinin “piyasadan çıktığını” yani kapandığını belirterek, bu ifadeden başka sonuç çıkarmanın “Özel bir yetenek istediğini” söyledi.
***
Cumhuriyet 30.12.2009
Asgari ücret 31 lira artarak 577 olarak belirlendi. Sendikalar isyan etti
Emekçiye sefalet ücreti
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Asgari ücret, 16 yaşından büyükler için 1 Ocak 2010dan itibaren yaklaşık 31 lira artışla net 577 lira olarak belirlendi.
Türk-İşin yer almadığı, sadece işveren ve hükümet kesiminin katılımıyla toplanan İşçi Asgari Ücret Tespit Komisyonu, yeni asgari ücreti tespit etti. Buna göre; asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yılın birinci 6 ayında yüzde 5.2 arttırılacak. Böylelikle asgari ücret, brüt 729, net 577.01 liraya yükselecek. Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yüzde 4.3 oranında arttırılacak. Böylece asgari ücret, brüt 760.50, net 599.58 lira olacak. 16 yaşından büyükler için asgari ücrete yapılan zam 2010’da kümülatif yüzde 9.74ü bulacak. Asgari ücretin birinci 6 ayda işverene maliyeti 885.73, ikinci 6 ayda 924.01 liraya çıkacak. Asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için gelecek yılın birinci 6 ayında brüt 621, net 499.62 liraya ulaşacak. Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için brüt 648, net 518.97 liraya çıkacak. 16 yaşını doldurmamış işçiler için asgari ücretin işverene maliyeti yılın birinci 6 ayında 793.94, ikinci 6 ayında 828.39 liraya ulaşacak. Kapıcılar için asgari ücret, yılın ilk 6 ayında brüt 729, net 619.65 lira, yılın ikinci 6 ayında brüt 760.50, net 646.42 lira olacak. Asgari ücret, halen 16 yaşından büyükler için brüt 693, net 546.48 lira, 16 yaşından küçükler için brüt 589.50, net 472.32 lira olarak uygulanıyor.
İşveren fazla buldu!
Öte yandan beklenenden uzun süren komisyon toplantısında işveren kesimini temsil eden TİSK, hükümetin teklifini yüksek bularak itiraz etti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçerin devreye girmesiyle asgari ücret daha yüksek belirlendi.
‘Açlık ücreti bile değil’
Türk-İş Yönetim Kurulundan yapılan açıklamada ise, Siyasal iktidar, demokratik gelenekleri ve sosyal diyalog yaklaşımını bir yana bırakarak, önceden belirlenen asgari ücreti dayatmak yolunu tercih etmiştirdenilerek, şunlar kaydedildi: 2010 yılında geçerli olacak asgari ücret güvenilir, objektif ve bilimsel veriler yerine hükümetin keyfi yaklaşımı ile belirlenmiştir. İşveren kesimi temsilcileri de bu sorumluluğa ortak olmuştur. İnsanca bir yaşama düzeyi sağlamaktan uzak, açlık ücretibile değildir. Çalışanların yoksulluğunu yaygınlaştıracaktır.
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun dünkü karar toplantısına Türk-İş temsilcilerinin oynanan oyunun parçası olmamak ve hükümetin yaklaşımını protesto etmek için katılmadıkları ifade edilen açıklamada, Çalışanlar, teğet geçtiği ileri sürülen ekonomik krizin faturasını ödemeye zorlanmaktadır denildi.
Harçlık diye vermezler’
Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK) Genel Başkanı Resul Akay da yaptığı açıklamada, çay-simit hesabı yaparak işbaşına gelen hükümetin, sekizinci kez açıkladığı asgari ücretle hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Açıklanan asgari ücretin, sefalet ücreti olduğunu ifade eden Akay, Asgari ücrete yapılan artış iktidar mensuplarının çocuklarının bir günlük harçlığı bile değildir değerlendirmesinde bulundu.
Hükümetin, kendini asgari ücretlinin yerine koyarak empati yapmasını isteyen Akay, Asgari ücretli, memur ve emekli 2009 yılını kara bir yıl olarak anacaktır, 2010 yılının da çetin geçeceği ortadadır. Hükümet, bu durumu göz önünde bulundurmalı, memur maaşlarını, asgari ücreti ve emekli aylıklarını yeniden belirlemeli, Asgari ücreti vergi dışı bırakmalıdır dedi.

KARAR ÖNCESİ EYLEM - Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu ile Halkevleri, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun kararı öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. Emekçiler asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek düzeyde olmasını istedi. (Fotoğraf: SERKAN YILDIZ)
***
Cumhuriyet 30.12.2009

Gladyo
TÜRK Silahlı Kuvvetlerine yönelik olarak yürütülen asimetrik psikolojik savaşın doğrudan operasyona dönüştüğünü anlatıyor Bülent Esinoğlu:
İçinde yaşadığımız süreci değerlendirmek ve ne olduğunu anlamak için epey zihin mesaisi sarf ettik. Asimetrik savaş mı, psikolojik savaş mı diye epey oyalandık. Şimdi de kurumlar arası savaş mı, hükümet ile ordu arasındaki savaş mı diye son olayların içine girdik. Bir zamanlar bu günleri öngörmeye ve anlatmaya çalışırken, bazıları bize savaştan bahsediyorsunuz, bu bir abartıdır diye eleştiri yapıyorlardı. Bakıyorum, o eleştirileri yapanlar bir savaştan bahseder oldular. Bizler savaş mıydı, psikolojik miydi diye zaman kaybederken, Gladyo yargı, bürokrasi ve ordu içindeki örgütlenmesini her türlü operasyon yapacak aşamaya getirdi. Genelkurmayın kalbine girdi ve şimdi belge topluyor. Yanlış bir şekilde, bir yıla yakın tartıştığımız, belgeler ıslak mıydı, yaş mıydı meselesinin sonuna geldik. Çünkü irticaya karşı eylem planları ordunun asli görevlerindendi. Hükümet ve dış güçler, ordu üzerine öyle bir baskı yaptı ki, bir cesur paşa çıkıp da bu bizim aslı görevimizdir diyemedi. O mevzi kaybedilince, Gladyo şimdi bir üst mevzii işgal etmeye çalışıyor.
Kozmik arşivden bir sürü doküman alacaklar. Bunların içinde irtica ile ilgili olanları da olacak. Gladyonun doğrudan kendisi ile ilgili olanları da olacak. Bu dokümanlardan irtica ile ilgili olanları açıklayacaklar. Bir zamanlar orduda mevcut olan Gladyo ile ilgili olan evrakları açıklamayacaklar. Gladyoya ait evraklar açıklanırsa içinden Amerika ve şimdiki veya önceki siyasilerin çoğu çıkacak. Operasyonu yapan Gladyo istediği evrakı verecek kullandırtacak, istemediğini vermeyecek. Bir süre bu yeni çıkanları tartışacağız. Ordu kumanda kademesi biraz daha yıpranacak. Dürüst ve Amerika karşıtı olan paşalar ve subaylar temizlenecek ve yollarına devam edecekler. Böylece zibidi aydın yorumu meşruiyet kazanacak.
Hani demiyorlar mı, kim suçlu ise cezasını çeksin. Elbette suçlu olan cezasını çeksin de, bu operasyonlar sonunda ortaya öyle bir durum çıkacak ki, aslında bu devlet için görevini yapanlar tasfiye olacaklar.
Ama Gladyo sanmasın ki, bu iş burada bitecek. Bu kez hesap dışı bıraktıkları asıl kuvvetler ortaya çıkacak. İşçi, eczacı, itfaiyeci, sağlıkçı, taşımacı, ulaştırmacı çıkacak. Yani halk çıkacak.
Apostrof’a yazmak çok yakışıyor
TÜRK Silahlı Kuvvetlerinin yerine yeni bir ordu kurulmasını önermişti birkaç ay önce eski ülkücü yeni İslamcı Mümtaz Apostrof Er Türköne.
Apostrof deyip geçmeyin, adam karısının milletvekilliği münasebetiyle civan padişahının damadı sayılır. Devlet için kurşun atanın da kurşun yiyenin de şerefli sayıldığı bir dünyanın mümtaz elemanı!
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerine yeni bir ordu kurulması önerisine çok kişi gülüp geçti ama işte bugün Türk Silahlı Kuvvetlerinin en mahrem yerlerine girdiler ve hükümetiyle, ordusuyla uyum içinde operasyon üstüne operasyon yapıyorlar.
Bir günde ordu yeniden kurulmayacak tabii ki ama bir şeylerin başlatıldığı kesin!
Durum böyle olunca Apostrofu ciddiye almak gerektiği anlaşılıyor. Adamın son marifeti, gündemin tozu dumanı arasında cezaevine giderek Ankara Bahçelievlerde Türkiye İşçi Partili yedi öğrenciyi öldüren ülkücü katil arkadaşı Haluk Kırcıyı ziyaret etmek oldu. Ziyaretin nedenini soranlara da yazdığı kitap nedeniyle aynı davanın ülkücü katillerinden Ünal Osmanağaoğlu’nu da başka bir cezaevinde ziyaret ettiği. Yaz, Apostrof yaz, sana yazmak çok yakışıyor!
Uyduruk
Sadi Yak: Türk Silahlı Kuvvetlerine darbe uyduramadık, birkaç suikast senaryosu verelim!
Yağmur Deniz
Amerika gibi olalım:
Marketlerde
silah da
satalım!
İlaç
Tayfun Timoçin: İlacın markette makarnayla yan yana satılmasına niye kızıyorsunuz? Demokrasi de makarnayla yan yana duran kömüre satılmadı mı?”
Adalet
Necati Cebe: Kozmik sırların açıklanması serbest, Deniz Feneri sırlarının açıklanması yasak. Adaletin böylesinin hakkından ancak Osman Baydemir gelir!
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöllerin günlüğünden: Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”



#68292 From: Atatrk'mze HZMET Ordumuza KRAN Borluyuz rtem <irtemrefhan@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 12:25 am
Subject: Re: [TURKISHARMENIANFRIENDSHIP] Herkes kendi yerine, mars mars!
refhanirtem
Offline Offline
Send Email Send Email
 
Bu yazy yazan Nuh Gnlta tanmamz gerek o zaman niin gerekleri arptrd ortaya kar.
 
Osmanl Devleti veya Osmanl mparatorluu ( Osmanlca: Devlet-i liye-yi Osmniyye[3] 1299-1922 yllar arasnda varln srdrm bir Trk devletidir.
Osmanl  bir TRK Devleti olduuna gre;
emperyalist lkelerle kuatlp yklmasna sebep veren vererek Gazi Mustafa Kemal Paa Atatrk Osmanl Trk Devletinin dmanlar tarafndan yklmasyla Trkiye Cumhuriyeti Devletini kurmu bizleri z Trkemize kavuturmutur.Trkemizden arapa,farsa ou kelimeler ayklanm Gktrk asl alfabemize dnlerek Osmanl Trkesi bu gnk durumu almtr.
30 Aralk 2009 01:33 tarihinde pak_atilla <pak_atilla@...> yazd:
 

Herkes kendi yerine, mars mars! 
Nuh Gnltas

Kaynak: bugun.com.tr
Yer: Trkiye
Tarih: 29.12.2009

Herkes kendi yerine, mars mars!

Trkiye`nin bugn bogustugu sorunlarin temelinde ok uluslu bir imparatorluk olan Osmanli Imparatorlugu`ndan ulus devlete geisin zlmemis, zlememis sikintilari var.

Nuh Gnltas

Dsnebiliyor musunuz, Osmanli Imparatorlugu yle bir imparatorluktu ki, Genelkurmay Baskani bile bir Alman olabiliyordu.
Ermeniler devlette ok nemli konumlara gelebiliyordu.
Krtler hakeza...
Osmanli insanlarin irklarini ok nemsemiyordu.
Ama yeni Trkiye Cumhuriyeti kurulunca bir anda etnisite, Trklk n plana ikti.
Hatta Trklk adina temelsiz bazi teoriler bile ortaya atildi ve bunlar resmi kabul grd.
Gnes Dil Teorisi gibi, Trke`nin dnya tarihindeki ilk dillerden biri oldugu hatta btn lisanlarin Trke`den redigi gibi...


Utanmasalar Hz. Adem, Trke konusuyordu diyeceklerdi.


Yeni Trkiye Cumhuriyeti`nin kurulusu bir `devrim`le oldu.


Hizli, kkl cesaret isteyen bir istir devrim!


Trkiye Cumhuriyeti`ni kuranlar toplumun modernlestirilmesi adina zorla, jakobence toplumun giyim kusamlarini bile degistirmeyi denediler.


Cumhuriyetin kurulusundan sonra sapka giymeyenlerin bile asildigi bir dnem oldu.


Toplumun o zamana kadar kullandigi alfabe degistirildi. Bir gecede btn lke okumaz-yazmaz hale geldi.


Dolayisiyla tarihle kprler atildi.


Bazi kiyafetler yasaklandi. Halka kiyafetlerini degistirme zorlamasi yapildi.


Devrim Osmanli`nin yikilmasi yerine yeni bir devletin kurulmasiydi.


Tek parti dnemi bu devrimin esaslarini oturtmak iin halkin zorlandigi bir dnem oldu.


Tek parti dneminin gnah galerisi aildigi zaman ortaya ok sedid bir rejim ikiyor.


Istiklal mahkemeleri, takriri skn Kanunu uygulamalari (Huzurun saglanmasi kanunu) daha ok yeni rejimin `gerici` ve `blc` olarak niteledigi kesimlerin zerine yrd.


Siyasi cinayetler ve idamlar birbirini kovaladi.


lkenin esitli yerlerinde patlak verdigi iddia edilen fakat ogu yeni rejimin kendisini gstermek ve kendisine karsi unsurlari sindirmek iin tezgahladigi `gya gerici ve blc ayaklanmalara karsi` ordu ve `yargisiz yargi` ok siddetli davrandi.


Iste Trkiye`de ordunun bastan beri `i dsman` veya `i tehdit` temeline dayali olarak konumlanmasinin sebebi budur.


Dis dsmanlar denize dklms artik ordu yeni devletin i dsmanlari ile ugrasacaktir!


Ve bu srete rejim kendisine ynelik tehditlere savas amis, bunu da ordunun gcyle gereklestirmistir.


Bylece, ufak tefek sorunlari saymazsak yeni kurulan devletin iki byk temel sorunu oldu.


1-Irtica


2-Krtlk


`Irtica` denilen sey ok genis kapsamli bir sey.


Ceza yasalarinda karsiligi yok. Ama fiilen irtica diye bir su var.


Laiklik, devletin temel ilkeleri arasinda yer aliyor ama laikligin Anayasa ya da yasalarda aik bir tanimi yok. Fakat laiklik uygulamada her yerde ve her dilde.


Toplumun laiklikle zit iliskisi bazen bir mevlit okutma zerinden bile kurulabiliyordu.


Ezanin, Kuran`in yasaklandigi dnemleri hatirlayanlar hl yasiyor.


`Irtica` yeni kurulan devletin, dini devlet ve toplum hayatindan soyutlamaya alismasi ile halkin kendi dini degerlerini yasamaya alismasi karsitligi yznden zamanla sorun haline gelirken, yeni kurulan devletin Trklg n plana ikarip bu konuda taraf olmasi da Krtler`i rahatsiz etti ki Krtler bu yzden zaman zaman ayaklandilar.


Krtler disindaki diger etnik unsurlar baskaldirabilecek kadar yekun teskil etmediginden pek sorun olmadilar ama yeni devlet esitli tezgahlarla Trkler disindaki etnik esitliligi azaltma politikasi da gtt.


Simdi...


Iste bugn yasadigimiz sorunlarin temelinde ordunun ie dnk, i dsmana dnk, i tehdide dnk yapilanmasindan kaynaklanan sorunlar yer aliyor.


Tek parti dnemi bitti.


Soguk savas dnemi kapandi.


Dnya degisti, demokrasi mesafe aldi ama Trkiye`de bir yapi ve bu yapinin gizli, illegal organlari hep ayni sekilde kaldi, yerinde saydi.


Simdi yasananlar ordunun demokratik bir lkede olmasi gereken konuma ekilme abasidir. Sikinti ise alismislarin iktidari birakmama abasindan baska bir sey degildir.


Ama karsi koyus beyhude.


Bugn Trkiye`de yasanan olaylarin nasil olup da yasanabildigine sasmamak lazim.


Krt sorunu zlecek, devlet milletle barisacak, buna engel teskil edenler demokrasi erevesine ekilecek.


Devlet halkiyla barisacak.


Karar verildi, ddk tt, cin siseden ikti...


Yayilmaya alisildigi gibi kurumlararasi bir savas yok.


Dolayisiyla daha nce nasil olur diye dsndgmz olaylarin daha ileri boyutlarini grrseniz sasirmayin!




--
Hayatta en hakiki mrit ilimdir.
Mustafa Kemal Atatrk
Askere uzanan diller rsn,eller krlsn
amin..
http://www.askervideo.com/?p=6#comment-266
http://www.askervideo.com/?cat=10


#68291 From: "Ozcan PEHLIVANOGLU" <ozcanpehlivanoglu@...>
Date: Fri Dec 25, 2009 1:57 pm
Subject: SIKIINCA BANA "FAST" DE !
ozcanpehliva...
Offline Offline
Send Email Send Email
 
SIKIINCA BANA &#8220;FAST&#8221; DE !

	 Uzunca bir zamandr yazyorum Yazdklarmn konusu ; milli birlik ve beraberlik
, Trk Milletinin skntlar , sorunlar , tarihi olaylarn gnmze
yansmalar vs...
	 Aklmn erdiince zmde neriyorum . Ancak btn yaptm iin zeti  :Trk
Milleti&#8221;nin hayatiyetinin muhafazas ynnde yine Trk Milletini
uyarmaktan ibaret .
	 Tabii bu durum Trk dmanlarn ok kzdryor . Halbuki ben krk defa Trk
Milleti ne demektir diye akladm .
	 Trk Milleti ve bu milletin mensubu olan Trk'n tanm zannmca hi bir zaman
rk bir anlayn tezahr deildir .
	 &#8220;Trk'e , Trkle hizmet eden herkes Trk'tr&#8221; szn anlayan ve
bu szn gereini yerine getiren herkes  bu milletin yani etnik aidiyeti ne
olursa olsun Trk Milletinin bir evladdr .
	 Bunun tarihimizdeki en nemli rneklerinden biri aslen Polanyal olan , fakat
kendi isteiyle Trkl ve slamiyeti seen , Trkiye iin muhtelif hizmetlerde
bulunan , vatansever ve drst kiiliiyle n plana kan bizim Ahmet Rstem Bey
olarak tandmz Alfred Bielinski yani Alfred Rstem Bey'dir .
	 Ahmet Rstem Bey , Osmanl Hariciye Nezaretinde grev alm , eliliklerde
alm , Karada ve Washington  bykelilikleri yapmtr .
	 Srad bir diplomat olan Ahmet Rstem Bey , Washington Bykelilii
srasnda Amerikan kamuoyunda Trkiye aleyhine taklan tutum karsnda ar
eletirilerde bulunarak Trkiye'yi savunmu ve bu yzden ABD Bakan Woodrow
Wilson tarafndan &#8220;istenmeyen adam&#8221; ilan edilmitir .
	 Alfred Bielinski yani Ahmet Rstem Bey , Milli Mcadele srasnda Mustafa Kemal
Atatrk'n d politika danmanln yapm ve nemli grevlerde bulunmutur .
	 craatlarndan anlald zere Trk Milletine sevdal olan Ahmet Rstem Bey ,
mr boyunca Trk deerlerini savunmu ve bunun ciddi anlamda mcadelesini
vermitir .
	 Milli Mcadele srasnda Mustafa Kemal Paa'yla birlikte stanbul Hkmetince
idama mahkum edilen Ahmet Rstem Bey Sivas Kongresine katlm ve son Osmanl
Meclis-i Mebusan'nda da Ankara mebusu olarak grev yapmtr .
	 Ahmet Rstem Bey nam dier Alfred Bielinski ABD'de Beyaz Saray ziyaretinde ,
yerde serili Ay Yldzl haly grnce sinirlenerek &#8220;Bu yere serdiiniz
ve inenmesini istediiniz hal , benim lkemin onurudur . zerinde dini
inancmzn , hem de bayramzn ayyldz var . Onun yeri ayaklarn alt deil
, ellerin eriemeyecei ykseklerdedir . Bu hal buradan kaldrlana kadar
saraynza adm atmam mmkn olmayacaktr&#8221; diye tavrn ortaya koymutur .
	 te size Trk Milletinin bir deerli asil evladnn portresi . Alfred
Rstem'lerin bizden hi bir fark ve Trk olmak iin illaki etnik olarak Trk
olmasna gereide yoktur . Ruhumuzun Trk olmas yeterde artar . nk biz hem
anadan hem de babadan Trk olan ama Trkln yanndan bile geemeyecek ne
insanlar grdk .
	 fade ettiim Trklk kavram biliyorum ki ; kresel gleri , onlarn
ibirlikilerini ve Trk Milletine dman olanlar ok rahatsz ediyor .
	 Onlar ; Trkleri Orta Asya'nn bozkrlarna srmeye niyetlenmi olan Lord
Curzon'unun gnmzdeki maal elemanlardr diye dnyorum .
	 Benim gibi Trkl bir kltr ve genetik bir zenginlik olarak gren adama bile
tahamml edemiyorlar .
	 Sktka ; haddim olmayan konulara girdiimi , belirtiyorlar , yetmedi rk
olduumu sylyorlar , hzlarn alamayp Ergenokon savclarna ihbar ediyorlar
, savclklara adam tehdit eden etenin eleman diye takdim ederek ikayette
bulunuyorlar .
	 Ama elleri hep bo dnyor . Allaha krler olsun ki ; Trk Milletine
sevdamz ifade etmekten baka hi bir kusurumuz yok .
	 Demek ki ; Milletini sevmek ve Trk Milletine hizmet etmeye almak
bazlarnn gznde byk bir su .
	 Burada bir kez daha ifade etmeliyim  : ben bir Balkan Trkym . Hani u Trk
Milliyetiliinin ve Cumhuriyet fikrinin doup , byyp ,yeerdii bir zamanlar
Trk topra olan Balkanlardan gelen bir Trk'm...
	 imdi Bu Trk topra olan Balkanlar elimizden kayp gitmi durumda . Bunun
farknda bile deiliz . Unutmamz iin birileri elinden geleni yapyor . Bizde
buna direnen bir neferiz .
	 Toplum , Milli airimiz Mehmet Akif'in iirinde seslendii gibi ;
		 &#8220;Kurt uzaklardan bakar , dalgn grrm merkebi .
		   Saldrrm anszn yaydan boanm gibi .
		   Lakin , ak olsun ki aldrmaz otlarm eek ,
		   Sanki tavanm gelen , klksz kstebek !&#8221;
diye tarif ettii bir duyarszln iine planl bir ekilde iletilmi .
	 Biz Trk Milletini iine dt bu durum nedeniyle uyardka malum gafiller
ile Trk Milletine dman olanlar bize saryor . Hadi Trk'e dman olanlar
anladk ama bu gafillere ne demeli ?
	 Diyarbakr Belediye Bakan Osman Baydemir'in Trk Devletine
&#8220;has...tir&#8221; ini grnce bir kez daha yaptm ilerin dopruluuna
kani oldum.
	 Gelin dnemin Meclis-i Mebusan Reisi Halil Efendinin 1914 ylnda
sylediklerine bir bakalm : &#8220;Tarihimizin byk bir hatas vardr . Ondan
kendimizi kurtarmalyz . Harp etmek , kh muzaffer  , kh malup olmak her
millete mukadderdir . Baka milletler , harben kaybettikleri vatan paralarn
unutmazlar ; gelecek nesillerin nnde onlar daima canl tutarlar . Onlarla
birlikte felaket nedenleri de daima yaar . Bu suretle ayn nedenlerin felaketli
neticelerinden gelecei korurlar . Bu yce krsden milletime tavsiye ederim .
Unutmasnlar ! Hrriyet ve Merutiyet meselesi nurunun beii olan sevgili
Selanik'i , Manastr' , Kosava'y , kodra'y , Yanya'y btn gzel Rumeli'yi
unutmamasn tavsiye ederim... Ancak bu suretle felaketimizi , yenilgilerimizi
hazrlayan hatalarn tekrarndan geleceimizi koruyabiliriz...&#8221;
	 Ben bunlar aynen sylyorum ve Trkiye'de gnmzde yaananlar ile gemite
Balkanlarda yaananlar arasndaki benzerlikleri gsteriyor ve gemite
yaananlar Balkanlarn kayb olarak neticelendi diyorum diye kabahatli oluyorum
ve rklkla sulanyorum .
	 Halbuki o kadar uzaa gitmeye bile gerek yok ; Cumhuriyet Dneminde  Trk
Milletine reva grlen muamele ve bu gnk tablo gzlerimizi amaya yeterde
artar . Ama bir anlayabilsek ...
	 Ancak sulanan sadece ben deilim . Benim gibi dnen ve davranan , Trk'm
diyen herkes ayn akibete uruyor . nk kebalar tutulmu ve pusuda olanlar
ak hedefi salvo ateine tutuyorlar .
	 Yreimizin izin verdii lde yazyor ve uyaryoruz . Fikrimiz ak ve net .
Dayanaklarmzn tamam bilimsel . Ya bize &#8220;rk ve faist&#8221; diye
saldranlar ?
	 Onlar sadece sloganla konuuyorlar . Klasik szckleri &#8220;rk&#8221; ve
beni bilmemezlikle itham ediyorlar . Ama buna karlk , kendileri ne
bildiklerini bir trl ortaya koyamyor.
	 Son bir hususu sizlerle paylaarak bitireyim . Ben btn meselelere Trk
Milletinin penceresinden bakyorum .Bununla da iftihar ediyorum . Zaten baka
bir zaviyeden bakmam da mmkn  deil . Ancak bana saldranlarn meselelere
nereden bakt onlarn gnlk menfaatlerine  gre deiiyor .
	 Merak etmeyin gnlm ok rahat , nk kpein duas kabul olup gkten kemik
asla yamaz .

zcan PEHLVANOLU
ozcanpehlivanoglu@...
www.trakyanethaber.com

KAYNAKA :

1.Ahmet Rstem Bey / enol KANTARCI
2.Yzyllardr Harbiye / Prof. Dr. Cemalettin TAKIRAN
3.Yenia Gazetesi ( 24.12.2009) / Arslan BULUT

#68290 From: murattepebasili <sedrek@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 12:58 pm
Subject: Sn Arboan'a soru
sedrek@...
Send Email Send Email
 

Sn Deniz lke Arboan;

 

Akam Gazetesi’nin 30 Aralk tarihli saysnda -yeryzndeki savalar

sona erdirme katkl- ke yaznzda, dman igali iin “Oysa bugn

byle bir dnya alglamas yok” diyorsunuz.

http://www.aksam.com.tr/2009/12/30/yazar/15756/deniz_ulke_aribogan/sirlar_odasi.html


sorum var:

 

1. TSK’nin, halkn rzn ve namusunu savunmak amacyla saklad bilgiler,

neden yabanc ordular iin sr olmamaldr?  


2. Vahet ann srd dnyamzda tm lkeler, neden dman igali

alglamasyla silahlanmak iin avu dolusu para harcamaktadr? (Dnyann

her yerinde asker bulunduran ABD rneinde aklar msnz?)


3. Hkmetin, SIRLAR ODASI’nda, siz dahil –gazeteci olmayan-12 ke

yazarna anlatt Krt alm, dman igali alglamas nedeniyle mi sr gibi

saklanyor?

 

Sayglarmla

 

Murat Tepebal




#68289 From: Bahattin ASLAN <baslantr@...>
Date: Tue Dec 29, 2009 10:24 pm
Subject: ******************************* GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKALTEKEL İŞÇİLERİNİ DESTEKLEMEK İÇİN EYLEMLİLİK KARARI ALAN TÜRK-İŞ YÖNETİCİLERİYLE TBMM’DE GÖRÜŞTÜ VE ‘ BAŞBAKAN, BEN YAN GELİP YATANA PARA VERMEM, YETİMİN HAKKINI VERMEM DİYOR. YETİMİN HAKKINI ÖNCE BAŞBAKAN’A KARŞI KORUMAK LAZIM” MYK TOPLANTISINA BAŞKANLIK EDEN GENEL BAŞKAN BAYKAL, ''TSK ŞÜPHELİ KONUMUNA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR'' DEDİ. ***GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKALTEKEL İŞÇİLERİNİ DESTEKLEMEK İÇİN EYLEMLİLİK KARARI ALAN TÜRK-İŞ YÖNETİCİLERİYLE TBMM’DE GÖRÜŞTÜ VE ‘ BAŞBAKAN, BEN YAN GELİP YATANA PARA VERMEM, YETİMİN HAKKINI VERMEM DİYOR. YETİMİN HAKKINI ÖNCE BAŞBAKAN’A KARŞI KORUMAK LAZIM”***CHP’Lİ YÖNETİCİLER, MİLLETVEKİLLERİ VE ANKARA İL BAŞKANLIĞI YARIN (30 ARALIK ÇARŞAMBA) SAAT 13.30’DA AŞINI İŞİNİ KAYBETMEMEK İÇİN TÜRK-İŞ’İN ÖNÜNDE HAK ARAMA MÜCADELESİNİ SÜRDÜREN TEKEL İŞÇİLERİYLE AŞURE PAYLAŞACAKLAR
baslantr
Offline Offline
Send Email Send Email
 


MURAT KARAYALÇIN'IN ANNESİ YARIN TOPRAĞA VERİLİYOR.
Murat Karayalçın, önceki gün yitirdiği annesini 30 Aralık 2009 Çarşamba günü toprağa veriyor.
Cenaze, Kocatepe Camiinde öğle namazı sonrası kılınacak  namazın ardından Cebeci Asri Mezarlığında defnedilecek.
 Fevziye Karayalçın'a Allah'tan rahmet, Sayın Karayalçın ve yakınlarına metanet dilerim.
Bahattin Aslan

***
HİSSETMİŞ AMA


Kız kurusu otobüsten inerken para çantasının çalındığını anlayınca hemen karakola koşup
komisere dert anlatmaya başladı.
Komiser:
"Para çantanız neredeydi?" dedi.
"Koynumdaydı."
"Hırsızın elini hissetmediniz mi?"
Kız kurusu kızara bozara itiraf etti:
"Hissetmesine hissettim ama para çantam için olduğunu sanmamıştım..."
*
Birileri, AKP iktidarının işi nereye götüreceğini bilmesine biliyorlar ama otobüsten aşağı
itildiklerinde ses verecekler sanırım.  Fakat, atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş olacak...
Onun için gelin, o el aklınızı,ruhunuzu çelmeden müdahale edin.
Saygılarla.
Bahattin Aslan
***

MYK TOPLANTISINA BAŞKANLIK EDEN GENEL BAŞKAN BAYKAL, ''TSK ŞÜPHELİ KONUMUNA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR'' DEDİ. MYK TOPLANTISINA BAŞKANLIK EDEN GENEL BAŞKAN BAYKAL, ''TSK ŞÜPHELİ KONUMUNA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR'' DEDİ.

''BU İNCELEMEDEN NE ÇIKAR YARGI ORTAYA KOYACAKTIR. ANCAK BİR ŞEY ÇIKMAZSA BU KADAR ŞÜPHE KUŞKU NE OLUYOR? DEVLETİN BİR KURUMUNA KARŞI BÖYLESİNE YOĞUN BİR ŞÜPHE NE ANLAMA GELİYOR. BİR ŞEY ÇIKMAZSA VAHİM BİR DURUM OLUR. TSK'NIN DARBE HAZIRLIĞI İÇİNDE OLDUĞU, SUİKAST PLANLADIĞI GİBİ BELGELER ORTAYA ÇIKARSA O ZAMAN DA DEPREM OLUR”
29.12.2009

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL CHP GENEL MERKEZİ’NDE KAYNATILAN AŞUREYİ DAĞITTI. GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL CHP GENEL MERKEZİ’NDE KAYNATILAN AŞUREYİ DAĞITTI.

-“Aşure nedeniyle buluşmamızın arkasında toplumumuzun, kültürümüzün, tarihimizin çok acı olayları, çok üzüntü verici yaşanmış ızdırapları yatar. Bizim tarihimizde de acı ve ızdıraplı günler ne yazık ki çok fazladır. Bu acı günlerin en önemlilerinden biri işte bu aşure vesilesiyle bir kez daha hatırladığımız tarihimizin en ızdırap verici, en acı, en büyük olumsuzluklarından birisinin yaşandığı olaydır. Kerbela olayıdır.”

-“Aşure kendisi çok etkileyici bir tablo. Tek tek her birisinin bir değeri var aşurenin içine giren her şeyin. Ama bir araya geldiği zaman bambaşka bir şey oluyor. Yani her birisi olduğundan fazla bir şey oluyor. Burada beraberliğin bereket üreten, çoğaltan, arttıran gücü kendisini gösteriyor. Ayrı ayrı taşıdığı önemden çok daha fazlasını, kendileri içinde fazlasını bir araya geldikleri zaman ortaya koyuyorlarmış. O nedenle aşure bir anlamda beraberliktir, dayanışmadır, berekettir, azdan çoğu üretmektir, yetersizi yeterli yapmaktır ve yaptığını da paylaşmaktır”
 
-“. Kimse aşure yapıp kendisi yerse o aşure olmaz. Yani aşure ancak birlikte var, beraberlikte var, el ele var. Aşure yaparken de, yerken de toplumsallaşmayı, sosyalleşmeyi, beraberliği gerektiren bir anlayış. O nedenle aşure deyip geçmeyin. Bu aşurenin altında çok derin anlamlar var, muhteşem anlamlar var. Tarih var, insanlık var, siyaset var, ahlak var, inanç var, her şey var”
 
-“İnsanlar iktidarı ele geçirirler, ama ele geçirdikleri iktidar yetersiz olur. Bir şey rahatsız eder onları. O rahatsızlığı ortadan kaldırmak için çok daha büyük yanlışlıklar yaparlar. O yanlışlıklar onları rahatsız edeni rahatsız edici olmaktan çıkarmaz. Haksızlığı hak haline dönüştürmez, yanlışlığı doğru haline dönüştürmez. Çok daha büyük yanlışlıklar yaptırır. İktidara gelinir, gelinmez, güçlü olunur, olunmaz. Ama daima haklı olmayı, daima doğru olmayı, daima mağdurun, masumun yanında olmayı bilebilmek lazımdır”

29.12.2009

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKALTEKEL İŞÇİLERİNİ DESTEKLEMEK İÇİN EYLEMLİLİK KARARI ALAN TÜRK-İŞ YÖNETİCİLERİYLE TBMM’DE GÖRÜŞTÜ VE ‘ BAŞBAKAN, BEN YAN GELİP YATANA PARA VERMEM, YETİMİN HAKKINI VERMEM DİYOR. YETİMİN HAKKINI ÖNCE BAŞBAKAN’A KARŞI KORUMAK LAZIM” GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKALTEKEL İŞÇİLERİNİ DESTEKLEMEK İÇİN EYLEMLİLİK KARARI ALAN TÜRK-İŞ YÖNETİCİLERİYLE TBMM’DE GÖRÜŞTÜ VE ‘ BAŞBAKAN, BEN YAN GELİP YATANA PARA VERMEM, YETİMİN HAKKINI VERMEM DİYOR. YETİMİN HAKKINI ÖNCE BAŞBAKAN’A KARŞI KORUMAK LAZIM”

-“Sen devlet bankasından 750 milyon dolarlık krediyi damadının başında bulunduğu şirkete, hem de yeterli teminatlar olmadan intikal ettirirken yetimin hakkını yemiyor musun? 70 milyonun hakkını, yetim olanın da olmayanın da hakkını yiyorsun. Bunu yapmış biri çıkıp da işsiz kalma tehlikesi içinde karda kışta Adıyaman’dan, Muş’tan kopup gelmiş, aman işimizi, ekmeğimizi kaybetmeyelim, ailemizi açıkta bırakmayalım diye karda kışta kendini havuza atarak mücadele veren insana bunu söyleyebilir mi?”

-“Başbakan kendisiyle ilgili sorumlulukları tamamen unutuyor. Çevrene bir bak. Etrafına bir bak. Kim yiyor yetim hakkını?”
 
-“Tekel’in içki bölümünü sen 292 milyon dolara sattın. Kısa bir süre sonra 900 milyon dolara devretti alanlar. Nerede o yetimin hakkı? Kime verdin o yetim hakkını? 900 milyon dolar eden bir işletmeyi 292 milyona vererek yediğin yetim hakkının hesabını sen bir versene önce....”
 
-“işini kaybetme tehlikesine maruz kalan 12 bin kişinin kabul edilebilir bir şekilde sorunlarının bir çözüme kavuşturulmasını istiyoruz.”
 
-“Maalesef iktidarın bu konudaki tutumu çok kaygı verici, çok üzüntü verici. Önce Başbakan İstanbul’daki bir toplantıda bu konuya çok saldırgan bir üslupla, hakaretamiz ifadelerle, suçlayıcı bir yaklaşımla mağdur olmuş, işsiz kalma tehlikesi içindeki insanların bu durumunu anlamadan yan gelip yatanlara para vermiyoruz dedi”

29.12.2009

D U Y U R U. . . A Ç I K L A M A. . . B İ L G İ N O T U... D U Y U R U. . . A Ç I K L A M A. . . B İ L G İ N O T U...

CHP’Lİ YÖNETİCİLER, MİLLETVEKİLLERİ VE ANKARA İL BAŞKANLIĞI YARIN (30 ARALIK ÇARŞAMBA) SAAT 13.30’DA AŞINI İŞİNİ KAYBETMEMEK İÇİN TÜRK-İŞ’İN ÖNÜNDE HAK ARAMA MÜCADELESİNİ SÜRDÜREN TEKEL İŞÇİLERİYLE AŞURE PAYLAŞACAKLAR
29.12.2009



#68288 From: Tevfik Kaymaz <tkaymaz@...>
Date: Thu Dec 31, 2009 8:19 am
Subject: En güzel yılınız olsun...
tevfik_kaymaz
Offline Offline
Send Email Send Email
 
Zamanı dilimlere bölen insanoğludur.
Her yeni yıl tarihte ve yaşantımızda oluşturduğumuz yepyeni bir bölümdür.
Her ne olursa olsun ; önemli olan , hangi zaman diliminde olduğumuzdan daha çok ,
nerede ve kimlerle birlikte olduğumuzdur.
Yeni yılda en doğru , en güzel , en sevdiğiniz yerlerde ;
en doğru , en güzel , en sevdiğiniz insanlarla birlikte olmanızı dilerim.
 
Tevfik Kaymaz

#68287 From: Uzak Mavi <maviumut2001@...>
Date: Thu Dec 31, 2009 8:28 am
Subject: Soyle gitsin...
maviumut2001
Offline Offline
Send Email Send Email
 
#68286 From: Uzak Mavi <maviumut2001@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 12:53 pm
Subject: Yalnızlık-Hüzün-Umut-Dostluk!
maviumut2001
Offline Offline
Send Email Send Email
 
#68285 From: Mehmet _ <men2003_xx@...>
Date: Tue Dec 29, 2009 9:15 pm
Subject: Ablalarn hi sevmeyen kz.
men2003_xx@...
Send Email Send Email
 
#68284 From: Mehmet _ <men2003_xx@...>
Date: Tue Dec 29, 2009 9:19 pm
Subject: Ben demedim o dedi.xx
men2003_xx@...
Send Email Send Email
 


Windows 7: Size en uygun bilgisayar bulun. Daha fazla bilgi edinin.

#68283 From: murattepebasili <sedrek@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 5:11 am
Subject: Noel Baba'nn mesaj
sedrek@...
Send Email Send Email
 
#68282 From: Uzak Mavi <maviumut2001@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 7:44 am
Subject: yalnızlığım...
maviumut2001
Offline Offline
Send Email Send Email
 

Sen gideli çok oldu,
Bir sevdam kaldı bende geriye.
Sakın verme sendeki sahte aşkı ellere sevda diye.
Her şeyin bende sevdiğim sen nerdesin
Aldanışlarım ,alışkanlıklarım bir de yalanların kaldı sende, sakla .
Yakışır sana
Elvedasız gitmen acıttı canımı varlığında çektiğim acıdan daha çok.
Çok değilmiş varlığın
Oysa o boşluğu dolduran benim tek dostum yalnızlığım...


#68281 From: Mehmet _ <men2003_xx@...>
Date: Tue Dec 29, 2009 9:24 pm
Subject: Trkler sanat retiyor.=)
men2003_xx@...
Send Email Send Email
 


Yeni Windows 7: Size en uygun bilgisayar bulun. Daha fazla bilgi edinin.

#68280 From: SULEYMAN CENGIZ <suleymancengiz@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 2:43 am
Subject: ENBIYA..(Hesab gunu yaklasti!)
suleyman1587
Offline Offline
Send Email Send Email
 
1.Hesab gunu yaklasti!
Gercek bu, algilamazlar!
2,3.Ne zaman yeni bir uyari gelse yureklerden;
dalga gecerler.
4.O, herseyi bilir!
5."Hayir! sacma sapan ruyadir bu!"derler.
6.Bunlardan onceki yok ettiklerimizde boyleydi:
kendilerinden baska kimseyi begenmezlerdi.
Simdi bunlar mi sevgiyi bilecek,iman etmezler?
7.Tarihi bir arastiriniz.
8.Sizi uyaranlar da bu dunyadandir.
9.BIZ,verdigimiz SOZ'u yerine getireniz!..
10.Yeminimizdir bu;KITAP sahidimiz!
........................................
Sehitlerimizin emri uzerine...
Elcilerin ulagina zeval olunmaz!
Sevgiyle,
Suleyman
 

#68279 From: Enis Akdağ <enisakdag@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 5:19 am
Subject: ECZANELER ÜZERİNDE OYNANAN OYUNA DİKKAT
enisakdag@...
Send Email Send Email
 
BiLGi TOPLUMUNA DOĞRU / ÖZLEM YÜZAK
Eczaneler Üzerinde Oynanan Oyuna Dikkat
24 bin eczane ve Sosyal Güvenlik Kurumunu (SGK) karşı karşıya getiren süreç Türkiyede artık işlerin nasıl yürüdüğünün tipik bir göstergesi.
Bakkalın süpermarketlere karşı savaşı tamamen kaybetmesinden, pıtrak gibi neredeyse her köşe başında bir alışveriş merkezi (AVM) açılmasından çok da farklı değil... Ancak burada söz konusu olan insan sağlığı ve ne yazık ki hükümet eczaneler üzerinde bu bildik oyunu oynarken bir taşla birkaç kuş vurmanın da planlarını yapıyor.
Gelin öyküyü baştan alalım:
Süreç basit değil. Eczacılar, uzun süredir kamudan alacaklarını tahsil edemiyordu. Hükümetin sağlık harcamalarında kantarın topuzunu kaçırması, seçim vaadi olarak önüne gelene yeşil kart dağıtması yüzünden SGKye bütçeden aktarılan transferler şişmeye başlayınca önce eczanelere yapılması gereken ödemeler geciktirilmeye başlandı. Hükümet eczacıları depolara karşı borçlandırdı, devletin eczanelere yapacağı ödemeleri aylarca geciktirerek eczacıları finansal darlığa soktu. Şu anda bile birçok eczane depolara ipotekli durumda.
Bu arada bütçe açığı 10 ayda 43 milyar TLyi geçince ikinci planı devre soktu. İlaçta kâr büyük diyerek ilaç fiyatlarını tırpanlamaya başladı.
Ancak tartışma büyüdü. Bu arada SGK, Eczacılar Birliği ile yapılan sözleşmeyi de feshetti. Bunun yerine eczaneler ile teker teker sözleşme yapacağını açıkladı. Eczanelerin buna uysal uysal uyması beklenemezdi. Öyle de oldu. Direniş ile karşılaştı. Eczacıların kepenk kapattıkları 4 Aralık eylemiyle birlikte de ipler koptu.
Tabii bu arada hükümet oyunun ikinci devresinin hazırlıklarına da başlamıştı.
Bizzat Başbakan Erdoğanın açıklaması ile ilaçların marketlerde satılması projesi yeniden gündeme getirildi.
Hatırlarsınız Türkiyede ilaçların eczane dışında satılması konusunu gündeme taşıyan ilk isim Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu ve ağabeyi Aziz Zapsu olmuştu. For Youadlı zincir mağazalarında kişisel bakım ve kozmetik ürünleri satıyor ancak bir yandan da ilacın eczane dışında satılmasına izin verecek yasal uygulamayı bekliyordu. Geçen yıl, For You mağazalarının girişinde Drugstore For You yakında hizmetinizde yazıları asılınca eczacılar duruma itiraz etmişti. Bunun üzerine Zapsu kardeşler Mağazalarımızı yeniden yapılandırıyoruz, vitrinlerimiz çirkin görünmesin diye bu afişleri astık. İlaç satmayı hiçbir zaman düşünmedikaçıklamasını yapmıştı. Ancak mali açıdan zor günler geçiren şirket, Haziran 2009 tarihinde iflas erteleme başvurusunda bulunmuştu.
İlaçta reform konusuna geri dönersek, artık düğmeye basılmış olduğu için ilaçların eczaneler dışında da satılmasını öngören reformun ayrıntıları da derhal kamuoyuna açıklandı.
Buna göre ilaçlar, eczanelerin dışında da, iki ayrı işyerinde daha satılabilecek. Bu işletmelerin ilkini, ithalatçı, üretici ve depolar tarafından açılabilecek ilaç satış zincirleri oluşturuyor.
İkincisi de, hipermarketlerde oluşturulacak reyonlarda gerçekleştirilecek.
Bu, ne anlama geliyor?
Birincisi bireysel eczacılığın giderek tarihe karışacağını ve sermaye çevrelerine ait büyük zincir eczaneler kurulacağını... Zira kanun çıkar çıkmaz ipotek altındaki borçlu eczaneler el değiştirecek. Bunların ne kadarının yandaşlara yarayacağını zaman gösterecek.
İkincisi halkın sağlığı ile oynandığı... İlaç, dünyada sadece ABDde marketlerde satılıyor ve ABD, hatalı ilaç kullanımından hayatını kaybedenler sayısı bakımından listenin ilk sırasında. ABDdeki modelde marketlerde vitaminler, öksürük şurubu, pastil gibi reçetesiz ilaçlar satılıyor. Çünkü orada ilaç reklamı serbest, ilacı ticari mal olarak algılıyorlar. Kişi başına en fazla ilaç harcaması da 680 dolar ile ABDye ait. Türkiyede ise bu rakam 68 dolar. Reklamla pompalanan bu endüstride market sahipleri kazanır, ilaç firmaları kazanır. Bu sistemin devlete de vatandaşa da faydası yoktur.
Gelelim sonuca:
1- İlaç fiyatlarının indirilmesi tüketicilerin yararına olduğu kuşkusuz. İndirim eğer eczanelerin stoklarındaki ürünlere değil de, yenilere yapılıyor olsaydı, eczacıların da sesi çıkmayacaktı. Bu bilinçli olarak yapılmadı ve eczacıların tepkisi kamuoyunda haksız olarak tanımlandı.
2- Türkiyede eczane sayısının çok yüksek oluşu da bir gerçek. Türkiye, Avrupada en fazla eczaneye sahip olan ülke. Bunun nedeni eczacılık fakültesi mezunu her 1000 kişiden yaklaşık 800ünün eczane açması. Bunun sonucunda Türkiyedeki eczane sayısı 23 bin 500lere gelmiş durumda. Gerekiyorsa buna sınırlama getirilebilir.
3- Ancak bu iki veri üzerinden büyük sermaye sahiplerinin çıkarına oyun oynanarak bir mesleği yok etmeye çalışmak kabul edilebilir bir durum olamaz.


Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr

#68278 From: "Ozcan PEHLIVANOGLU" <ozcanpehlivanoglu@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 6:37 pm
Subject: ECZACILARIN SAMMYET TEST ...
ozcanpehliva...
Offline Offline
Send Email Send Email
 
ECZACILARIN  SAMMYET  TEST ...

Eczane sahibi eczaclarn ba dertte . Yakn zaman da alveri merkezlerinde ,
marketlerde , bakkal da , manav da benzer yerlerde ila satm iin hazrlklar
yapldn hkmetin ba  aklad.
lkemiz de 25.000&#8217;in zerinde eczac var . Bu insanlar iyi bir fakltede 5
yl eitim yapmlar . Yetmemi stne  bir de sermaye koyarak mesleklerini 
icra ettikleri , adna &#8220;eczane&#8221; denilen iletmelerini amlar. Yani
bu eczaclar ,  kendilerine ve lkelerine maliyetleri epeyce fazla olan, ayn
zamanda  meslek sahibi ,bir  insan kitlesi ...
imdi de balarnda ekmek paralarna musallat olan bir bela var . Ancak duyarl
olanlar tenzih ederim ama bu duruma mstahak olduklarn dnyorum .
Bu dncemin nedeni u : eczaclar memleketimizin okumu aydn bir snfn
tekil ediyor  ya da ben yle dnyorum . lkemiz de neredeyse her mahalle de
bir eczane var . Perembenin gelii arambadan belli olduuna gre gelinen bu
tablo iin daha dne kadar kln kprdatmayan eczaclar , balarna gelen
skntdan birinci derecede sorumludurlar .
Eczane dnda ila satmaya hazrlanan iktidarn; ite cemaat ve tarikatlarn ,
dta kresel glerin destei ile iktidara geldii ve yine bu glerin destei
ile iktidarda kalmaya devam ettii sar sultann bile anlad bir gerek .
Peki bu iktidarn varln srdrmesi iin neye ihtiya var ? Cevap : kendisini
destekleyen gleri doyurmaya ...
Eczaclarn hepsi , bu iktidar baa geldiinde Trkiye&#8217;nin  sosyal
gvenlik kurumlarnn ilaca ka para dediini ok iyi biliyor. imdi de ka
para dendiini biliyor. Peki bu gne kadar millet ve devlet aleyhine olan bu
gidiata , niye seslerini karmadlar ? Milletin paras , ila ithalat ad
altnda kresel glerin bir paras olan ila trstlerine akarken neden
sustular ?
la sanayimiz kresel glerin eline geerken , ila ihtiyacmzn neredeyse
tamam  ithalat ile karlanrken , ila iin harcanan para ithalatmzda
enerjiden sonra ikinci sraya otururken bu eczaclarmz neredeydi ?
lkemizde konulanm bulunan ve kresel sermayenin elinde olan byk marketler
zinciri elbette yeni kazan kaplar bulmak iin bakalarnn ekmeine gz
dikecek . Ya siz ne yapacaklar sanyordunuz ? Obama&#8217;nn desteini almak
kolay m zannettiniz ? &#8220;One minute&#8221; aslan olmann bir bedeli var
bunu bilmiyormuydunuz ?  Elbette eczaclarda paylarna deni deyecek ...
Salkla ilgili bakanlk tarikat ve cemaatlere teslim edilirken eczaclar niye
sustular ?
Bu gerekleri mahallelerde hizmet verdikleri halka  niye anlatmadlar ?
Ben Temmuz 2007 seimlerinde milletvekili ve Mart 2009 yerel seimlerinde de
belediye bakan aday idim . Varl ve yokluu tartmal bir  Trk
aristokrasisine veya burjuvazisine dahil olmadm yani bir halk ocuu
olduumdan dolay , da bayr demeden dolatm . zellikle her nme kan
eczaneye atlamadan girdim . O zaman byle bir sorunlar da ortala dklmemiti
.
  Onlara sosyal sorumluluk asndan bir eczanenin ve eczacnn nemini aklm
yettii ve dilim dnd kadar anlatmaya altm . Kzmasnlar ama genelleme
yaparsak ok duyarsz olduklarn mahade ettim . Ya da uyarlarmz duymak
istemiyor  &#8220; bizim iimiz tkrnda hadi baka kapya&#8221; der gibi
davranyorlard .
Bu lkeyi korumak o kadar kolay deildir . Eer sadece ayanza basld zaman
feryad ederseniz sizi kimse ciddiye almaz . Buna karlk kendi gcnz
objektif  bir ekilde toplum yararna kullanrsanz size kar yaplacak
hakszlk karsnda millet yek vcud olarak ayaa kalkar .
Lenin&#8217;in Ekim 1917 Devrimini 10.000 kii ile yaparak Sovyetler Birliini
kurduu anlatlr . Bu rnek asndan bakldnda; i banda olan iktidar
1994 ylnda byk baar ile yerel ynetimlerde baa gelirken cami imamlarnn
ve mezzinlerinin desteini almt . Onlar cami cemaatlerine; geri imdi
yanldklarn itiraf etmeselerde mslmanlarn i bana gelmeleri  gerektiini
samimiyetle ve ylmadan anlatmlard . Bu sebeple imdiki  iktidarn baa
gelmesinde eer bir meslek gurubu olarak kabul edilecekse ki ; bence kabul
edilmelidir , din adamlarnn byk rol vardr .
Onun iin lkemizde ki 25.000 eczacnn varl ; lke sathna dengeli bir
ekilde yaylm olmalarna ve sosyo-ekonomik koullarna bakldnda bir
iktidar getirmek ve ya gtrmek iin yeterde artar bile ...
Ayn benzetmeyi Tekel iileri iin de yapabiliriz . ler iyi giderken
onlarnda sesi kmyordu . Ne zaman hkmetin ba musluklar keseceim diye
ferman buyurdu ii protestoya balad . Tayyip dneminin  zelletirme ad
altnda milli deerlerin peke ekilme dnemi olduunu bu Tekel iisi daha
yeni mi anlad ?
Bu millet kendisine ar yaralar aan politikalar uygulayan iktidar , yerel
ynetimlerde 4.dnem ve merkezi ynetimde 2. Dnem bata tutuyor. Eczaclar ,
Tekel iileri , memurlar  , iiler , emekliler , kyller , esnaf ve dierleri
samimi olsalard ; kendilerine bu kadar eziyet eden bir iktidar bata
kalabilirmiydi ?
  Kresel sermayenin Trkiye ubesi TSAD&#8217;lar  yada kresel glerin
kontrolndeki medya  gibiyseniz hi tantana yapmayn. Banza ne gelirse
sesinizi karmadan dizinizi bkp oturun. Eer zaten byleyseniz , siz ne kendi
hakknz ne de bu milletin hakkn koruyabilirsiniz.
Bu hadise; malum hikayedir gneydou da isot tarlalarna giren Fransz
askerlerini kovalamaya benzedi . Yani bana dokanma da ne yaparsan yap . Ne yazk
k i sana da gn gelir ite byle dokunurlar...
Hepinizin bildii bir olay bamza geliyor ve hala seyrediyoruz . Hatrlarsanz
Afrika&#8217;ya giden emperyalizmin nc kolu olan misyonerler ellerindeki
incili Afrikallara verdiler ama karlnda Afrika&#8217;nn zenginliklerini
aldlar . Bunlarn izinden gidenlerde Allah , Peygamber , Kuran diyerek lkemizi
bu hale getirdiler ve sonuta kendileri zenginletiler .
Hala bireysel menfaatlerimizin peinde kouyormuuz gibi geliyor . Bu sebeple
Allah sonumuzu hayr eylesin ...
Gelelim yine eczaclarmza ; eer samimi iseler sadece kendi sorunlarnn
zm ve dolaysyla millet menfaatlerinin korunmas bakmndan zerlerine
deni yapmal ve bulunduklar her noktada halk aydnlatarak  , lkenin bu
badireden kurtulmasn salamaldrlar .
Ayn szm Tekel iileri , emekliler , memurlar , esnaf , ii ve kyllerimiz
iinde geerlidir. Bir parmak bal aklmz kr etmeye yetiyorsa varsn manav 
bile ila satsn . Bu da yetmez diyenlere simitiler ve msrclar da hatta
ayakkab boyaclarna bile ila sattralm diyorum . Onlarda hayat
niversitesinden mezun . Ne demiler anlayana sivrisinek saz anlamayana davul
zurna az ...

zcan PEHLVANOLU
www.trakyanethaber.com
ozcanpehlivanoglu@...

#68277 From: Enis Akdağ <enisakdag@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 7:58 am
Subject: FIKRA
enisakdag@...
Send Email Send Email
 

Yolda çamurla oynayan küçük bir çocuk ordan geçen bir polisin ilgisini çeker ve çocuğa sorar;
-"Ne yapıyorsun ufaklık ?..." Çocuk da;
-"Polis yapıyorum" der..,
Bu cevap polisin hoşuna gider ve sorar;
-"Anlat bakalım nasıl yapıyosun polisi ?..."
Çocuk cevap verir;                                   
-"Çamuru alıyorum içine su ve bok katıyorum polis oluyor "der...
Bunu duyan polis çocuğu bir güzel döver.Ertesi gün polis yine çocuğa rastlar ve bakar çocuk yine çamurla birşeyler yapıyor..
-"Ne yapıyosun lan sen burda !.." Diye sorar...
Çocuk yine;
-"Polis yapıyorum !.. "der.
Polis;
-"Anlat bakiim nasıl yapıyosun?..
Çocuk aynı cevabı verir...
-"Çamur alıyorum su ve bok katıyorum polis oluyor..." der ve yine güzel bir dayak yer !...
Ertesi gün yine herşey aynı...Polis bir hışımla gelir ve;
-"Ulan sen akıllanmicakmısın ha; piç,velet,yine mi polis yapıyosun ?..." der...
Çocuk bu sefer;
-"Hayır,polis değil asker yapıyorum !.." der.
Bu cevap üzerine polis;
-"Anlat bakalım askeri nasıl yapıyosun ?.." der.
Çocuk;
-"Çamur ve su'yu karıştırıyorum asker oluyor !.." der.
Polis merakla;
-"Ee buna niye bok katmıyosun ?..." der...
Çocuk cevap verir;                                       
-"Katınca polis oluyor !..."



Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr

#68276 From: Uzak Mavi <maviumut2001@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 7:52 am
Subject: Cok Seviyorum
maviumut2001
Offline Offline
Send Email Send Email
 

....
Şiire de, şaire de, hayata da kızılır.
Kapının önüne gelinir,
Alışkanlık icabı kapı çalınır.
Yalnızlık pusuya yatmıştır içerde. Duyar ama açmaz kapıyı.
Neden sonra hatırlarsın, anahtarını çıkarırsın.
Kapıyı anahtarla açmayı sevmiyorum ben.
Yalnızlığını sevmiyorum.
Ben yalnız, ben yalnız
Seni çok ve çok
Ve çok Seviyorum "...


#68275 From: Enis Akdağ <enisakdag@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 11:01 am
Subject: 2009 ANADOLU AJANSI FOTOĞRAFLARI PPS
enisakdag@...
Send Email Send Email
 
 
 
ANADOLU AJANSI'NIN 2009 YILI SEÇTİĞİ FOTOĞRAFLAR


Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr

#68274 From: Uzak Mavi <maviumut2001@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 7:59 am
Subject: Pop Folk Cd2 (2009)
maviumut2001
Offline Offline
Send Email Send Email
 

Pop Folk Cd2 (2009)

 

http://www.file-upload.net/download-2115780/Pop-Folk-Cd2--2009-.rar.html

 

uzakmavi

 

 

  1. Esin Afşar / Hacer Hanım
  2. Gökhan / Al Sazım Vur Sazım
  3. Ayla Dikmen / Niksar'ın Fidanları
  4. Modern Folk Üçlüsü / Dözerem
  5. Nesrin Sipahi / Doldurun Kadehleri
  6. Faruk Akel / Kundurama Kum Doldu
  7. Rıfat Oncel / Ayrılık Olmasaydı
  8. Rana Alagöz / Vah Bacımm Vah - Mehmedim
  9. Serdar Öztürk / Yeşil Ördek Gibi
  10. Bulanımlar / Güzel
  11. Bora Ayanoğlu / Ecel Gelmeden
  12. Guzin & Baha / Neyleyim
  13. Tanju Okan / Haydar Haydar
  14. TPAQ Batman Orks. / Aya Bak Yıldıza Bak
  15. Moğollar / Hamsi


#68273 From: Uzak Mavi <maviumut2001@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 7:46 am
Subject: yalnızlık paylaşılmaz..
maviumut2001
Offline Offline
Send Email Send Email
 

YaLIn kaLmak Bir Benzerinin oLmamasIdIr,
Yada oLupta Seni AnLamamasIdIr .
Birisinin yüzLerce tanIdIqI oLsa ,
1 tanesi biLe anLamIyorsa ,
''O''Insan Sigara KüLü Kadar yaLnIzdIr .
Yatmadan önce kimseyi dü$ünmeden yatmak YaLnIzLIktIr.
MiLyonLarca DamLanIn IcInde SusamaktIr yaLnIzLIk ! ..
Sessizce , AmaçsIzca , Yasamaya , Nefes aLmaya çaLI$mak ...
 
alıntı
 
 


#68272 From: "Ali Serdar Bolat" <serdarbolat@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 10:13 am
Subject: İlk Türk otomobili "ATTİLA" satışa sunuldu
aliserdarbolat
Offline Offline
Send Email Send Email
 

 
 
İLK TÜRK OTOMOBİLİ “ATTİLA” PİYASADA

Kazakistan, Büyük Hun İmparatorluğunun efsane lideri Attila’nın adına özel bir otomobil yapıp piyasaya verdi.

Tamamen Türk ruhu ile hazırlandığı belirtilen ‘Attila’ adlı otomobil, büyük imparator Attila’nın ölümünün 1.550′nci yılına denk getirildi. Tamamen Kazak sanayisinin gerçekleştirdiği Atilla, Kazakistan’ın ilk otomobili olarak da tarihe geçti.

1993 yılında ilk kez kendi otomobillerini yapmaya karar veren Kazaklar, 2003 yılına kadar tam 10 yıl bu projenin alt yapısını hazırladı. 2003 yılında Türk ruhuna uygun olarak tasarlanan Attila, bu yıl tamamlandı.

İlk etapta Kazakistan’da piyasa verilecek olan Attila, daha sonra ihraç edilecek.

ATTİLA KİMDİR?

Attila (d. 406 – ö. 453), Hun İmparatorluğu’nun hükümdarıdır. Babası Muncuk Han’dır. Amcası Rua, onu babası öldükten sonra bozkırda tek başına yaşamaya çalışırken buldu ve yanına aldı. Vizigotlara karşı Roma İmparatorluğu’yla ittifak yapan Attila, bir süreliğine Roma’ya Flavius Aetius’un davetlisi olarak gitti. Her şey iyiye giderken, Rua’nın ölüm haberini aldı. Geri dönerek kardeşi Bleda ile birlikte Hun İmparatorluğu’nun ortak hükümdarı oldu. Bleda 445 yılında öldü.Bu durum Attilanın tek başına Hun hükümdarı olmasını sağlamıştır. Daha sonra aşık olduğu esir kızla (Nakara) evlenen Attila’nın bir oğlu oldu, doğum sırasında eşi Nakara hayatını kaybetti.

Avrupa kıtasının üçte ikisinden fazlasına hakim oldu ve devletin sınırlarını Asya’ya taşırdı. Hükümdarlığı boyunca ordusu ile Batı ve Doğu Roma imparatorluklarını sık sık istila eden Attila, Orta Çağ kaynaklarında acımasızlığı ile anılır. Bu nedenle de Avrupa dillerinde Attila “Tanrı’nın Kırbacı” (İngilizce: Scourge of God, İtalyanca: Flagello di Dio, Fransızca: Fléau de Dieu) olarak anılır.

Buna karşılık Germen (Alman) efsanelerinde Attila, çok büyük ve iyiliksever bir hükümdardır. Attila’nın sarayında birçok Germen hükümdarı yaşar. Nibelungen Destanı, Hun-Germen mücadelelerinden meydana gelir. Bu hikayelerde Attila, Etzel adında büyük otoriteye sahip, barışsever ve yalnız asilere karşı kılıç kuşanan asil ruhlu bir hükümdardır. Avrupa Hun İmparatorluğunun başkenti olan Etzelburg adının buradan geldiği bilinmektedir. Aetus ile yaptığı Katalon Savaşında Roma ordusu dağılmış Batı Got kralı Theodeirch ölmüştür. Attila ordusunu dinlendirerek kaçan Aetus’u takip etmedi.

Batı Roma İmparatorluğuna sefer yaparken Papa’nın araya girmesiyle (Papa Attila’nın önünde diz çöküp af dilemiştir.) Attila Roma’yı fethetmedi ve vergiye bağladı. Attila 453 yılında son eşi tarafından gerdek gecesi öldürüldü.

Mezarının nerede olduğu bilinmemektedir. Cenazesine katılanlar, mezarın yerinin bilinmemesi için öldürülmüştür. Ama tarihçiler arasında Tuna Nehri’nin yatağının bir süreliğine değiştirildiğine ve hazineleriyle birlikte Attila’nın nehrin altına gömüldüğüne, daha sonra da nehir yatağının eski haline getirildiğine dair yaygın bir inanış vardır. Nehrin aşırı uzunluğundan ve bir çok ülkeden geçtiği için bürokratik sorunlar çıkacağından kazı çalışması yapılamamaktadır.(Vikipedi)

http://guneyturkistan.wordpress.com/2009/12/27/ilk-turk-otomobili-atilla-piyasada/

image00132.jpg

image00214.jpg

image0037.jpg

image0045.jpg
 
haber: YILMAZ KARAHAN


#68271 From: "Ali Serdar Bolat" <serdarbolat@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 11:17 am
Subject: Tayyip Erdoğan'ı kurtaracak bir darbe olmayacak
aliserdarbolat
Offline Offline
Send Email Send Email
 

 

Ya darbe olmazsa?..

Bekir Coşkun

30 Aralık 2009
 
DARBELER her zaman siyasetçileri kurtardı.

Siyasiler ne zaman işi berbat etseler, askerler darbe yaptılar…
Ve her darbede demokrasi battı, ama siyasetçiler kurtuldular.
Onlar sanki başarıları engellenmiş birer “mağdur” gibi her zaman geri döndüler.

Demirel dönüp cumhurbaşkanı olurken, Ecevit ile Erbakan dönüp başbakan oldular darbelerin yüzü hürmetine…
Baykal’a genel başkanlık yolunu açan 12 Eylül’dür…

Tayyip Erdoğan’ı iktidar yapan ise 28 Şubat…
 
Bu sefer?…

Bu sefer “Darbe dönemi kapandı“ diyorlar…

Askerler sindi, artık ne olursa olsun darbe-marbe yapmaz…

Peki kim kurtaracak arkadaşları?.
.
Bakın Türkiye ne halde…

Her gün bir kesim sokaklara dökülüyor.

Büyük sermaye panikte…
AB umudu tümden yok olurken, işsizlik ve açlık, sesi çıkmayan kitleleri vuruyor.

Her gün Doğu-Güneydoğu bölgelerinde isyan provaları var, hepimiz biliyoruz ki Türkiye bölünüyor.

Devlet?..

Devlet yok oluverdi…

Güvenlik kurumları birbirlerini basmaya başladılar. Yargı bölündü, polis bölündü, devlet kendisiyle savaşıyor…
En sakin insanlar televizyonlara çıkıp “Ben böyle bir dönem görmedim” diyorlar, korku içinde…
 
Tayyip Erdoğan henüz başına gelenin farkında değil…
Onu kurtaracak kimse kalmadı…

“Düzeltecektim bırakmadılar” demek ve "mağduru oynamak"  için birileri gelsin isteyecek…

Gözü yolda kalacak…

Ama kimse gelmeyecek…

Darbe dönemi kapandı çünkü


#68270 From: Tevfik Kaymaz <tkaymaz@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 7:41 pm
Subject: Fettullah Gülen in nasihatleri izleyin izlettirin.
tevfik_kaymaz
Offline Offline
Send Email Send Email
 
#68269 From: vahdet nafiz aksu <vahdetnafizaksu@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 12:11 pm
Subject: Derin özlemler Şafağı
vahdetnafizaksu
Offline Offline
Send Email Send Email
 
Derin özlemler Şafağı
 
Gölgelerin birbirini özlemesi
Alabildiğine aydınlık bir günde ...
Minik bir bulut bile yokken
Güneşin önünde ...

Böyle bir özlem tablosu çizer
Ufka boydan boya, minik parmakların ...

Hazin olan nedir bilir misin?
Ufuk seyyahı gözlerim için ...
Yeşile hudutlar çizmiş mevsim
Zerre bir hükmü yok mavinin
Siyah, karanlıkta kaybolmuş
Şafak, gözlerinle hala ihtilafta ...

Şu yolcu niye susuz?
Tam da Pınarın başında ...
Kurumuş dudaklara hasret su,
Yolcu, şişeler bulmak telaşında

Hazin olan hasret değil, hayır
Ayrılık, edepli bir konuk ...
Donuk bakışlarıyla meydan okumakta
Ezanla birlikte Yeşil gözlerin ...
Milyonluk şehre Yalnızlık damlarken
Hüzünlü yüzünden ...
 

Vahdet Nafiz Aksu

 
 
 
 


#68268 From: Enis Akdağ <enisakdag@...>
Date: Wed Dec 30, 2009 1:51 pm
Subject: ECOLOGICAL ARCHITECTURE
enisakdag@...
Send Email Send Email
 


Yahoo! Türkiye açıldı!
Haber, Ekonomi, Videolar, Oyunlar hepsi Yahoo! Türkiye'de!
www.yahoo.com.tr

#68267 From: ISIK <darkness2light@...>
Date: Thu Dec 31, 2009 7:28 am
Subject: YAZIK OLUYOR BZE!
darkness2lig...
Offline Offline
Send Email Send Email
 

YAZIK OLUYOR BZE!

Reit an

30 Aralk 2009

Osmanl’nn nnde batn, Cumhuriyet’in nnde ise kuruluun rnei yoktu.
Birisi; kiisel ikbal peinde ve bakalarnn nasihatndan medet uman devekularnn acizlii ile batmann, dieri ise; bir Deha’nn nderliinde, akl ve bilimi esas alp, yurtsever ve namuslu insanlarn himmetiyle zgr ve onurlu bir lke yaratarak adala doru adm adm ilerlemenin benzersiz rnekleri olarak karmzda duruyorlar. 


Bizim admza tarihi okuyan, yorumlayan ve ders karanlar; i ve d koullar bakmndan gnmzde yaananlarn, tpk Osmanl’nn son dnemiyle rttn sylyorlar.Atatrk’mz ise, her sz ve uyars ile srekli olarak hakl kt ve kyor zaten.
“zgrlk ve demokrasi” klf altnda; bizi paralamaya ynelik dardan yaplan dayatmalar ile, kaleyi ierden fethetmek isteyen rk ve dincilerin ibirlii, onlarda “tam zamandr” kansn glendirmi ve aztm bir halde ak meydan savan gze aldklarnn iaretleri saklanamaz hale gelmitir.
Ykm ruhsatn verenlerle, ykm durduracak olanlara kumanda edenler ayn Taraf’ta olduu iin, ykm ekibi ok rahat almakta, ykmn “mdahalesiz” tamamlanmas iin de “glerin birbirini etkisizletirme mcadelesi” “demokratik ve yasal” bir ekilde gzlerimizin nnde srdrlmektedir.
TSK, MT ve Emniyet’in rtl sava gazete ve televizyonlardan ibretle, hznle ve kaygyla izlenmektedir.Dinleme, izleme, ev, ofis basma, arama, gzaltna
alma
, tutuklama, intiharlar bitmemekte, Emniyet ve MT’in kendi ilerinde de “yerel savalar”n olduundan sz edilmektedir.
MT ve Emniyete asker gibi silahlanma yetkisi verilmek istenmesi, Silahl Kuvvetler’in SAT gibi, zel Kuvvetler gibi en sekin birliklerinin taciz edilerek personelinin datlmas moralleri bozmaktadr..
Dmann korkaca birliklerden, onlarn “sprmeyip kulland ve seimi kazanmas iin her trl destei verdii” bir siyasi parti ve emrindeki i gvenlik birimleri adeta korkmakta ve zerine ullanmaktadr. ABD uvalndan sonra “yerli uval harekat” ile, en gl kurum srekli savunma konumunda braklmaktadr. Yaanan bu gelimeler nda akla u ihtimaller gelmektedir:


–TSK; ttihat Terakki’ye dnmtr.in iin kaynamakta ve iktidara el koymak iin belirli gruplar veya hiyerarik dzen iinde btn ordu frsat kollamaktadr. Bunu siyasi iktidar ve emrindeki polis, yarg, savc, MT, dinlemelerle ve szma elemanlarla bilmekte fakat Genelkurmay Bakan bilmemektedir.

 

–Genelkurmay Bakan hereyden haberdardr.

 

–Asker; gemiteki deneyimleri nedeniyle asla bu kirli tertiplerin iinde deildir fakat, devletin Anayasal niteliklerinin, blnmez btnlnn ve Lozan bata olmak zere ulusal karlarmzn korunmas konusundaki hassasiyeti nedeniyle, emperyalistlerin, laiklikten sabkal iktidarn ve blclerin en byk engelidir ve yaadmz tertiplerle ypratlp tehdit olmaktan karlmaldr!

 

–ktidar; ekonomik ve siyasal baarszlklar nedeniyle hzla oy kaybetmekte ve Silivri davas, alm, slak imza, Kafes, suikast v.s. ile askeri tahrik ederek darbeye zorlamakta, altndan kalkamad bu ykten kurtulup daha sonra madur olarak toparlanp geri dnmek istemektedir.

 

Bu ihtimallerin her birisi vahimdir ve biran nce akla kavuturularak sorumlular istifa/azil/ tutuklanma yoluyla o makamlardan alnmaldr. Bu topraklarda zgrce yaamamz, ibadet etmemizi, gven iinde uyumamz borlu olduumuz ve gnlden bal bulunduumuz TSK’nn, vatanda gzyle hatalar unlar olmutur:

 

–Asker, demokrasiye bal olduunu ve yapabilecek gte olmasna ramen darbe yapmayacan peinen aklayarak caydrcln nemli lde yitirmitir.Bylece, toplumdan, yargdan korkmayan ilkel kafalarn ekinecei bir g kalmam, diktatrln yolu almtr.

 

–Komuta kademesi, devlet adamlnn sabr, grgs, ciddiyeti ve drstl ile hareket ederken, karsndakilerin de bu kalibrede olduklarn teorik olarak kabul etmi, dolaysyla pratikte devaml gol yemitir.

 

–Yarg ve Emniyetin arlkl olarak kimin tarafndan ele geirilip ynlendirildiini sar sultan bile duymuken, belgelerin, senaryolarn sahtelii tekrar tekrar ortaya kmken, her iddia ve iftirada, “hukuka sayglyz, sonucunu bekliyoruz” denilerek klann, karargahn, lojmann kaplar gelenlere alm, nice masum, kahraman, fedakar, iyi yetimi deneyimli asker kurtlar sofrasna braklmtr. Bu hem personelin moralini bozmu, evkini krm, onurunu zedelemi, hem de nyargyla/ zel maksatla saldranlarn cretini artrmtr.

 

–Basnda, medyada zel grevle akyan terbiyesiz ve ahlaksz gruhun hakaretlerine yarg yoluyla da olsa tepki gsterilmemitir.

 

–Maksatl ve yalan haber ve yorumlar ortal sararken suskun kalnm, olumsuz etkileri gnlerce srp beyinler ykandktan sonra aklama yaplmtr.

 

–uval olayndaki tepkisizlik, Dolmabahe sonrasndaki suskunluk, MGK’lardaki idare-i maslahatlk veya fikri takipsizlik, fslt gazetelerini harekete geirmi, “her halde aklar var, iktidarn adam, AB, ABD, NATO’cu” gibi yaktrmalara ortam hazrlamtr.

 

–Toplum, Genelkurmay Bakanlar’nn “asimetrik psikolojik savala kar karyayz” trnden ikayeti, sanki merhamet talep eden ve acziyet sergileyen grnmlerine alk olmad iin hayal krklna uram ve vaktiyle vatani hizmetini yapt, imdi de olunu, torununu yollad bu ocan iine drld durumdan ac ve kayg duyar hale gelmitir. lke, sandktan km fakat kiisel, partisel kar hesaplaryla ibirliki olmu, kendi ifadeleriyle “ilk defa i ve d hedefler, emeller,karlar rtm”, devletin bekasn, lkenin btnln tehlikeye atmaktan ekinmeyen ve belki de isteyen bir iktidarn ynetiminde tehlikeli sulara doru ilerlemektedir.

 

Muhalefet sadece konumay ve aralarnda blnmeyi brakp da lkeyi erken seime gtrmeyi baaramazsa; bugne kadar olduu gibi, gstere gstere, konua konua adm adm ilerleyen eriatlarla, ayrlk krtler, nce kurumlar gven ve itibar erozyonuna uratarak kprdayamaz hale getirecekler, sonra silahlandrdklar dier gvenlik gleri ve milislerle denecek bedeli bytecekler, daha sonra da ya direnenleri grevden alp etkisizletirerek, ya da bir i atmay balatarak bu lkeyi lke olmaktan karacaklardr. Bu devletin kaderine hkmedenler; Osmanl’nn devekular m, Atatrk’n hitabesindeki genliin devam m olduklarn gstermek zorundadrlar.Gaflet ve dalaletleri, hyanete dnmeden bir karar veremezlerse bunun malubu Trkiye Cumhuriyeti, maduru ise Trk Halk olacaktr. Tarihimizi, ran, Irak rneklerini, Atatrk’n tlerini, uyarlarn unutmayalm! Yazk oluyor bize!

 




--
Karanln en koyu olduu an,
Aydnln en yakn olduu zamandr.

                                   Sevgiyle Kaln...
                                       Ik (Bay)

Bilgi sahibi olmadan, Fikir sahibi olmaynz...

#68266 From: Tevfik Kaymaz <tkaymaz@...>
Date: Thu Dec 31, 2009 8:39 am
Subject: GÜZEL GÜNLER ( Mustafa Durna )
tevfik_kaymaz
Offline Offline
Send Email Send Email
 
GÜZEL GÜNLER  ( Mustafa Durna )
Annemi seviyorum….
Anneler gününü sevmiyorum!...
Babamı seviyorum…
Ben de bir babayım.
Ama babalar gününü sevmiyorum!...
Öğretmenimi çok seviyorum….
Üstelik ben de bir öğretmenim, çocuklarım da öğretmen.
Ama öğretmenler gününü sevmiyorum!...
Kadınları seviyorum.
Kadınlar gününü sevmiyorum!...
Sevgili eşimi çok seviyorum…
Sevgililer gününü sevmiyorum!...
Artık sevmiyorum, sevmekten korkuyorum!...
İnsan Hakları Gününü, Dünya Barış Gününü
...
Haberin Devamı... »


--
www.ciddiyizbiz.net

Messages 68266 - 68295 of 68295   Newest  |  < Newer  |  Older >  |  Oldest
Advanced
Add to My Yahoo!      XML What's This?

Copyright 2009 Yahoo! Inc. All rights reserved.
Privacy Policy - Terms of Service - Guidelines - Help